31 Aralık 2013 Salı

CRAİG SİLVEY - TANRININ UNUTULAN ÇOCUKLARI

MERHABALAR, 2013 YILININ BLOGUMDAKİ SON KİTABI İLE KARŞINIZDAYIM

"CESARET, KORKUYA DİRENMEK VE ONA GALİP GELMEKTİR."

CRAİG SİLVEY’in kendisine ödül de kazandıran eseri “TANRININ UNUTULAN ÇOCUKLARI” öncelikle şunu söylemeliyim ki; kitabın ismi bana son derece trajik olayları okuyacağımı hissettirdi. Kitap yine KİTAPOKUMAK İSTER MİSİN'den

Organizasyona da ayrıca teşekkür etmek istiyorum. son dönem kitaplarımı sayelerinde okudum.. 

“Kaybedecek ne kadar çok şeyin varsa, savaştığında o kadar cesursun demektir.” (S.85)

ARKA KAPAK;

HAYAT bir piyangodur: Şanslı olan kazanır, şanssızlar ise “Tanrının Unutulan Çocukları”dır.

“Pencereme gelmişti. Nedenini bilmiyorum ama gelmişti işte.
Belki başı dertteydi.
Belki de gidecek başka yeri yoktu…”

Sıcak bir yaz gecesi beklenmeyen bir misafirin penceresini tıklatmasıyla Charlie’nin sıradan hayatı tamamen değişir. Çünkü toplum dışına itilmiş tuhaf misafirin kimseye söylemediği bir sırrı vardır.

Yaşamları, hayata bakışları ve imkanlarıyla birbirinin zıttı gibi görünen bu iki çocuk toplumun duyarsızlıklarına, önyargılarına, bağnazlıklarına karşı duran büyük bir dostluğun da başkahramanlarıdır. Bu küçük bedenler için hayat bir daha eskisi gibi olmayacaktır.

Okuruna önemli sorular soran, genç-yetişkin herkesin tanışması gereken, güçlü bir roman. Çocukluğun saf masumiyetine sımsıkı sarılan bu kahramanlar kimseyi hayal kırıklığına uğratmayacak!

“Mükemmel bir yetişkinliğe geçiş romanı…
Her yaştan insanı etkileyecek kadar büyüleyici.” Markus Zusak



 Kısa bir girişten sonra gelelim kitabımızın özetine..

ÖZET:

  Kitabımızda olaylar 1960'larda Corrigan'da geçiyor. 13 yaşındaki Charlie Bucktin kitapları arasında kendine bir dünya kurmuş, derslerinde son derece başarılı olmasına rağmen sosyal ilişkilerinde başarısız bir ergendir. Sosyal ilişkilerinde başarısız olmasının en önemli sebeplerinden biri de o dönemde önem verilenein aksine spordaki başarısızlığıdır. Ayrıca Charlie Bucktin pasif bir anne ile son derece baskın bir annenin oğludur. 

Sıcak bir yaz gecesi yine kitap okurken camı çalınır. Camı çalan yaşadıkları kasabada serseriliği ile tanınan, insanların çocuklarıyla arkadaşlık etmesini istemeyeceği Jasper Jones’tir. Jasper annesini iki yaşında trafik kazasında kaybetmiştir ve alkolik babasıyla yaşamaktadır.


Jasper Charlie’yi gizli yerine gitmeye ikna eder. Pencereden gizlice çıkan Charlie, onunla birlikte gizli sığınağına vardığında kan donduran bir manzara ile karşılaşır. Valinin kızı Laura ağaçta geceliği içinde sallanmaktadır. Jasper Charlie’yi Laura’ya kendisinin zarar vermediğine, eğer polise giderse kimsenin ona inanmayacağına, ikna eder. Gerçek katili bulana dek cesedi kimsenin bulmaması için baraj gölüne atmaları gerekmektedir.

Cesedi ağaçtan indirdiklerinde ağaca asılmadan önce darp edildiğini hatta cinsel saldırıya uğradığını fark ederler. Genç kızı göle atarlar. Jasper ile Charlie’nin aklındaki tek cinayet zanlısı kasabanın delisidir. Deli Jack Lionel….

Devamı romanda…



 KİTAPTAN NOTLAR;

Öncelikle kitabın kapak tasarımı hoşuma gitmekle beraber bana UÇURTMA AVCISI’nın kapağını hatırlattı. Sırtı kadraja dönük iki çocuk…. Benim gibi düşünenlerin sayısı oldukça fazladır herhalde.

BİN MUHTEŞEM GÜNEŞ’in ardından okuduğumdan mıdır bilinmez olaylar kitabın ismiyle kıyaslandığında o kadar da trajik gelmedi. Keşke kitabın ismi orjinalindeki gibi “JASPER JONES” olarak kalsaydı. 

Kitabın isminin aslıyla hiç ilgisinin olmaması, arka kapağa yazılan “Hayat bir piyangodur;…” diye başlayan cümlenin romanda yer almaması ve tüm bunların ticari kokan girişimlerle yapılması beni rahatsız etti biraz. Yabancı kapağında yer alan dağınık saçlı çocuk daha sevimli geldi gözüme doğrusu…


İçeriğe gelecek olursak, roman 1960’lı yıllarda geçiyor. Yıl tam olarak verilmese de Ay Yolculuğu’nun ve Vietnam Savaşı’nın tarihi yeterli oluyor bu tahmini yapmaya.

Roman bir cinayetle başlıyor. Doğrusu cinayetle başlayınca ve iki kafadar Jasper ve Charlie katili bulmaya çalışacaklarını söyleyince roman polisiye- gerilim tadında olacak diye düşündüm. Ancak ardından gelen bölmlerde Charlie üzerinden olay zaman zaman hatırlatılsa da kasaba yaşamı Jefrey Lu ile Charlie ilişikisi başlangıç konusundan uzaklaştırıyor okuyucuyu.. Hatta bazen sıkıcı bir hal bile alıyor roman. Ancak 7. Bölümden sonra yine ivme kazanıyor.
  
Ardından son bölümde olay çözülüyor. Olayı Laura’nın kardeşi Eliza açıklığa kavuşturuyor. Ancak önceki bölümlerde Charlie zaten Eliza’nın bir şeyler bildiğinden şüpheleniyor. Aralarında herhangi bir konuşma olmasa da bakışlarından. Bu cümleyi okuyunca kitapta kitabın son ile ilgili teoriler geliştirmeye başladım. Her ne kadar teorilerim çıkmasa da Eiza’nın gerçekleri aydınlatması beni şaşırtmadı.




Sonuç olarak tam olarak beklediğimin bulamadığım ancak, yine de okumaktan keyif aldığım bir kitap oldu. Okumak isteyenlere tavsiye edebilirim..


YEPYENİ PAYLAŞIMLARLA GÖRÜŞMEK DİLEĞİYLE..


YENİ YILINIZ KUTLU OLSUN...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Yorum yazmak için vakit harcadığınız için Teşekkürler...

Yorumlarınız benim için değerlidir.ELLERİNİZ DERT GÖRMESİN..SEVGİLER...

Yorumunuz blog sahibininin onayından sonra görünecektir.