17 Mayıs 2016 Salı

CEZMİ ERSÖZ - ŞİZOFREN AŞKA MEKTUP

MERHABALAR,

2000'li yılların başında kitapseverler arasında yayılan romantik akımın öncülerindendi benim için Cezmi Ersöz. O dönemde gaza gelip kitaplarını set olarak almıştım. Hemen hemen de bir çok kitabını okumuştum. Ama beni en çok etkileyen "Şizofren Aşka Mektup" olmuştu. Hatta bu kitaptan öyle etkilenmiştim ki, bir çok arkadaşıma da hediye almıştım bu kitaptan. 


Kitaptan beni en çok etkileyen kısımları paylaşmak istiyorum sizlerle... 

"'Yalnızım...'
Bunca acı tek bir söze nasıl sığabiliyordu...
Aldım bu sözü dudaklarınızdan, saplayıp kalbimi onunla parçaladım...
O söz ki;
rengi yarım kalmış aşkların tarifsiz esmerliğine kaçıyordu...
O söz ki;
saplandıkça kalbimin her parçasına yüzünüzü yeniden çiziyordu...
Şimdi içimde binlerce yüz oldunuz...
Şimdi içimde binlerce siz oldunuz..." (Sayfa 5)

"Şimdi burda değilsin.ama beni duyuyorsun,biliyorum. Kapat gözlerini benim için ve dinle n'olur: Bak yoksun... Bunun anlamını biliyor musun? Yokluğun, yüreğimdeki bu yıldızsız, bu dipsiz, karanlık gece...  Yokluğun, odamın duvarlarına astığım suretlerine bakarken, 
unuttuğum dalgın gözlerim.... Yokluğun yastığımda bıraktığın bu kimsesiz saç tellerin... 
Yokluğun, gönül bahçenden kopartıp verdiğin için soldurmayıp, kuruttuğum ve tıpkı sevdam gibi sonsuzluğa mahkum ettiğim bu kırmızı güllerin... Sırf kalemini değdirdiğin için atmaya kıyamadığım bu kağıtlar... Her an gözümün önünde sakladığım mektupların, 
peçetelere yazdığın şiirlerin, hediyelerini sardığın paket kağıtların... Sen gidince, hala sen kokuyordur, diye üzerime giydiğim ve derin derin soluduğum giysilerin.... 

Yokluğun, elinin, kokunun, soluğunun değdiği her şeyi dünyanın en kıymetli hazinesi gibi saklayan, bu yarı deli, bu hayattan kopuk ruhum... Kapat gözlerini ve bana bak : 
Ben ne diye varsa gördüğün, işte o senin yokluğun..." 
(Sayfa 75-76)



ARKA KAPAK

Bir şizofrendim artık... Yalanlar söylüyordum, hem sana hem de ona... Kendimi tanıyamaz olmuştum.Hangisi bendim?İçimdeki, o güzelliğiyle dünyayı elde etmeye kışkırtılmış, karanlık ve ilgi tutsağı kadın mıydım; yoksa uğruna hayatından vazgeçmeye hazır olduğu aşkına mahkum, ezilmiş, kapılarda bırakılmış, verdiği güven ve taşıdığı masumiyetle sana cazip gelmeyen o sevdalı kadın mı? İkisi de olmak istemiyordum.Ama ikisinden de vazgeçemiyordum. Sanki biri olmazsa diğeri yıkılacak gibiydi.Birbirinden nefret eden ve birbirinin varlığına tahammül edemeyen bu iki benlikle yalnız kaldığımda çıldıracak gibi oluyor, ağır ağır ruhumu öldürüyordum.Artık yalnız kalmak dayanılmaz olmuştu benim için.Seni göremediğim zamanlar ona gidiyor, onu göremediğim zamanlar sana sığınıyordum.İçimdeki bu birbirinden aykırı iki kadın beni durmadan diplere çekiyordu.

4 yorum:

  1. İsmi ile dikkat çeken bir kitap daha. Okumadım ancak siz öyle övmüşsünüz ki kitabı okumak istedim :) En kısa zaman da okuyacağım teşekkürler :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. iyi okumalar... :) yorumlarınızı bekliyorum merakla..

      Sil
  2. evet ben de 2000lerde kütüphaneden alıp okumuştum şizofren aşka mektubu , hatta bu kitap için basılmış diğer tüm kitaplarını edinmiştim , o zamanki kitaplarının arkasında hiç fotoğrafı yoktu , Tüyapta can yayınlarından çıkanların ardında tanıştım kendisiyle , kimse yoktu imza almak için bekleyen , imzalattım kitapları , o zaman o donuk ben donuk hiç muhabbet edemedik ben zaten oldukça sıkılgan biriyimdir , kolay iletişim kuaramam , ama keşke konuşabilseydim , en azından bu kitabı için etkilenmiştim diyebilseydim. Şimdi okusam aynı oranda etkilenir miyim ki ?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. ben kitaplarını set olarak almıştım. ilk olarak o zaman gördüm cezmi ersöz fotoğrafını set kutusunun üzerinde. basında çok yer almayan kendi içinde yaşayan bir yazar... tanışmayı ve kitaplarını imzalatmayı çok isterdim.

      Sil

Yorum yazmak için vakit harcadığınız için Teşekkürler...

Yorumlarınız benim için değerlidir.ELLERİNİZ DERT GÖRMESİN..SEVGİLER...

Yorumunuz blog sahibininin onayından sonra görünecektir.