24 Nisan 2012 Salı

DALİA SOFER - ŞİRAZ'IN EYLÜLLERİ

Uzunca bir aradan sonra MERHABALAR, Kızımın doğum günü postunu yayınladıktan sonraki pazartesi günü kızımı önce tetkiklerinin yapılması için Çapa'ya ardından Çapa'dan çıktıktan bir kaç gün sonra Hastaneden enfeksiyon kaptığı için de Çorlu'da bir hastaneye yatırdık. maalesef.. Bu arada kızımın doğu gününü kutlayıp, iyi dileklerini sunan herkese teşekkürler... Gelelim Kitabımıza....


Kitabımız DALİA SOFER imzalı ŞİRAZ'IN EYLÜLLERİ... GOA yayıncılıktan 2007'de çıkmış.. (dün havayı güzel bulunca evimizin yakınındaki Kanola Tarlasında fotoğrafladım kitabı...İnşallah beğenirsiniz....


Kısaca özetleyelim kitabı...

TAHRAN’da yaşamakta olan İshak Amin 20 Eylül 1981 günü öğlene doğru Devrim muhafızları tarafından sorgulanmak üzere götürülür ve hapse atılır. Hapiste kaldığı süre içerisinde önce koğuşta, sonra hücrede kalan İshak, sorgulanır ve türlü işkencelere maruz kalır.
Devrim Muhafızları Yahudi olduğu için sıklıkla gittiği İsrail’de ne yaptığıyla ve MOSSAD’la bağlantılı olup olmadığıyla ilgilidirler. Oysa İshak Amin işini iyi yapan ve çok kazanan bir kuyumcudan fazlası değildir. Ayrıca Yaptığı takılar dolayısıyla tanıştığı ve yakınlık kurduğu devrilen Şah’la ilişkisi de iş ilişkisinden ileri gitmemiştir. Ama Devrim Muhafızları  bu savunmaları akla yatkın bulmazlar.
Bu esnada karsı Farnaz ve kızı Şirin ondan haber beklemektedirler. Fakat onun hapiste olduğundan başka bilgileri yoktur. Farnaz uğraşsa da kocasını görmeyi başaramaz. İshak da karısı ve kızı ile ilgili bilgi alamamaktadır. Belki karısı da hapistedir. Kim bilir…  



Ayrıca İshak’ın 18 yaşında mimarlık okumak için Amerika’ya gitmiş olan bir de oğlu vardır. Pervez düzenli gelen okul giderleri babasının hapse girmesiyle kesintiye uğrayınca maddi sıkıntıya düşmüş, ev sahibinin şapkacı dükkanında çalışmak zorunda kalmıştır. Yakınlık gördüğü bu alenin kızı Rachel’e aşık olmuştur.
İshak artık gördüğü işkencelere dayanamamaktadır. Son gördüğü işkence esnasında sorgusunu yapan Mahzun’u tüm parasını Devrim Muhafızlarına bağışlayacağını söyleyerek ikna eder. İshak bankadaki tüm parasını onlara vererek özgürlüğüne kavuşur.. İyi ki zamanında yurtdışındaki bankalara para, banka kasalarına ise değerli taşları gizlemiştir. Böylece tamamen parasız kalmaz.
 İshak hapisten çıkınca karısının da isteği üzerine daha önce kız kardeşi ve kocasını yurt dışına çıkaran bir çete ile anlaşırlar. Uzun bir hazırlık döneminin ardından ülkeden kaçarak, Türkiye’ye gelmeyi başarırlar. 


KİTABIN ARKA KAPAĞINDAN;

"Hiçlik mi? Şu villalarına, halılarına, tablolarına ve kenara köşeye yığdığın diğer şeylere ne demeli?  Buna hiçlik mi diyorsun? Ve çıktığın geziler, bindiğin arabalar.... Daha da devam edebilirim. " Dosyayı kapatır ve İshak'a bakar. "Hiçbir şeyi olmayan benim. Karım çocuğumla tek göz odayı paylaşıyorum. Ayağımızın altında tek bir kilimimiz var, geceleri yatarken de yer döşeğini onun üzerine seriyoruz. Fırınımız falan yok, bir gaz sobamız var o kadar. İki yıldır oğlum aynı ayakkabıyı giyiyor, çünkü ona yenisini alamıyorum. Sonunda parmakları gelişebilsin diye ayakkabının burnunu kesmek zorunda kaldım."

"Evet, ama şimdi bir benim halime bak, bir de kendininkine. Burada oturmuş, kederi senin ellerinde olan benim. Gardırobu ayakkabı dolu olan kızımın babasının nerede olduğundan haberi bile yok. Ayakkabılar onu kurtarabilir mi? Ya arabalar beni?"  

(Mahsun'un İshak'ı Sorgulamalarından..) 




                                                          KİTAPTAN NOTLAR:

Kitap son derece gerilim ve aksiyon içeren 1979 İran Devrimi sonrası halkın yaşadıklarını İshak Amin ve ailesi üzerinden (Yahudi bir aile) anlatıyor. Ancak konunun gerilimini yansıtma konusunda durağan kalmış. Özellikle İshak ve ailesinin sınırı geçme sahneleri beklediğimin altında bir performansla yazılmış.
Kitap durağan olarak yazılmış olsa da İshak, Amin ve Şirin’in duyguları derinlemesine ve çok ayrıntılı yazılmış.. Onların acısını içinizde hissedebiliyorsunuz.. Ancak Dalia Sofer 10 yaşında İran’dan ayrılan bir yazar olarak kendiyle özdeşleştirdiği Şirin’i keşke biraz daha ön plana çıkarsaydı. Birper de Pervez ve Rachel’e ne olduğu havada kalan unsurlardan..
Devrim sonrası yaşam anlatılırken Devrim’in öncesi ve Devrim sırasında yaşanan olaylar kitapta yeterince verilmediğinden, bu bilgileri daha önce edinerek kitabı okumak, olayları anlamada daha etkili olur diye düşünüyorum..
Kısacası; yeni bilgiler edindiğim, duygusal yönü fazla, sıkmadan okunan bir kitap oldu benim için Benimle kitabını paylaşan arkadaşım Tuğba’ya da teşekkür ediyorum…

SEVGİLER...

8 yorum:

  1. Tanıtım için teşekkürler.Gerilim ve aksiyon içeriyormuş söylediğine göre yani tam benlik:)

    YanıtlaSil
  2. Emine,

    Geçmiş olsun.
    Nedir problem??

    Kitap, limon ağacı na benziyor.

    Paylaşım için teşekkür ederim.

    Bihaber anne Çiğdem

    YanıtlaSil
  3. çok geçmiş olsun, kitap harika :))gerilim bakımından:)bu arada çorlu???

    YanıtlaSil
  4. hoş geldin sevgili kitap cumhuriyetim... maalesef gerilim öğeleri yazar tarafından yeterince değerlendirilmemiş.. olayların duygusal boyutu dantel gibi işlenmiş...

    YanıtlaSil
  5. hoş geldin oğlak kızları, kızımın rahatsızlığının tetkikleri için yatmıştık hastanede enfeksiyon kapınca bir hayli uzadı hastane ziyaretimiz..ayrıntılı bilgi için KIZIMIN CİCİLERİNDE, AYŞE ELİF etiketine bakabilirsiniz..

    YanıtlaSil
  6. evet kitap eylemcisi.. gerilim içeren bir konu...fakat olayın duygusal yönü üzerinde daha fazla durulmuş.. geçen ağustosta taşındık çorluya..

    YanıtlaSil
  7. aa ne güzel, ben de çorludayım, mail adresinizi blogda göremedim , iletişime geçmek isterseniz eylemkerem01@gmail.com:)sevgiyle...

    YanıtlaSil
  8. ne güzel çorluda olmanız... emineozturk26@hotmail.com.

    inşallah görüşürüz....sevgiler..

    YanıtlaSil

Yorum yazmak için vakit harcadığınız için Teşekkürler...

Yorumlarınız benim için değerlidir.ELLERİNİZ DERT GÖRMESİN..SEVGİLER...

Yorumunuz blog sahibininin onayından sonra görünecektir.