12 Aralık 2013 Perşembe

KHALED HOSSEINI - BİN MUHTEŞEM GÜNEŞ

MERHABALAR, SEVGİLİ KİTAP DOSTLARI

Yoğun kar yağışına teslim olan Türkiye'nin kar yağışından nasibini almayan Trakya'dan sevgiler herkese... Evet kar bizi teğet geçti... Ama müthiş soğukla mücadele halindeyiz... Soğuk günler için BİN MUHTEŞEM GÜNEŞ" iyi olur diye düşündüm... 

Daha önce yazarın UÇURTMA AVCISI adlı romanını okumuştum. Yine Kitap Okumak İster misin? adlı organizasyon aracılığı ile...Kitaplar elime ulaşalı 2 hafta kadar oluyor. 2. kitabı TANRININ UNUTULAN ÇOCUKLARINA da başladım... 

Gelelim Kitabımıza... 

“Pusulanın hep kuzeyi gösteren ibresi gibi, her erkeğin suçlayan parmağı da daima, mutlaka bir kadını gösterir. Her zaman.” (s. 7)


Romanımız beş yaşındaki Meryem’in annesi Nana ile Herat’a yürüme mesafesindeki Gül Daman isimli bir köyün dışındaki küçücük bir kulübede yaşadığı günlerde başlamakta. Romanın başında yıl yaklaşık olarak 1964’tür.

Meryem, Celil ile Nana’nın gayr- ı meşru kızlarıdır. Yani Afganistan deyimiyle haramidir. Nana Celil’in evinde hizmetçi iken hamile kalmıştır. Diğer üç karısı Nana’yı istemediği için de Celil’in kocaman evinden yollanmıştır. Ardından Celil onlara bir kulübe yapmıştır. Her hafta Perşembe günü kızını görmeye gelir. Celil, Meryem’in dış dünya ile tek bağlantısıdır. Celil’in Meryem dışında on tane daha çocuğu vardır.

Aradan Meryem’in babasının yolunu beklediği yıllar geçer. Meryem on beş yaşına gelmiştir. Meryem babasından onu kendine ait sinemaya gelen bir çizgi filmi izlemeye götürmesini ister. ertesi gün Meryem babasının kendisini almaya gelmesini bekler, ancak Celil gelmez. Meryem yürüyerek Herat’a gider. Babasının evini bulur. Ancak geceyi de evin kapısında geçirmesine rağmen babasını göremez, ayrıca kimse de onu içeri almaz. Ertesi gün babasının şoförü Meryem’i biraz da zorla arabaya bindirip onu köye götürür. Kulübeye vardıklarında Nana kendini asarak intihar etmiştir. Nana’nın ölümünden sonra Celil, Meryem’i yanına kalır.



Çok geçmeden Celil Meryem’i Kabil’li bir ayakkabı ustası olan Raşit ile evlendirir. Raşit, Meryem’den oldukça büyüktür. Nikahın kıyıldığı gün Meryem kocasıyla Kabil’e gider. Kabil’e giderken Meryem babasına bir daha asla kendisini aramamasını söyler. Yıllarca annesine karşı babasını savunan Meryem, aslında kendisine babasını kötüleyen Nana’yı haklı görmektedir artık.

Başlangıçta evlilikleri sıradan bir şekilde gitse de, Meryem’in bebeğini düşürmesi, daha sonra hamile kalamaması, daha önce oğlunu bir kazada kaybetmiş olan Raşit’in Meryem’e eziyet etmesine sebep olur. Sudan sebeplerle, Meryem’ akıl almaz eziyetler eder. Meryem cehennem hayatı yaşar. 


 Yıl 1987 olduğunda Leyla 9 yaşındadır. 1978 Nisanında Devrim gecesi doğmuştur. Ailesinin tek kızıdır. İki ağabeyi Nur ve Ahmet Sovyetler Birliği’nin Afganistan’a girmesinin ardından cihada katılmak için Ahmet Şah Mesut’un güçlerine katılmışlardır. Bu yüzden annesi çok mutsuzdur, çoğu zaman yataktan bile çıkmaz. Öğretmenlikten atılan babası evin geçimi için çok çalışmaktadır. Leyla’nın bu dönemdeki en yakın dostu sonradan aşkı olacak olan Tarık’tır.

Günler geçtikçe Kabil’de durum kötüye gitmektedir. Sovyetler Birliği’nin ardından Taliban yönetime el koymuştur. Kendi içinde pek çok grubun çatışması ülkedeki savaşı devam ettirmektedir.

Tarık ve ailesi Pakistan’a gitmeye karar verirler. Leyla ile Tarık vedalaştıkları sırada birlikte olurlar. Her ne kadar istese de ailesini bırakamayan Leyla, Tarık ile gidemez. Çok geçmeden ağabeylerinin şehit olmasından sonra Leyla’nın babası annesini Pakistan’a gitmeye ikna eder.  Eşyalarını topladıkları esnada evlerine isabet eden bir bomba Leyla’nın anne ve babasının ölümüne sebep olur. Leyla da ağır yaralanır.


Leyla’yı evin yıkıntıları arasından Meryem kurtarır ve O’na bakar. Çok geçmeden Leyla kendini toparlar. Raşit ve Meryem ile yaşadığı dönemde Raşit Leyla’ya göz koyar. Aynı günlerde Pakistan’a sürekli gelip gittiğini söyleyen bir adam Leyla’ya Tarık’ın ölüm haberini getirir. Leyla yıkılır. Bu yüzden Raşit’in evlenme teklifini kabul etmek zorunda kalır. Çünkü hamiledir.

Meryem, Leyla’nın Raşit’le evlenmesinin ardından Leyla’ya düşman olur. Leyla çok geçmeden hamile olduğunu söyler. Bir çocuğu olacağını düşünen Raşit Leyla’yı el üstünde tutar. Bu dönemde Meryem’in en büyük korkusu Raşit’in kendisini kapının önüne koymasıdır. Leyla’nın Azize adını verdiği kızının doğumundan sonra Raşit Leyla’ya da kötü davranmaya başlar. Ancak aynı ev içinde düşman olarak yaşayan Meryem ve Leyla bu günlerde dost olamaya başlarlar. Çok geçmeden kimsesiz bu iki kadın birbirlerinin her şeyi olurlar… Annesi, evladı, arkadaşı, kardeşi....

Dahası romanımızda..


KİTAPTAN NOTLAR;
Daha önce yazarın Uçurtma Avcısı’nı okumuştum. Yine Kitap Okumak İster misin? adlı organizasyon aracılığı ile… Bin Muhteşem Güneş de organizasyon aracılığı ile okuduğum kitaplardan.

Romanımız adını 17. yy’da yaşamış olan Saib-i Tebrizi adlı şairin şiirinden almakta.
“Bu kentin ne çatısını aydınlatan ayları sayabilirsin, 

Ne de duvarlarının gerisine gizlenen bin muhteşem güneşi.” (S. 196)


Yakın zamanlarda okuduğum için iki kitap arasında sürekli kıyaslama yaptım elbette. Yorumlarımı da bu kıyaslamalar üzerinden yapacağım.

Roman başlangıçta Meryem’in hayatını anlatmakta, ardından Leyla’nın hayatına geçmekte. Son bölümde ise Meryem ile Leyla’nı kesişen yollarını anlatmakta.

Romanımıza Sovyet İşgali’nin ardından Taliban döneminden günümüze kadar olan sürec fon olarak yer almakta. Uçurtma Avcısı ile yaklaşık olarak aynı dönemleri anlatmakta yani. Özellikle Kabil’de yaşanan kısımlar da ağırlıkta olduğu için Uçurtma Avcısı’nın 2. cildini okuyormuşum gibi hissettim. Ama bu defa gidenlerin değil, kalanların, kalmak zorunda olup, hem savaşın dehşetini hem de koca eziyetini yaşamak zorunda kalan iki kimsesiz kadının hikâyesini anlatmakta kitabımız. 


Bir ara Hasan’ın bile sahneye girmesini beklemedim desem yalan olur. Ama onun yerine Yetimhane Müdürü Zaman girdi sahneye, çatlak gözlük camı ile… Bir ara Azize de elden gidecek diye düşünmedim değil.

Roman esasında sadece Afganistan da değil, pek çok coğrafyada yaşanan erkek egemen toplum ile çocuk doğuran hizmetçi olarak görülen kadının hikâyesi. Aslında konu çok da orijinal değil. Ancak yazarın anlatım tarzı, iki kadının başlangıçta mecburiyetten sonra da büyük bir sevgiden doğan bağlılıkları kitabı okunur kılmakta.

Elbette kitaptaki bazı sahneler okunurluğu daha da arttırmış. Keşke yazar daha ayrıntılı anlatsaydı diyeceğim Nana’nın İntiharı ve Meryem’in İnfazı, Tarık ile Leyla’nın yeniden karşılaşmaları…

Aslında roman boyunca iki kadının neden Raşit’i öldürmediklerini düşünüp durdum. Ama sırf Meryem’in ölümüne sebep olacağı için Raşit gibi bir pisliğin ölümüne sevinemedim. Adam iki kadını eziyetleri ile yaşlandırdı ama bir türlü eceliyle ölemedi…

Leyla ile Meryem’in Pakistan’a kaçmak için otobüs garına gittikleri sahne romanda beni en çok heyecanlandıran sahneydi. Yakalanıp eve döndüklerinde bir an Raşit Meryem ve Leyla’dan intikam almak için, Azize’yi öldürecek diye düşündüm.

Yine ilerleyen bölümlerde Azize’nin yetimhaneye verilişi romanın en dramatik sahnelerinden biriydi elbette. Kendi oğlu Zalmay’ a kıyamayan Raşit, içten içe kendi çocuğu olmadığını bildiği Azize’yi de Leyla’yı da bu şekilde cezalandırdı diye düşündüm.

Sonuç olarak bolca dramatik sahneye sahip olan Afgan devriminin fon olduğu güzel bir kitap olmuş. Uçurtma Avcısı kadar olmasa da beni çok etkileyen bir kitap oldu. Merak eden kitap dostlarına tavsiye ederim. Ancak Uçurtma Avcısı ile yakın zamanlarda okumamak koşulu ile..

YEPYENİ KİTAPLARLA GÖRÜŞEMEK DİLEĞİYLE…




7 yorum:

  1. Çok sevdiğim kitaplardan biriydi....

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. ben de çok sevdim ada ve deniz... teşekkürler..

      Sil
  2. okuma hevesi uyandırdı anlatımınız
    okunmayı bekleyen birikmiş yedi kitabımdan sonra düşünüyorum almayı
    sevgiler:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. ben keyif alarak okudum. umarım siz de beğenirsiniz Tülay hanım... sevgiler..

      Sil
  3. faydalı bir paylaşım olmuş. Kalemine sağlık canım..

    YanıtlaSil
  4. okumanıza yorumunuza sağlık;
    Ana karakterlerinin kadınlardan oluşturulduğu ve bu kadınların yaşantılarında bitmek tükenmek bilmeyen zorlukların sürekli el değiştiren Afganistan arka planında kara bulutlar halinde kümelenişinin anlatıldığı bir roman Bin Muhteşem Güneş...........
    http://tayfunsurucu.wordpress.com/2014/12/25/siyaset-aile-iliskileri-arkadaslik-ve-askin-yanlis-bulusmasi/

    YanıtlaSil

Yorum yazmak için vakit harcadığınız için Teşekkürler...

Yorumlarınız benim için değerlidir.ELLERİNİZ DERT GÖRMESİN..SEVGİLER...

Yorumunuz blog sahibininin onayından sonra görünecektir.