3 Mayıs 2012 Perşembe

AHMET ÜMİT - KUKLA

MERHABALAR,

Sevgili kitap dostlarım; 
Üzerime çökmekte olan bahar yorgunluğundan sıyrılmaya çalışırken, Ahmet Ümit'ten yardım alayım dedim... Aksiyonu bol, derin devlet ve devlet çete ilişkilerini konu alan "KUKLA" ile.... 


Kitabımızın kapağında bir erkek sülieti... Işığı arkasına almış, karanlığa doğru yürüyor... Kitap isminin yanında pasaportlar.... Romana başlamadan önce Carlo Callodi’nin Pinokyo (sayfa 90)’sundan bir pasaj karşılıyor sizi...


…. “İzin verirseniz şapkamı alabilir miyim?” diye sordu 

“Al ama çabuk ol.”
Kukla, şapkasını aldı;ama kafasına koyacağına, dişlerinin arasına sıkıştırdı, denize doğru doğru koşmaya başladı. Polisler onu yakalamanın güç olduğunu düşünerek peşinden bütün köpek yarışlarında birincilik ödülü almış bir tazı saldılar. Pinokyo hızla koşuyordu, ama köpek daha hızlıydı. Herkes bu korkunç yarışın nasıl sonuçlanacağını görmek için pencerelere çıktı, sokaklara döküldü. Ama yarışın sonunu göremediler; Pinokyo’yla köpek öylesine toz kaldırmılardı ki, sokakta göz gözü görmüyordu. 

Pasajı okuduktan sonra, başlıyoruz kitaba... Ve kitap boyunca KUKLA; tüm direnmelerine rağmen Doğan'ın istediği gibi yönlendirdiği Adnan mı, yoksa sistemin ve kendi çıkarlarının kuklası olmuş Doğan mı? sorusuna yanıt arıyoruz.  

Gelelim Kitabımızın Özetine....


Kitabımızın  baş kahramanı Adnan Sözmen, geçmişte bir çok başarıya imza atmış ama zamanla alkole esir olarak yerini ve ününü korumayı başaramamış eski solcu  bir gazetecidir. Adnan yıllardır çalıştığı gazeteden kovulup markete alışverişe gittiği esnada tesadüfi bir şekilde(!?)  üvey kardeşi Doğan’a rastlar. Adnan Doğan’ı en son 20 yıl önce Maltepe Askeri Tutukevi’nde görmüştür. Doğan o esnada iki arkadaşı Nejat ve Resul ile birlikte solcu bir öğrenciyi boğarak öldürmekten dolayı hüküm giymiştir.
Doğan başının belada olduğunu söyleyerek, Adnan’dan yardım ister. Doğan Adnan’dan karıştığı suçlarla ve birlikte suç işlediği insanlarla ilgili bilgi ve belgelerin haber yapılmasını istemektedir.  Yapılacak bu haberler, Adnan’ı artık pasif devam ettiği gazetecilik mesleğinde eski dönemlerine geri döndürecektir. Ancak Adnan, gazetecilik mesleğinde başarılı olmasa da içkisiyle mutludur ve bu mutluluğu bozmaya hiç niyeti yoktur. Ayrıca Doğan’ın içinde bulunduğu durumu onun kendi suçu olarak görmektedir.


Adnan üvey kardeşi ile karşılaşmasından sonra bir taraftan gazetecilik içgüdüsüyle hareket etme isteğine karşılık, bir taraftan da bu işten uzak durma isteğiyle savaşır. Bu dönemde Adnan, Doğan’dan  başının belada olduğuna dair bir telefon alır.  Olayın içine girmemek için çaba sarf eden Adnan kardeşiyle ilgili gazeteci arkadaşı Arif’ten bilgi almak ister. Arif de Adnan’ı istihbarat görevlisi Müfit’le tanıştırınca Arif ve Müfit de olaya dahil olurlar. Adnan Müfit’ten Doğan’la ilgili bir çok bilgi alır.

Adnan Doğan’dan aldığı telefonun üzerinden çok geçmeden, Doğan’a ait BMW’nin yandığı, içerisinde direksiyona kelepçeli bir ceset olduğu haberini alır.  Bu olayı soruşturmak için komiser Yalvaç ve yardımcısı Güngör ifadesi almak ve cesedi teşhis etmek üzere Adnan’la bağlantıya geçerler. Ceset tanınmayacak haldedir. Bu nedenle DNA testi yapılacaktır. Ancak Doğan’ın yaşayan akrabası olmadığı için kanserden bir yıl önce ölmüş olan annesi Kamuran’ın mezarı açılacaktır.


Bu süreçte Adnan her ne kadar olaylara karışmak istemese de olayların içine çekilir. Müfit’ten sonra Yalvaç ve Güngör’den de Doğan’la ilgili pek çok bilgi alır. Bu esnada Doğan’la aynı evi paylaşmakta iken, Doğan’ın arabasının yanması olayından sonra yurtdışına kaçan PKK itirafçısı Rıza Aslan koruma sağlanırsa; Türkiye’ye dönerek ifade vereceğini söyleyerek Arif ile bağlantı kurar ve üst düzey iki polisin adını verir. Arif bu isimleri teyit ettirmeden Adnan’a kim olduklarını söylemez.

Adnan gazeteci arkadaşı Erol ile birlikteyken;Arif de Doğan’la aynı çeteye dahil olan ve Doğan’dan önce öldürülen aşiret reisi Bekir’in kardeşi Selahattin’le buluşmaya gidecektir. Fotoğrafçı Tolga da onunla birliktedir. Arif bu buluşmaya giderken siyah bir cip tarafından öldürülür.

Bu olaydan sonra Adnan bir tehdit telefonu alır. Bu telefonda bir teslimattan bahsedilir. Adnan’ın teslimattan anladığı Doğan’ın ölmeden önce kendisine verdiği adresteki argümanlardır. Adnan merakına yenik düşerek, arkadaşı Erol ve fotoğrafçı Tolga ile birlikte Doğan’ın adresini daha önce mektubunda bildirdiği Ataköy’deki eve gider.
Doğan’ın bahsettiği kanıtlar tüpü çıkarılmış televizyonun içindedir. Kanıtların yanında Doğan’ın Adnan’a yazdığı bir mektup, bir kaset, karıştığı suçlar, birlikte çalıştığı kişilerin listesi, kendisini öldürmekle suçladığı Yalvaç ve Güngör’a it sahte pasaportlar ve bu olaylarda kullanılmış olan silahlar bulunmaktadır. Bu kanıtlar pek çok insanı mahkum etmeye yetecektir.

Doğan’ın doldurduğu kaseti izleyen Adnan, Erol ve Tolga haberi hazırlarken, Adnan Selehattin ile görüşüp kardeşi Bekir’i öldürenlerin Yalvaç ve Güngör olduğunu söyler. Selahattin ve adamlarının Yalvaç ve Güngör ile girdiği çatışmada Yalvaç, Güngör, Selehattin olmak üzere 5 kişi ölür. Ancak Doğan’ın kasette Binbaşı dediği ve derin devlet için çalışan Doğan ve çetesini ortadan kaldırmak isteyen kişi hala muallaktır.



Adnan, Erol ve Tolga’nın hazırladığı haber gündeme bomba gibi düşer, Adnan ve Tolga, Erol’un gazetesinde işe başlarlar. Olayın gündemde olduğu günlerde Adnan ve ailesi koruma altına alınır. Adnan’ın eski karısı ve oğlu Fransa’ya çıkarlar. Adnan daha önce Selahattin’in yeğeninden Doğan’ın sevgilisi Demet, Selahatiin ve Doğan’ın yurtdışı ziyaretinde Doğan’ın görüştüğünü öğrendiği Musevi iş adamı Abraham Avriel Belgrad Ormanı’nda ölü bulunduğunu gazeteden öğrenir.  Adnan bu olayın Doğan’la bağlantılı olduğunu düşünse de bu olayın üzerine gidilmez.

Arif’in cenazesinin olduğu gün eskinin Doğan’la suç ortağı, bugünün milletvekili Nejat Gök Adnan’la görüşür. Nejat, Doğan’ın teşkilatla bağlantısını reddeder. Doğan’ın birlikte hapiste oldukları esnada derin devlet tarafından hapisten çıkarıldığını ve onun daha sonra kendi çıkarlarının güdümünde hareket ettiğini, “Binbaşı”nın ise Doğan’ın lakabı olduğunu  söyler.

DNA testi sonucunda cesedin Doğan’a ait olduğu bilgisi aynı günlerde gelir. Doğan’a bir cenaze töreni yapılır. Cenazeye eskinin Doğan’ın suç ortağı bugünün tövbekarı Resul de katılır. Adnan uzun zamandır aradığı Doğan’ın annesine ait sandık ve içerisindeki Amerikan arabaları koleksiyonun 1,5 – 2 ay önce Doğan tarafından Resul’e bırakıldığını öğrenince cenaze bitişinde onun Sapanca taraflarındaki köyüne gider. Adnan sandığı dönüşte çilingire açtırarak evinde açar. Sandığın içinde gizli bir bölme oluşturularak buraya 5 milyon dolar saklandığını görür. Adnan bu parayı Kuzguncuk’taki çocukluk evine götürerek saklar.

Arkadaşı Arif’in kızı babasına ait belge ve kasetleri Adnan’a gösterdiğinde Adnan Rıza’ya ait olduğu zannedilen sesin Doğan’a ait olduğunu görür. Doğan ölmemiştir. Her ne kadar güvenmese de Adnan Müfit’le bağlantı kurarak yardım ister. Doğan’dan telefon beklemeye başlarlar. Çünkü para için mutlaka Adnan’la bağlantı kuracaktır.  Doğan Adnan’la bağlantı kurunca Kuzguncuk’taki eve çağrılır. Müfit ve Adnan eve erken giderler, Müfit mutfağa saklanır.

Adnan ve Doğan buluşunca Doğan paranın Pincioğullarından fidye olarak alındığını, Rıza ile 1 milyon dolara anlaşarak, onunla birlikte Bekir’i, nişanlısı Nihal’i, yüzbaşı Rıfat’ı ardından kendine bir ceset gerektiğinde ise Rıza’yı öldürdüğünü, DNA testini yanıltmak için kendi annesi ile rızanın annesinin cesedinin yerini değiştirdiğini, doldurduğu kaset yardımıyla Yalvaç ve Güngör’den kurtulduğunu, olaylara karışmak istemeyen Adnan’ı olayların içine çekmek için Arif’i öldürdüğünü, Adnan’ı da kullandığını, Abraham Avrael’in ise parayı yurt dışına çıkarmak için Türkiye’ye parayı dışarı çıkarmak için geldiğini  itiraf eder. Sıra Adnan’dadır.
Doğan Adnan’ı omzundan vurur. Müfit ile çıkan çatışmada Müfit Doğan’ı vurup öldüğünü sanarken, Doğan; Adnan’ı öldürerek, Doğan’ın üzerine atacak ve paraya tek başına sahip olacak olan Müfit’i vurarak öldürür, Adnan’ı öldürmeye gücü yetmeden kendisi de ölür.  Ölmeden önce; Müfit, Abraham Avrael’i konuşturduktan sonra, öldürdüğünü itiraf eder.  Adnan; Doğan ölmeden önce “Binbaşı”nın Müfit olduğunu da öğrenir. Ayrıca Müfit Doğan’ı ilk eğitenlerdendir.

Kitabımız kısaca böyle.. Özet biraz uzun olduğu için, kitaptan beğendiğim bölümleri ve kitapla ilgili düşüncelerimi bir daha postumda paylaşacağım sizlerle... yeni kitaplarda görüşmek dileğiyle....

SEVGİLER..


11 yorum:

  1. Harika bi yazar, en son sultanı öldürmek'i okudum ve cok beğendim,..
    ahmet ümit'in tüm kitaplarını okuyabilirim =)

    YanıtlaSil
  2. Emine Hanım, kitabı uzunca özetlemişsiniz, kimseye diyecek bir şey kalmamış :) başını, sonunu her şeyiyle anlatmışsınız, saygım her zaman sonsuz emeğinize diyecek yok, ama okumak isteyenler her şeyi öğrenmiş oldu, sürprizi kalmadı, haksız mıyım ki acaba ? :)

    ben de beğenerek okuduğumu söyleyeyim o zaman. güzel kitaptı, okumak isteyenlere tavsiye edilir :)

    YanıtlaSil
  3. Ahmet Ümit'in bütün kitaplarını okuma kararı aldım:)Ben yazdığınız tüm içeriği okumadım.Tüyo almamak için.Tanıtım için teşekkürler...

    YanıtlaSil
  4. hepiniz hoş geldiniz...... bloguma yorum yazmak için zaman ayırmanıza teşekkürler....

    bence de Ahmet ümit harika bir yazar ilknur AKPINAR, ben henüz SULTANI ÖLDÜRMEK'i okuyamadım.. en kısa zamanda inşallah.. bence Ahmet ümit sağlam kurguları ve güçlü kalemiyle dünya polisiye gerilim yazarları ile yarışacak kadar iyi bir yazar..ben de okuyamadığım kitaplarını ediniyorum zamanla...

    YanıtlaSil
  5. öncelikle yazdıklarınızda sonuna kadar haklısınız beyaz kitaplık.. bu benim sık aldığım eleştirilerden... Ancak özetleri hazırlarken kendi okuma listemi de arşivlemiş olduğum için uzun tutuyorum...ihtiyaç duyduğumda hatırlamak için....belki kendime saklamalıyım..

    YanıtlaSil
  6. merhabalar Kitap cumhuriyetim... Ahmet Ümit kitaplarını ben de elimden geldiğince ediniyorum..okuyup özetlemediklerimi de tekrar okuyorum.. çook keyif alıyorum ahmet ümit okumaktan...bir daha ki yazımda görüşlerim olacak...sevgiler..

    YanıtlaSil
  7. bir bahçede gezinirken dallarda çiçekler arasında böyle sürpriz kitaplar bulmak ne hoş olurdu sahi.

    YanıtlaSil
  8. hoş geldiniz sevgili piktobet.. keşke bulabilsek böyle kitapları... bu aralar pikniğe gittikçe dolduruyorum çantama okuduğum ya da okuyacağım kitapları ve sonuçta buna benzer fotoğraflar çıkıyor ortaya... her zaman beklerim..

    YanıtlaSil
  9. Merhabalar; Kitap severler için harika bir blog sayfası açmıssınız emeklerınıze kalemınıze sağlık :* Ahmet umıte bayılırım fakat bana yorum lazımdı, araştırırken siz gözume çarptınız ama yorumunuzu katmadıgınız için kıtabı begenıp beğenmediğinizide anlamadım dolayısıyla. Özet kısmını okumadım kıtabı okurken heyecanı kalmıyor sonrasında.Şimdi sorabilirim galiba, kitabı beğendiniz mi ? sürükleyici ve akıcımı diğer kitapları gibi.Birde Şu zamana kadar okuduğunuz ahmet umıt kıtapları arasında en beğendiğiniz 2 kitabı hangisiydi ? (:

    YanıtlaSil
  10. Bloguma hoşgeldiniz öncelikle... Kendim için arşiv oluştururken ortaya çıktı blogum. yorumlarım aynı kitaba ayırdığım ikinci yazımda...

    http://kitaplarimolmadanasla.blogspot.com.tr/2012/05/ahmet-umit-kukla-2.html

    isterseniz bir göz atın. kitabı çok beğendim. benim en beğendiğim Ahmet ümit kitaplarından. bab-ı Esrar ile İstanbul hatırası'nı beğendiğim diğer kitapları yazarın. her zaman beklerim bloguma.. sevgiler..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hoşbuldum gerçektende ♥ Tabiyi belkı ondadır diye diğer yazıyada bakmıştım göz attım ama arada kaynadı galiba okadar yazının içinde özet diye hızlı hızlı bakmış olabılırım :)
      Bab-ı Esrarı okumadım ama benımde en en bı beğendiğim Istanbul hatırası olmuştu :)

      Sil

Yorum yazmak için vakit harcadığınız için Teşekkürler...

Yorumlarınız benim için değerlidir.ELLERİNİZ DERT GÖRMESİN..SEVGİLER...

Yorumunuz blog sahibininin onayından sonra görünecektir.