27 Şubat 2018 Salı

TURGUT ÖZAKMAN - ROMANTİKA

MERHABALAR,

Uzun zamandır pek çok yerde karşıma çıkan, ancak okumaya yeni fırsat bulduğum bir kitabı paylaşmak istiyorum sizlerle... Bloga bu yazıyı hazırlarken; Korkma İnsancık Korkma'ya blogda yer vermediğimi üzülerek fark ettim. Düşününce okuduğum ve yayınlamaya, yazmaya fırsat bulamadığım bir bu kadar daha kitap olduğunu düşününce kendimi kötü hissediyorum. Keşke daha fazla vaktim olsaydı diye de hayıflanıyorum. Gelelim kitabımıza... 


ARKA KAPAK
'Romantika', Turgut Özakman'ın 'Korkma İnsancık Korkma'dan sonra, ikinci romanı.
Yine şaşırtıcı bir aşkın öyküsü. Bir aşk güzellemesi. 1960-1987 dönemine özgü çalkantılar. Sürprizler, oyunlar, dönüşümlerle dolu, gizemli bir ilişkinin gizli tarihi. Kuşaklar arası çatışmalar. Renkli, ilginç, şaşırtıcı karakterler. Kıvrak, akıcı, neşeli bir dil, yalın bir üslup.
Çok açılı bir anlatım tekniği, usta işi bir kurgu.
Konusu, kişileri, tekniği, kurgusu ile farklı bir roman.
...
Aşk keyifli bir işemedir! Metabolizma hastalığıdır! Afyondur! Köleliktir! Yanılsamadır!, Doğanın aldatmacasıdır! Aşk havuzunda kazlar yüzer. Yaşasın seks!"
...
"Kendinden başkasını sevmeyen, bedenini kutsayan, kafası yerine bilmemnesi ile düşünen birinin aşkı anlamasını, övmesini beklemenin, bir kurbağadan arya söylemesini istemek kadar gülünç olduğunu bilirim."
...
"Sevene yılan bile dokunmaz. Bu büyük ve önemli sözü daha duymamış olabilirsin. Çünkü az önce uydurdum. Ama bir gün kalbi olan herkesin, bu sözü benimseyeceğine inanıyorum."
...
"Olayları özel bir yöntemle not ettim. Aklını çalıştırırsan kolayca çözebilirsin."
2 2m6728 1962 x6r86m56
"Her şey şu basit, çocukça, sefil işaretlerin içindeydi ve çözemiyorduk. Hani kolaydı baba?"
...
"Bir gün 'aşk ihtilaldir' demiştiniz. Bu sözün anlamını şimdi anlıyorum. Aşk gelince, gerçekten yeni bir dünya kuruluyormuş. İçimde, varlığından haberli bile olmadığım yeni duygular keşfediyorum. Eskiden göl balığıydım. Şimdi akıntıya karşı yüzen bir sazanım."
... 
bin yıllık özlemle sarılmak istiyorum
rüyalarını bile kucaklamak için.
T3rq3twz6  m6.46. 8=,q2I=rI=


ÖZET

Bir sabah Şirin yalnız başına yaşadığı evinde uzun uzun çalan telefon ile uyanır. Saat henüz sekiz bile değildir. Arayan uzun zamandır babasının kitapevinde çalışan Asım Efendi’dir. Asım Efendi babasının kalp krizi geçirdiğini annesinin Şirin’i çağırdığını söyler. Şirin babasına çok düşkündür. Fakat her fırsatta kendini aristokrat sayıp, babasını küçümseyen annesi ve annesinin kopyası ablası ile zorunda kalmadıkça görüşmez. Şirin çok geçmeden soluğu hastanede alır. Babası yoğun bakımdadır. Şirin duruma çok üzülür. Gazeteden izin alır ve ailesinin evinde kalır. Bu esnada babasının hem çalışma hem de yatak odası olarak kullandığı odayı kullanır. Odada kaldığı süreçte geçmişe yolculuk yapar.

Son derece sakin bir yapıya sahip olan Doğan Bey geçmişte üniversitede doçenttir. Ancak 1960 hareketi esnasında görevden alınan meslektaşlarına yapılan haksızlığa göz yummaz. İstifa eder. İstifa ettikten sonra bir kırtasiye dükkanı açar. Şirin’in annesi kendileri gibi soylu bir aileden gelmediği için eşini sürekli küçümser. Doçentlikten esnaflığa geçişinde Doğan Bey’in daha çok üzerine gelirler. Annesi, ablası ve teyzesi babasına cephe almıştır. Zaman zaman mesleğini özlese de gösteriş meraklısı, burnu havada eşinin aşağılamalarına uğramamak inadıyla işine dört elle sarılır. Aile içinde yalnız kalan içine kapanan Doğan Bey; uduna, rakısına sığınır. 


Çok geçmeden Doğan Bey; işinde başarı kazanır. Zaman zaman iş hayatında tökezlese de yeniden toparlanmayı başarır. İlk olarak bir araba almış ve ardından da büyük, gösterişli bir kitapevi açmıştır. Her tökezlemesinde sıkıntılı günler yaşasa da yeniden ayağa kalkacak enerjiyi bulur. Şirin babasının bu durumuna ve annesine karşı aldı aldırmaz tavra şaşırır.
Bu sırada evin asi kızı Şirin büyümüş, üniversiteye başlamıştır. Sırf annesine inat belki de özgür olmak adına annesinin “kirli kazak” adını taktığı bir genç ile evlenir. Ancak çok geçmeden boşanır. Boşanınca da ailesinin evine dönmez, yalnız yaşamaya başlar. 
1971 darbesinde Şirin'in babası ise gözaltına alınır. Yayınevinde yayınladığı kitaplardan bazıları toplatılır. Yirmi gün gözaltında kalır. Eve iyice süzülmüş ve hırpalanmış olarak döner. Şirin, babasını mutlu olması için ara sıra arkadaşlarını çağırır, birkaç kadeh içki içerler, sohbet eder ve bazen de ud çalıp eğlenirler. Çok geçmeden babası yine toparlanır. Şirin annesi ve ablasının tavrına karşılık arkadaşı Sanem ile babasının arasını yapmaya çalıştıysa da; Doğan Bey kibarca reddeder.




Şirin’in evinde baş başa içtikleri bir akşam Şirin babasına annesinin ve ablasının tavrına nasıl katlandığını ve olaylara nasıl kayıtsız kalabildiğini sorar. Babası, buna karşılık eski ve gizli aşkı olan Arzu'dan üstü kapalı bir şekilde bahseder.

“Bak kızım yıllar önce, olağanüstü bir varlık benimle ilişki kurdu. O günden beri, kısa aralar dışında her gün ses olarak beliriyor. Zaman zaman da çeşitli kimlikler altında somutlaşıyor, bana güç ve yaşama sevinci veriyor. Bütün olumsuzlukların izini silip süpüren, beni her yıkılışımda dirilten işte bu mucize.”


Şirin babasının söylediklerine anlam veremez ve babasının hayal dünyasının ürünü sanır. Doğan bey; bir gün o öldüğünde kızına her şeyi öğreneceğini kütüphanesinde her şeyi not ettiği bir defteri olduğunu söyler. Babası hastanedeyken Şirin babasının defterini bulur. 

Ancak defter bir şifreleme sistemi ile yazılmıştır. Şirin arkadaşları Sanem ve yaprak ile defteri çözmeye çalışsalar da ilk başta çözemezler. Ancak Sanem’in yardımı ile çözerler. Şirin defterde yazanları sadece Sanem ile paylaşmak ister. Şirin adeta zamanda yolculuk yaparak babasının hayatını okumaya başlar. Büyülü bir aşk çıkar karşısına…


“Aşk doğal afete benzer kızım”… “İstemekle gerçekleşmez ki. Kendiliğinden gelir.” (Sayfa, 18)

“Biz hiç olmazsa sevişmeyi biliyorduk, 70'liler savaşmayı, 80'liler bi tuhaf. Galiba ne sevişmeyi biliyorlar, ne savaşmayı. Bakalım 90'lılar nasıl olacak?” (Sayfa, 63)

“Anlaşılan, bebeğin annenin kanını ve sütünü merek büyümesi gibi, gelecek de ancak geçmişi yiyerek var oluyor.”(Sayfa, 104)


KİTAPTAN NOTLAR

Kitap okuduğum Şu Çılgın Türkler ve Korkma İnsancık Korkma’dan sonra üçüncü Turgut Özakman Kitabı. Kitap 163 sayfadan oluşan bir çırpıda okunan akıcı bir kitap oldu benim için. Konusu itibari ile her ne kadar Doğan Bey’in geçmişte öğrencisi olan Arzu ile yasak aşkını anlatsa da yazarın naif anlatımı ve kullandığı kelimeler itibari ile bu aşkı yadırgamak bir tarafa ikilinin aşkına, sabrına hayran kalıyorsunuz. Bu güzel aşka Ankara güzel bir fon oluşturmuş. Doğrusu mekanlara gidip görmeyi çok isterdim. Özellikle; Gül Bahçesi'ni.

Doğan bey’in aile içinde aşağılanması, hasta olması ve Şirin’e bir defter bırakması bana Kürk Mantolu Madonna’daki Raif Efendi karakterini hatırlattı. Raif Efendi de ölmeden önce bir defter bırakarak Maria Pruder’i anlatmıştı. İki karakteri birbirine çok benzettim. Yazar da esinlenmiş midir acaba?

Kitapta kullanılan şifreleme sistemi kurguya güzel bir ayrıntı ve farklılık katmış. İleride kullanmak için sistemi not etmeyi düşünüyorum.

Kitap içerisinden bahsi geçen tablolara kitabın sonunda yer verilmesi kitap içerisindeki güzel ayrıntılardan. Kitabı elimden bırakıp, tablolar ile ilgili araştırma yapmak benim adıma kitapta kopukluklara neden olabilirdi. Yazar Korkma İnsancık Korkma’da da kitabın arkasına bir sözlük oluşturup, bilgilendirme yapmıştı. Zannediyorum yazarın akademisyen karakterinden gelen bir ayrıntıcılık söz konusu burada.

Kitapta beğendiğim diğer ayrıntı da yazarın “Mutlu Son” ile bitirmesi oldu. Doğan Bey hasta olunca kitabın sonunda beklenen bir son olur diye düşünmüştüm. Sonuç olarak kitabı çok beğendim ve tavsiye ediyorum.

Kitapta beğenmediğim tek ayrıntı kitap kapağı oldu. Daha önce Gustave Klimt’in tablosu kullanılan Korkma İnsancık Korkma’dan sonra kapak bana basit ve vasat geldi. En kısa zamanda Korkma İnsancık Korkma’yı tekrar okuyarak blogumda yer vereceğim. 


Yorumumu kitapta yer alan şiirle bitirmek istiyorum... 

Romantika’da aşk bazen şiire dökülüyor:

“dudakları daha kırmızıydı bugün

gözleri daha büyüktü
bir sunak kandili gibi yanıyordu yüzü
heyecandan
boynu
mercan bir gerdanlığı süslüyordu
ne güzelsin
diye fısıldadım
hayran hayran”

Kimi zaman ete kemiğe bürünüp tensel bir aşkın şiiri oluyor:
“göğüslerin iki bereketli

ve çiçekli meyve
dimdik ve kıvrak”

Kimi zaman da kavuşmayı müjdeliyor:
“yaz ortasında

buluştuk yeniden
içki içtik
konuşa konuşa
ve
nar yedik
birbirimizin avucundan”


23 yorum:

  1. Ben de çok çok çok sevmiştim. Şifreleme sistemini bende NOT etsem için bir yere diye düşündüm ama bana karşılık verecek birini bulamam diye vazgeçtim...Kitap Blogları görmek çok hoşuma gitmeye başladı benim, aynı kitabı farklı bir gözden incelemek çok hoş

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. böyle bir şifreleme yaparsam, ulaştırmak istediğim mesaj yerine ulaşmazsa korkusunu taşırdım herhalde. kitap bloglarının kendine has havasını ben de seviyorum. bazen kitapta kaçırdığım noktaları blogardan okuyunca geri dönüp tekrar okuyorum.

      Sil
  2. Bir kaç ay önce okuduğum hoş bir roman.

    Not: "Görmek" yorumlarına ne oldu?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. körlük'ün yorum bölümüde. siz yazınca acaba görmedim mi ya da spam olarak mı kaydetim diye düşünüdüm.

      Sil
  3. çok sevmiştim ben de:D Özakman çok iyi yazıyordu :)

    YanıtlaSil
  4. Günaydın.
    Romantika kitabını çok ama çok sevdim. Kısa ve öz herşeyi anlatıyordu yazar.
    Keşke okumayanlar olabilir diye siz de bu kadar detay vermeseydiniiz dedim yazınızı okuyunca.
    Naçizane kendi düşüncem elbet bu benim. Çünkü neredeyse özeti oluyor kitabın ve okumadığımız takdirde bir çok detayı bilmiş oluyoruz.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. merhabalar, yazarın sade anlatımını ben de çok seviyorum. aslında ayrıntılarla ilgili yorum daha önce de almıştım. okuyan için kitabın büyüsünü bozabilir. ancak kendime arşiv olması için ayrıntılı yazıyorum. unutmamak için. sevgiler..

      Sil
  5. Merhaba ben Deep ten geliyorum. İyi ki de gelmişim. Takipteyim. Sevgilerimle :))

    YanıtlaSil
  6. Beğenmiştim ben de, yasak bir aşka başka açıdan bakmayı da sağlamıştı hem :))

    YanıtlaSil
  7. tiyatrocu olduğunu biliyodum da romantik şeyler yazdığını senden duyuyuom. ah türkleri okudum tabii. aklımda olsun çok sevmişsin se ayrıcaaa :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. turgut özakman çok yönlü bir yazar. kalemini sevdiklerimden..

      Sil
    2. bu arada sayende pek çok blogla tanıştım son dönemlerde. blog hareketlerinin azaldığı, blogların terkedilmeye yüz tuttuğu günlerde kendi adıma mutlu oldum..

      Sil
  8. Ne güzel tanitim olmus. Kitabi okumadim henüz 🙂

    YanıtlaSil
  9. Her zamanki gibi çok güzel anlatmışsınız, Turgut Özakman’ın roman da yazdığını bilmiyordum, sayenizde öğrendim, roman oldukça dolu görünüyor, merak ettim, korkma insancık korkma ona da bakmak lazım, teşekkürler paylaşımınıza, sevgiler :)

    YanıtlaSil
  10. İsmi de çok güzel olan bir kitabı hemen listeme ekledim, teşekkürler :)

    YanıtlaSil
  11. Çok güzel bi tanıtım olmuş emeğinize sağlık :)

    YanıtlaSil
  12. Yazarın bu kitabını okumadım ama bu tanıtımdan sonra iyice merak ettim. Emeğinize sağlık:)

    YanıtlaSil
  13. baak son yazımda vardın kiii :)

    YanıtlaSil
  14. heey son yazımı bir okusanaaa. kitap blogger direnişiii. şimdi ben de senin blogunu o listeye ekleyecektiim. hadi sen gidip ekleeee :)

    YanıtlaSil

Yorum yazmak için zaman harcadığınız için Teşekkürler...

Blog sahibi olmayan ziyaretçiler Anonim'i işaretleyip, yorum bırakabilirler.

Yorumunuz blog sahibininin onayından sonra görünecektir.

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...