20 Ekim 2014 Pazartesi

MURATHAN MUNGAN – LAL MASALLAR

MERHABALAR; 

Çok sevdiğim bir yazar ve şairin şiir tadında, masal tadında bir kitabını paylaşmak istiyorum sizlerle...

“Anlatsam inanmazlar oğul, masal derler; Masala inanmazlar, masalı yalnızca dinlerler, sanki hakikati bilirmiş gibi,
sanki hakikatin sırrına ermiş gibi,
masala inanmayan gerçeğe inanır mı?” (Sayfa 47)


İlk göreve başladığım yıllarda tüm kitaplarını set olarak aldığım yazarlardan biridir Murathan Mungan. O dönemde köy köy gezen kitapçılar çok taksitlere bölerek satarlardı kitapları. Sayelerinde Yaşar Kemal, Sait Faik, Cezmi Ersöz set halinde arz- ı endam eder kitaplığımda. Kitaplığıma baktığımda fark ediyorum ki, o dönemlerde okuduğum kitaplarla ilgili -10 yıl öncesinden bahsediyorum- not almadığım için blogumda pek yer almamaktalar. Ara ara tekrar okuyup, yer vereceğim blogumda.

Murathan Mungan ile başlamak istiyorum. Lal Masallar ilk kez Remzi Kitabevi tarafından 1989 yılında yayımlanmış. Benim elimdeki Metis Yayınevi tarafından 2003 yılında yayımlanmış dokuzuncu basımı. Kitap kapağı Mustafa Ata tarafından hazırlanmış. Kitaba da çok yakışmış.


Lal Masallar üç masaldan oluşmakta. Masal dediysem; “büyüklere masallar”. Masalları “LAL” yapan da lal olan kahramanları.


 İlk Masalımız; Azer İle Yadigar.

“Haklısın o uçurumun sesi kulakla duyulmaz. Yürekle duyulur. Nasıl ki gözler sade bir kez görür, ondan gayrı hep yürek görürse, işte o misal sade yürek duyar. Aslında her uçurum konuşur kızım, her uçurum…”(Sayfa 14)

“Her yürek ses veren bir uçurumdur zaten. Belki kendi yüreğine dayanır kulağın. Duyarsan eğer, sahiden duyarsan, bundan sonra daha iyi olursun. Kendi hayatına ermiş olursun. Lakin herkes kendi uçurumunu yüreğinde taşır kızım.”
(Sayfa 15)

Masalımız, Osmanlı mülkünde, Yörüklerin, Afşarların, Türkmenlerin, cümle konar-göçer aşiretlerin yaşadığı, diyar diyar gezip dolaştığı devirlerde geçmektedir. Oba beyinin tek oğlu, saz üstadı Azer’in gurbete çıkmak istemesiyle başlar hikâyemiz. Gurbette Deli Türkmen’in dili lal, yüzü peçeli güzeller güzeli kızı Yadigar’ın dilini çözmesi ve peçesini açmasıyla devam eder. 


İkinci masalımız; Muradhan ile Selvihan ya da Bir Billur Köşk Masalı
Sırça Köşk’ün beyinin güzeller güzeli biricik kızı Selvihan’ın Semah esnasında bir ovayı lal eden hançer gibi bir delikanlıyı Muradhan’ı görmesiyle başlar her şey. 

“Semah göç tutmak gibiydi. Bir yurttan sökün etmek gibiydi. Uzun yollar, uzun diyarlar, ulu sevdalar gibiydi. (Dünya mı gurbetti? ahiret mi?) Hayat gibiydi semah. Tüm bir hayat. Hiç bitmesin istiyordu Selvihan. Uzasın, uzasın ta ki kendi de semah dönebilecek ermişliğe  erginliğe erdiğinde ve kendi giysilerinin kıvrımlarında da aynı gümüş ırmağı yatak değiştirdiğinde… İşte o zaman yıkanmış olacaktı yüreği kendini tutan kalelerinden, burçlarından, yalçın siperlerinden; Kurtulmuş olacaktı bukağılarından, zincirlerinden… İşte o zaman” (Sayfa 57)

“Hepsinden de ulu olsa sevdam, Ferhat kadar güçlü değilim, dağları delemem senin için, gürzüm yumruğumda değil, yüreğimdedir. Ve de yüreğim kendi dağını delmektedir.”
“Mecnun kadar engin değilim. Çölleri, serapları sığdıramam yüreğimin ıssızına. Diyar diyar dolaşıp seni aramak istemem. Benim gurbetim ve diyarlarım yüreğimdedir.”
“Kerem kadar abdal değilim, seni türkülerde arayıp bulmak istemem. Lal dilimi yetiremem türkülere, benim türkülerim yüreğimde uğuldar.”
“Ne Ferhat gibi dağı delince kavuşayım isterim,
“Ne Mecnun gibi suretini unutana dek seraplara sevdalanayım isterim,
“Ne de Kerem gibi diyar diyar dolaşıp türkülerle yaşlanayım isterim,

“Her üçü de sevdalarını unutana dek sevmişlerdir. Oysa ben unutmak istemem. Seni unutup da serapları, suretleri, türküleri sevmek istemem. Ben seni sevmek isterim. Olduğun gibi seni. Görerek, işiterek, dokunarak, birlikte yaşayarak sevmek isterim.”
(Sayfa 69)

Konusu son derece klasik olmakla birlikte yazarın şiirsel anlatımı masalın güzel bir tat bırakmasını sağlamış.


Son masalımız ; Ulak ile Sadrazam…  Son masal anlatış biçimi ve konusu bakımından benim en sevdiğim masal olduğu için daha uzun yer vermek istiyorum.
Osmanlı Sarayı’na konuk oluyoruz bu defa. Fatih Sultan Mehmet’in son seferine çıkıyoruz. Masal kendi içinde de 3 bölüme ayrılmakta.

Birinci Remil’de sefere çıkan ve seferin yönünü herkesten gizleyen padişah anlatılmakta.

“Babaların oğullarını boğdurduğu, oğulların babalarını zehirlediği bir imparatorlukta ölüm, kimin, ne zaman kapısını açacağını bilmeyen karanlık bir kutuydu.” (Sayfa 76)

“Zehrin iktidarda olduğu bir iktidar haritası vardı demek tahtların ve toprakların üzerinde.” (Sayfa 78)


İkinci Remil’de Hünkar Çayırı’nda ölen Padişahın ölümünün yeniçeriden gizlenerek İstanbul’a getirilmesi anlatılmakta. Tabi ki en vurucu kısımlar Sadrazamın ölümü gizlemek için yaptığı planlar. Ardından tahta çıkacak olan şehzadenin saraya çağrılması sırasında Sadrazam’ın karar verme çabası. İki şehzadeye gönderilen iki Ulak.  Cem Sultan’a gönderilen Lal Ulak’ın Sadrazam’a duyduğu derin muhabbet ve sadakat.

Üçüncü Remil’de söz Lal Ulak’a bırakılmakta.

“…imparatorluğun töresi gereği, gizli işlerin ulakları laldi. Oysa benim ulaklığımda, ihanete giden yolları kapatan şey, dilsizliğim değil, kalbimdi.” (Sayfa 112)

“Koynumda mektubunuzu taşıyorum. Bana emanet edilmiş bir kalp gibi taşıyorum. Atımın rüzgarında yol alırken konuşuyorum sizinle. Yol arkadaşlığı yapıyorsunuz bana. Hız veriyorsunuz, cesaret veriyorsunuz.”
(Sayfa 115)
...
“Doğan, zalimlerin kuşudur. Avcı ve cellat bir kuştur. Mektup taşıyan posta güvercinlerini gökyüzünde avlayıp parçalamak için özel olarak eğitilir. Öteden beri doğan, güvercinleri ve ulakları korkutur.”
(Sayfa 116)


KİTAPTAN NOTLAR;

Başlangıçta da belirttiğim üzere; kitabımız üç masaldan oluşmakta. Ve bu masallar da halk masallarının pek çok özelliğini yansıtmakta. Göze çarpan ilk özellik uzun girizgâhlar ve bol tasvirler. Tabi ki girizgahlar “Bir varmış, bir yokmuş.. “ gibi değil yazarın kendi üslubunca. Yine halk masallarında sıkça kullanılan “bir, üç ve yedi” rakamı kitapta bolca yer kaplamakta.

Azer Oba beyinin tek oğludur, Selvihan ve Yadigar da babalarının tek evlatlarıdır. 3. Masal 3 remilden oluşmaktadır. Selvihan ve Muradhan masalında Murathan 7 surete 7 hayale bölünmektedir.

Masallarımıza gelince konuları klasik olmakla beraber; yazarın şiirsel üslubu masalları okunur kılmakla beraber güzel bir tad bırakmakta. 3 masalı da beğenmeme rağmen 3. Masalın kurgusunu ve işleniş biçimini daha çok beğendim diyebilirim. Özellikle yazar Lal Ulak’ın at sütünde olduğu bölümdeki ritmi çok iyi yakalamış. Gözümü kapasam nal seslerini duyacakmışım gibi hissettim.


ŞAİRİN ROMANI benim en etkilendiğim kitaplardan biridir. Hala başucumda durur. Ara ara açıp sevdiğim bölümlerini tekrar tekrar okurum. LAL MASALLAR da beni hayal kırıklığına uğratmayan, şiir gibi bir kitap oldu. Şiddetle tavsiye olunur..

YEPYENİ KİTAPLARLA GÖRÜŞMEK DİLEĞİYLE...

10 yorum:

  1. ben de okuduğumda çok etkilenmiştim,çok güzel anlatmışsınız...elinize sağlık :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. beğendiğinize sevindim.. elimden geldiğince ayrıntılı yorumlamaya çalışıyorum. sevgiler..

      Sil
  2. Yanıtlar
    1. layık gördüğünüz için çok teşekkürler... en kısa zamanda yayınlayacağım blogumda...

      Sil
  3. sayfa sayılarının hepsi 2 sayfa geri yani örneğin 112 değil 114 olacak düzeltirseniz sevinirim

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. bendeki 2003 basımı ve bendeki basımına göre sayfa numaralarında hata yok Alperen Bey.. ilginize teşekkürler.. :)

      Sil
  4. bende okunacaklar listesine alayım bunun haricinde çocuk kitaplarından var mı daha başka bir kaç tane paylaşımınız çok güzel olmuş teşekkür ederim :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. merhabalar Mayıs Yağmuru... lal masallar çok severek okuduklarımdan geçekten. çocuk kitaplarını hatırlattığınız için çok teşekkürler.. aslında sınıfıma pek çok kitap alıyorum. ama paylaşmak aklıma gelmedi maalesef.. dikkate alacağım bu önerinizi.. sevgiler..

      Sil
  5. Son masal müthiş ya, herkes okumalı bence

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. son masal beni de en çok etkileyen oldu. Dilsiz Ulak'ın at üstündeki kalp atışlarını hissettim okurken... :)

      Sil

Yorum yazmak için vakit harcadığınız için Teşekkürler...

Yorumlarınız benim için değerlidir.ELLERİNİZ DERT GÖRMESİN..SEVGİLER...

Yorumunuz blog sahibininin onayından sonra görünecektir.