10 Şubat 2014 Pazartesi

JASPER KENT - ON ÜÇ YIL SONRA


MERHABALAR, Sevgili Dostlarım;


Geçtiğimiz günlerde ilk kitabı On İki ile ilgili yorumumu yayınladığım Jasper Kent'in Danilov Beşlemesinin 2. kitabını paylaşmak istiyorum sizlerle.. 


ARKA KAPAK:

Yıl 1825. Rusya on yıldır barış içinde, Bonaparte çoktan ölmüş, istila tehlikesi kalkmış. Albay Aleksey İvanoviç hâlâ Çar I. Aleksandr'ı korumakla görevli ama korkacak bir şey yok. Fransızlar yenilmiş, Aleksey'in bir zamanlar önce omuz omuza, sonra karşı karşıya savaştığı o on iki canavar yaratık yok.




Ne var ki Çar hiçbir zaman huzura erişemeyeceğini biliyor. Ordusunun içindeki ayaklanma hazırlıklarından haberi var; ama gerçek korkusu çok daha korkunç bir şeyden, kendisinin, ailesinin ve ülkesinin üzerine çöken bir lanetten kaynaklanıyor. 

Aleksandr, çok eskiden verilmiş bir sözü unutamıyor: kanla mühürlenmiş ve yüz yıl önce yerine getirilmemiş bir söz. Şimdi Romanov hıyanetinin kurbanı, kendisine ait olan şeyi istemek için geri döndü. Bunu öğrenmek Aleksandr'ın kanını donduruyor. Aleksey'e gelince, bir zamanlar değer verdiği, sevdiği her şeyi tehdit etmiş olan kötülük on üç yıl sonra sanki geri gelmiş gibi.


Gerçek olaylarla fantezinin, dehşetle aşkın birlikte örüldüğü başdöndürücü bir tempo...

"Tarihî roman ile kara fanteziyi inanılmaz bir tempoda bütünleştiren bir roman."
-The Times-

"Tolstoy'un ya da Pasternak'ın soyundan bir yazarın biraz da Dracula'nın yaratıcısı Stoker'la akrabalığından kaynaklanan müthiş bir fantezi."
(Tanıtım Bülteninden) 



ÖZET

“On Üç Yıl Sonra”, “Danilov Beşlemesi”nin ikinci kitabı,daha önce paylaşmış olduğum “ON İKİ” adlı eserin devamı. Romanımızdaki hikaye bu defa 1825 yılından  başlıyor. Serinin ilk kitabının konu aldığı 1812 yılındaki Napolyon istilası gerilerde kalmış, Ruslar Fransızları yenmiştir.

Artık Fransa, Rusya’dan çekilmiştir. Bunun yanında Fransız ordusunu takip eden Rus askerleri Paris’e kadar girmişlerdir. Orada Fransız yenilgisini garantilemenin yanında Fransız Devrimin sonuçlarını bizzat gözleri ile şahit olmuşlardır.

Bu duruma Çar’ı 1.Alexander da şahit olmuştur. Başlangıçta daha özgürlükçü ve reformist bir yol çizen hatta serflere özgürlük tanımayı bile düşünen Çar, Fransa Seferi’nden sonra saltanatının devamı açısından daha katı bir politika izleye başlamıştır. 


İzlenen bu katı politika özellikle askerler olmak üzere içerisinde pek çok grubun hatta soyluların bile olduğu bir Çara karşı bir birlik oluşmasına sebep olur.(Kuzey Cemiyeti) Bu birliğin amacı ayaklanma çıkarıp, Çarı devirmektir.(Aralıkçılar İsyanı)

Ancak Çar’ı tehdit eden tek tehlike isyan değildir. Çarın büyük dedesi Büyük Petro’dan başlayarak, Romanovların gizli geçmişinden gelen lanet, Çar’a doğru yaklaşmakta, Geçmişte dedesinin vaat edip yapmadığını Çar 1. Alexander’den istemektedir.


KİTAPTAN NOTLAR

ON ÜÇ YIL SONRA; eserinin ilk kitabı ON İKİ’den farklı olarak Danilov’un ağzından değil de üçüncü şahıs ağzından anlatılmakta. İlk romandan farklı olarak bu durumun diğer karakterlerin bakış açısını yansıtması bakımından yerinde bir seçim olduğunu düşünüyorum.

Serinin bu kitabında savaş ve vampir avı daha geri plana atılırken; Ramanov Laneti, Cain’in vampirler üzerinde yaptığı deneyler Danilov-Yuda çekişmesi daha ön plana çıkarılıyor.


Daha önceki kitap yorumumda belirttiğim gibi yazar Danilov Beşlemesinin ön araştırmasını yaparken, Napolyon'un Rusya Seferi'nde izlediği yoldan giderek, Avrupa'yı batıdan doğuya geçip St. Petersburg'a, Moskova'ya ve Kırım'a gittiğini okudum pek çok yerde. Bu ön araştırmanın yazarın yaptığı tasvirlere ve takip sahnelerindeki gerçekçiliğe doğrudan yansıdığını düşünüyorum. Anna Kaenina’yı ilk okuduğumdan beri gitmek istediğim Petersburg, Trangog ve Moskova’nın betimlemeleri çok ayrıntılı ve doyurucu. Hele yazarın bir Bolşoy Tiyatrosu tasviri var ki; sanki sizde tiyatroda yerini alanlardan birisiniz ve birazdan temsil başlayacak.

Serinin ikinci kitabını okurken beni en çok sıkan ve okuma hızımı yavaşlatıp, okuma keyfimi azaltan özellik; yazarın konuyu aktarırken; sıklıkla ilk kitaptan bölümlere yer vermesi. Serinin ilk kitabını okumuş bir okuyucu olarak bu durum bana gereksiz geldi. Dahası yazar serinin ilk kitabını okumadan ikinci kitabı okuyacak okuyucu kitlesi ile ilgili kaygı taşıyorsa ilk kitabın kısa bir özetine yer verebilirdi. Sık tekrarlar bence romanın ritmini düşürmüş.

Bir de romanın olumsuz özelliğinden bahsederken bir şeyi daha belirtmeden geçemeyeceğim. Serinin özellikle ikinci kitabında sıklıkla harf hatalarına, eksik ya da yanlış harflere rastladım. Dizgi süreci biraz daha titiz olabilirdi diye düşünüyorum.



Bir de roman keşke Danilov’un Yuda ile mücadelesinin ardından bitirilseydi diye düşünüyorum. Danilov’un haksız yere sürgüne gönderilecek romanın tamamlanması serinin bundan sonraki kitabı için her ne kadar hazırlık olsa da; romanın ilk kitaptaki gibi Yuda- Aleksey mücadelesinden sonra tamamlanmasını tercih ederdim doğrusu.

İlk romanda soru işareti olarak bırakılan genelevin penceresinden görünenin kim olduğu sorusu bu romanda da tekrarlanmasına rağmen yanıtlanmayan merak unsurlarından. Belki üçüncü kitapta soru yanıtını bulur… 

YENİ KİTAPLARLA GÖRÜŞMEK DİLEĞİYLE... 

SEVGİLER...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Yorum yazmak için vakit harcadığınız için Teşekkürler...

Yorumlarınız benim için değerlidir.ELLERİNİZ DERT GÖRMESİN..SEVGİLER...

Yorumunuz blog sahibininin onayından sonra görünecektir.