7 Haziran 2013 Cuma

GARDİYAN

MERHABALAR; Geçtiğimiz haftalarda İzmit Kitap fuarından aldığım (yaptıkları indirimden dolayı Postiga Yayınları'ndan 7 adet kitap aldım.) kitaplardan birini paylaşmak istiyorum sizlerle..

HAMRET BAHA DALYAN'ın kaleme aldığı GARDİYAN

Kitabın genel hatlarıyla başlayalım paylaşımımıza...

Roman kendi içinde iki ana kurgunun birleşmesinden oluşmaktadır. Birinci kurgunun başkahramanı Cemile isimli bir gardiyandır. Aydın Cezaevinde çalışmaktadır. 7. Koğuşun gardiyanıdır.

İkinci kurgunun ve romanımızın başkahramanı Meral’dir. Meral’in koğuşa gelmesiyle koğuştaki kadın sayısı da yediye çıkmıştır. Her bir kadının kendine göre bir hikâyesi, küçük ya da büyük suçu ya da suçları vardır.

Koğuşa yeni katılan Meral sessizliğiyle ve güzelliğiyle Cemile’nin dikkatini çeker. Bir de elinden düşürmediği defterleriyle. Cemile bu defterlerde neler yazıldığını çok merak eder, hatta bir ara koğuştaki kadınlardan birine çaldırmayı bile düşünür.

Koğuşta önce evlat katili Zeynep sonra da Meral Tifo olurlar. Zeynep çok dayanamaz ve ölerek evladına kavuşur. Meral’in ateşler içinde hastalıkla mücadele ettiği gecelerde başında Cemile bekler ve Meral defterlerini okuması için ona izin verir. Meral’in iki tane defteri vardır. Biri kendi hayatını günlük olarak yazmıştır, diğerinde ise kızına yazdıkları vardır.

İlk defter Meral’e 8. doğum gününde arkadaşı Nuran tarafından hediye edilmiştir. Meral’in 8. Yaş günü aynı zamanda hayatını alt üst eden “YAS” günü de olmuştur. Kutlama için bekledikleri babası eve gelmemiş onun yerine ölüm haberi gelmiştir.

Defter bu olayın üzerinden yani 20 Nisan 1943’den 6 yıl geçtikten sonra 20 Nisan 1949’da yazılmaya başlanmıştır. Bundan sonra Meral’in alt üst olan hayatı, yaşadığı acılar sırasıyla defterde yerini sırasıyla alır… Defterin başlangıç bölümlerinde Meral Arkadaşı Nuran’la konuşur gibi yazar defterini. Yıllar sonra Nuran’ın yerini Tijen alır..
Ancak tarihlere çok da yer verilmez ve de bölüm başlarında 3 sene sonra,6 yıl sonra gibi ifadelere yer verilir.

Roman başlandığı gibi gardiyan Cemile tarafından bağlanır.. 


Önce arka kapaktan başlayalım; 

 ARKA KAPAK:

Romanımızın kahramanı Meral'in günlüğünü okurken aşkın en yücesini, fedakârlığın en büyüğünü bulacak, tükenmeyen acılarını, gün be gün ördüğü çilelerini ve günahkâr zevklerini göreceksin. Neşeye, sevgiye, mutluluğa susamışlığı, hasret çeken yoksul gönüllerin yorulan vefalarını, Yaradan'a isyanın şaşkınlığını ve sevgiden soyutlanmışlığını okuyacaksın. 

1940'lı yıllardan başlayan ve 1980'lere uzanan bu yolculuk, aslında siyasal gerilimlerin hem dünyada hem de ülkemizde yaşandığı yıllarda geçiyor. Belki arka planda ihtilâller, toplumsal çalkantılar yaşanıyor ama romanı okurken bunlara tanık olmayacaksın. Sadece insan ilişkilerinin birbirimizi nasıl yoğurduğunu, birbirimize muhtaç olduğumuz halde yalnız kalışımızı ve özellikle de erkek dünyasında kadınların nasıl duygularına ve arzularına hapsedildiğini göreceksin hatta anımsayacak ve düşüneceksin. 

Romandaki olayların yüzyıllardır dünyanın birçok yerinde yaşanmış, yaşanıyor ve yaşanacağını biliyorsun. Çünkü hükümetlerin değişmesi, bir kızın üvey babası tarafından tacize uğramasını engellemiyor. Hiçbir ekonomik sistem, erkeğin kadına uyguladığı şiddete engel olmuyor. Askeri darbelerin olması, bir kadının asılsız dedikodulara maruz kalıp toplumdan soyutlanmasına engel değil. Teknolojik gelişmeler, bazılarımızın sevgiden yoksun büyümemize engel olamıyor. Hiçbir toplumsal olay, henüz kadının kendi içine hapsedilmesine bir çözüm üretebilmiş değil. Gardiyan, kadın sorununa bir çözüm getirmiyor, bunu apaçık ortaya koyuyor. 

Ve belki hâlâ yapabileceğin bir şey vardır...



KİTAPTAN NOTLAR;
Öncelikle romanı yazarı üzerinden değerlendirmek istiyorum Hamret Baha Dalyan 1935 doğumlu, ve romanı aslında kardeşinin başından geçen bir olaydan yola çıkarak yazdığını söylüyor. Yaşından dolayı öncelikle azmini kutluyorum.(Sanırım yazarın bir kitabı daha var. )

Ufak tefek eleştirilerim olacak elbette kitapla ilgili.. Kitap birkaç Yeşilçam melodramının toplamı gibi sanki; ve maalesef Türk Filmleri gibi iyi sonla da bitmiyor. Romanın Başkahramanı Meral’in başına gelmeyen kalmıyor. 8 yaşındayken babasız kalıyor. Ardından üvey babasının tacizine ve çeşitli iftiralara uğruyor.  Küçük yaşta üvey babasından kurtulmak için bir evlilik yapıyor ve orada da mutluluğu bulamıyor. Roman boyunca insanın başına hiç iyi bir şey gelmez mi diye düşündüm durdum.

Meral’in yaşadığı güzel olaylar da uzun süreli olamadı maalesef. Bir süre sonra kadının başına gelenleri okumaktan çok yorulduğumu hissettim ve sırf sonunu merak ettiğimden okudum desem yalan olmaz… Keşke romanda koğuştaki diğer kadınların dramlarına daha fazla yer verilerek; “GARDİYAN” ismi daha da vurgulansaydı. Elbette bu kadar olayı tek başına yaşayan pek çok insan vardır çevremizde. Ama yine de yazar kahramanına çok fazla yüklenmiş…  

Olaylar Meral’in günlüğünden anlatıldığından bakışı açısı olarak Meral dışındaki insanların duygu düşüncelerini anlatmak bakımından roman eksik ve taraflı olmuş. Örneğin; Meral’in kocası Murat’ın düşüncelerini kıskançlığını daha yoğun hissettirebilirdi yazar. Ya da neden kolayca oğlunu Meral’e bırakıp gittiğini…

Ataerkil dünya düzeninde kadının yaşadığı ya da yaşaması muhtemel olayları anlatması bakımında realist olmasına rağmen romanda kafamı kurcalayan çelişkiler de olmadı değil…  Meral’in kardeşi Fuat’ın babasının dayaklarından aptallaştığı yazılırken hatta zihinsel özürlü olduğu ima edildikten sonra daha olumlu bir ortamda yaşamını sürdürmeye başlayınca doktor olmayı başarmasına, üvey babasının Kıbrıs’ta evlendiği zengin kadından sonra çok fazla değişmesine hatta ölmeden önce Meral’den özür dilemesine ve özür kervanına Murat bile eklenirken Turgut’un öfkesine şaşırdım...

Bir de teknik birkaç hatadan söz etmek istiyorum.. Okurken not almamışım sayfaları ve cümleleri ancak dikkatimi çekti. Romanda bir kaç yerde anlatım bozukluklarına ve sözcük tekrarlarına rastlamak mümkün. Editöre duyurulur.

Yeni paylaşımlarla görüşmek dileğiyle...

SEVGİLER..

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Yorum yazmak için vakit harcadığınız için Teşekkürler...

Yorumlarınız benim için değerlidir.ELLERİNİZ DERT GÖRMESİN..SEVGİLER...

Yorumunuz blog sahibininin onayından sonra görünecektir.