23 Kasım 2018 Cuma

ELİF ŞAFAK – AŞK

BAŞLARKEN

AŞK'ın hiçbir sıfata ve tamlamaya ihtiyacı yoktur.
Başlı başına bir dünyadır aşk. 
Ya tam ortasındasındır, merkezinde, 
ya da dışındasındır, hasretinde...


ARKA KAPAK
 (Kitabın 35. sayfasından.)
Bundan uzun zaman önceydi. Bir roman düştü gönlüme. Aşk Şeriatı. Yazmaya cesaret edemedim. Dilim lal oldu, kalemimin ucu kör. Kırk fırın ekmek yemeye yolladım kendimi. Dünyayı dolaştım. İnsanlar tanıdım, hikâyeler topladım. Üzerinden çok bahar geçti. Fırınlarda ekmek kalmadı; ben hâlâ ham, hâlâ aşkta bir çocuk gibi toy...
"Hamuş" derdi Mevlâna kendine. Yani Suskun. Düşündün mü hiç, bir şairin, hem de nâmı dünyayı sarmış bir şairin, yani işi gücü, varlığı, kimliği ve hatta soluduğu hava bile kelimelerden müteşekkil olan ve elli binden fazla muhteşem dizeye imza atmış bir insanın, nasıl olup da kendine SUSKUN adını verdiğini?...
Kâinatın da tıpkı bizimki gibi nazenin bir kalbi ve düzenli bir kalp atışı var. Seneler var ki nereye gidersem gideyim o sesi dinledim. Her bir insanı Yaradan'ın emaneti saklı bir cevher addedip, anlattıklarına kulak verdim. Dinlemeyi sevdim. Cümleleri, kelimeleri ve harfleri... Oysa bana bu kitabı yazdıran şey som sessizlik oldu.
Mesnevi'yi şerh edenlerin çoğu bu ölümsüz eserin "b" harfiyle başladığına dikkat çeker. İlk kelimesi "Bişnev!"dir. Yani "Dinle!" Tesadüf mü dersin ismi "Suskun" olan bir şairin en kıymetli yapıtına "Dinle!" diye başlaması. Sahi, sessizlik dinlenebilir mi?
Bu romanda her bölüm aynı sessiz harfle başlar. "Neden?" diye sorma, ne olur. Cevabını sen bul. Ve kendine sakla.
Çünkü öyle hakikatler var ki bu yollarda, anlatırken bile sır kalmalı.
A. Z. Zahara
Amsterdam, 2007



ÖNSÖZ

“Bir taş nehre düşmeyegörsün, pek anlaşılmaz etkisi. Hafif.ten aralanır, dalgalanır suyun yüzeyi. Belli belirsiz bir tıp sesi çıkar; duyulmaz bile akıntının ortasında, kaybolur uğultu.da. Hepi topu budur olduğu olacağı.


Ama bir de göle düşsün aynı taş… Etkisi çok daha kalıcı ve sarsıcı otur, O taş var ya o taş, durgun sulan savurur. Taşın suya değdiği yerde evvela bir halka peyda olur; halka tomurcuklanır, ol tomurcuk çiçeklenir, açar da açar, katmerlenir. Göz açıp kapayıncaya kadar, ufacık bir taş ne işler açar başa. Tüm yüzeye yayılır aksi, bir bakmışsın ki her yeri kaplamış. Çemberler çemberleri doğurur, tâ ki en son çember de kıyıya vurup yok oluncaya dek.

Nehir alışkındır karmaşaya, deli dolu akışa. Zaten çağlamak için bahane arar ya, hızlı yaşar, çabuk taşar. Atılan taşı içine alır; benimser, sindirir ve sonra da unutur kolaylıkla. Karışıklık onun doğasında var, ne de olsa. Ha bir eksik ha bir fazla.

Gel gelelim göl hazır değildir böyle aniden dalgalanmaya. Tek bir taş bile yeter onu altüst etmeye, tâ dibinden sarsmaya. Göl taşla buluştuktan sonra bir daha asla eskisi gibi olmaz, olamaz.” (s. 11)



ÖZET

Romanımız 17 Mayıs 2008 tarihinde Boston’da başlamaktadır. Ella Rubinstein Yahudi bir aileye mensup, kırk yaşına basmak üzere olan bir ev kadınıdır. Kocası David ünlü bir dişçidir. Kızları Jeannetta üniversitededir. İkizleri Orly ve Avy ergenliğin başındadır. Ella’nın hayatı evliliği ve çocukları üzerine kuruludur. Viktorya tarzı, büyük, krem rengi bir evde, ailesi ve köpeği ile yaşayan Ella’nın hayatı görünürde sorunsuzdur.
Üniversite okuyan Ella üniversite okumuş, ancak evlendikten sonra hiç çalışmamıştır. Çocuklarının büyümesinin ardından eşi aracılığı ile bir yayınevinde editörlük işi bulmuştur. 

Ella’nın ilk işi Sufi bir yazar olan A.Z. Zahara’nın Aşk Şeriatı adlı kitabıdır. Yazarın kitabın 300 sayfalık nüshasını gönderirken yazmış olduğu satırlar Ella’yı derinden etkiler.Ella okuduğu “Zira her ne kadar bazıları aksini iddia etse de, aşk dediğin bugün var yarın yok cici bir histen ibaret değildir.”(s.31)  ve “…gün gelir “romantik” kelimesini bir suçlama gibi kullananları dahi kıskıvrak yakalar aşk.”(S.31) cümlelerinin tam tersini kısa süre önce kızına söylemiştir.

Ella, okuduğu kitapla birlikte 13.yy Anadolu’suna gider. Bitmek bilmez iktidar mücadeleleri ile dini çatışmaları içerisindeki Anadolu’ya… Mevlana’nın yaşadığı Konya’ya…  Aşk Şeriatı bir katilin maktulün arkasından yaptığı konuşmayı içeren bir “önsöz” ile başlar, tıpkı Aşk gibi…

“Bugün artık yaşamıyor.  Çoktandır ölü. Ama nereye gidersem gideyim, gözleri benimle; semada asılı iki meşum, kapkara yıldız taşı gibi parlak beni takip etmekte. …. Birini öldürdüğün zaman, muhakkak ki ondan bir şeyler bulaşır sana: bir resim, bir koku, bir nefes… bir ah, bir lanet, bir ses… “Maktulün bedduası” derim ben buna. Bedenine yapışır kalır. Başlar oymaya, tenini delip geçercesine. Ta ki yüreğinin derinliklerine sızana değin. ….
Her maktul katilinde yaşamaya devam eder. Kabil Habil’i öldürdükten kelli, hiçbir katil kurtulamamıştır kurbanının emanetini yüklenmekten…” (S.39)


Ardından Aşk Şeriatı’nın ilk bölümü “Toprak” başlar. Şems Semerkant yakınlarında bir kervansarayda öteki âlemlerin içine çekilip, Mevlana’nın hayalini gördüğünde yıl 1242’dir. Şems o dönemlerde gezgin bir derviştir.

Bu bölümden itibaren roman günümüz Boston’u ile 13.yy. Anadolu’su arasında gelir gider.

Ella bir taraftan Aşk Şeriatı’nı okuyup, A.Z. Zahara ile yazışırken; bir taraftan da hayatını sorgularken; Şems kendisini Mevlana’ya yürütecek yolda önce Efendi ile Bağdat’ta karşılaşır. Buradaki zaviyede kalmaya başlar. Şems bu tekkenin ruhdaşını bulmasında aracı olacağını bilmektedir.

Çok geçmeden Bağdat’a Kayseri’den Şeyh Seyyid Burhaneddin’den bir mektup gelir. Mektubunda ölümünün yaklaştığını bildirerek önce hocası, sonra mürşidi ve öğrencisi olduğu Mevlana’nın aradığı yoldaşın zaviyelerinde olduğunu düşündüğü yazmaktadır. Zira Mevlana burayı rüyasında görmüştür. Ancak bu iki yoldaşı buluşturmanın tehlikesi değişime uğrayacak Mevlana’nın muhalifleridir. Bu görev Konya’ya gidecek zatın dönememesi anlamına gelmektedir.

Baba Zaman, mektup üzerine zora düşer. Mektupta bahsedilen şahsın Şems olduğunu anlayan Baba Zaman çok sevdiği Şems’e kıyamaz, O’nu Mevlana’ya gönderme işini kıştan bahara, erteler. Ancak baharda Şems Mevlana’ya doğru yola çıkar..

Bu arada Ella ile Zahara yazışmaları hızla devam eder. Bu yazışmalardan zamanla “aşk” doğar.


Bu hikayede benim payım ipekböceğininkine benzer. Rumi ipektir, ilmik ilmik örülecektir. Vakit tamam olunca ipeğin bekası için ipekböceğinin ölmesi gerekir”(s. 111)


KİTAPTAN NOTLAR

Elif Şafak’ın Aşk’ın 2013’de okumuştum. Üzerinde çok konuşulan, çok da eleştirilen kitaplardan olduğundan mıdır bilmem blogumda paylaşmaya çok da istekli olamadım.

Elif Şafak tüm eleştirilere rağmen benim kalemini sevdiğim yazarlardandır. Uzun cümlelerini kullandığı kelimeleri severim. Son dönem kitaplarını pek de başarılı bulamasam da Baba ve Piç, Araf, Bit Palas, Mahrem ve Pinhan sevdiğim kitaplarındandır. Ustam ve Ben için de bir tık...

Kitabın yazıldığı ve çok popüler olduğu dönemde Mevlana ve Şems ile ilgili kitapların da satışında büyük artış görülmesi kitabın pozitif taraflarından. Ancak tarihi ve önemli karakterler ile ilgili yazılan kitaplarda okuyan kişileri de yanlış ve yanlı yönlendirmesi riski bakımından doğru bilgi aktarımının çok önemli olduğunu düşünüyorum. Romanlar her ne kadar kurgu olsalar da bir üre sonra gerçek olma bile bizler o tarihi şahsiyeti öyle düşünme eğiliminde oluyoruz. Bu konuda acaba yeterince araştırma yapılmış mıdır diye düşünmeden edemiyorum. Ben Ahmet Ümit’in Bab –ı Esrar’ı ile Aşk’ı kısa aralıklar içerisinde okumuş iki farklı Şems ile tanışmış, acaba hangisi daha gerçek diye düşünmeden de edememiştim.

Bunun yanında kitabın akışlı bir dili olduğunu, kurgunun sürükleyici olduğunu söylemeden geçemeyeceğim. İnsan eline aldığında günümüze ve tarihe yolculuk yaparken sayfaların nasıl geçtiğini anlamıyor.

Sonuç olarak tartışmalara yol açsa da okunabilir bir kitap olduğunu düşünüyorum. 


23 yorum:

  1. Özellikle bir ara fazlasıyla konuşulan bir kitaptı. Benim de okumak istediklerimdendi doğrusu ama artık pek emin değilim. Sanırım Elif Şafak'ın yazım tarzı bana pek uymuyor. Bu arada emeğinize sağlık, güzel bir yorum olmuş :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Üzerinde çok konuşulan, çok tartışılan kitaplara blogumda yer verirken birazcık çekiniyorum doğrusu... Konu ile ilgili pek çok görüş, pek çok düşünce olmasını bir kenara bırakacak olursak; benim okurken keyif aldığım bir kitap oldu.

      Sil
  2. Elif Şafak'tan henüz bir kitap okumadım. Yazınızda da belirttiğiniz gibi bu kitap yayınlandığında tartışmalara yol açmıştı. Yazınız sayesinde kitap hakkında bilgi sahibi oldum. Teşekkür ederim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Henüz okumadıysanız ve okumayı düşünüyorsanız; Siyah Süt'ten öncekileri okumanızı önerebilirim kendimce... Ben Mahrem ve Bit Palas'ı severek okudum.sevgiler...

      Sil
  3. Çok popüler olduğu için elime alıp kısa sürede bıraktığım kitaplardan. O dönemde bunun yerine Mevlana ve Şems'i anlatan Aşkname'yi okumuştum :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kitap ile ilgili olumsuz eleştirileri bir kenara bırakacak olursak; Mevlana'ya ilgi çekmesi ve insanların Mevlana ve Şems ile ilgili bilgi almak adına bu konuya yönelmeleri bence kitabın olumlu taraflarından.

      Sil
  4. Kitap okuduğumda iç içe geçmiş hikaye örüntüsüyle dikkatimi çekmişti. Düşünün, Elif Şafak'ın Aşk romanını okurken bir anda Aşk Şeriati isimli başka bir romana geçiş yapıyorsunuz. Sonra bir de bakmışsınız ki Aşk Şeriati romanın içerisinde Şems'in anlattığı başka bir hikayedesiniz. Bu üçüncü derinlik hissi bile bambaşka bir duygu, üçü bir arada hissi.

    Bunun yanında Mevlana ve Şems hakkında ne kadar kitap yazılsa okuyucuyu doyuramaz gibi geliyor bana. Yine de yüm şehri kıskandıran bu hikayenin karanlık yönlerinin de olabileceğini düşünüyorum. Her şey Elif Şafak'ın Aşk romanındaki ya da Sinan Yağmur'un Aşkın Göz Yaşları romanındaki gibi ulvi olmayabilir. Olaya bir de İranlı yazar Nahal Tajadot'un kaleme aldığı, bu ilişkiyi Mevalana'nın katibi Hüsamettin'in gözünden anlattığı Gönlü Yanmış Arif romanıyla da bakmak gerekir.

    Sonuç olarak konu bu kadar ilgi çekici olunca kim yazsa okunur gibi geliyor bana...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Öncelikle bu denli uzun, ayrıntılı ve bilgi dolu bir yorum yazmakya zaman harcadığınız için çok teşekkür ederim. Kitap içinde kitap hissi gerçekten etkileyici. ayna içinde ayna gibi. Bunun yanında İranlı Yazar Nahal Tajadot'un kitabı da ilgimi çekti. Bilgi için teşekkürler... sevgiler.. :)

      Sil
  5. Bu kitabın çok tartışması yapıldı. Açıkçası okumakla okumamak arasında kaldığım bir kitap. Halen de daha kitabı satın almadım ama belki kütüphanede bulursam alıp okuyabilirim. Teşekkürler canım :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. hakkında çokça tartışma yapılan kitaplardan çok çekinmişimdir. İster istemez insan edindiği bir fikirle ve ön yargı ile başlıyor okumaya. bazen bu ön yargılar kitaptaki karakterleri içselleştirip anlamamı da olumsuz etkiliyor. Ama her kitabın bir şansı hak ettiğini düşünüyorum. sevgiler...:)

      Sil
  6. süpersiniz, yine harika bir kitap tanıtımı, merak ettiğim ama okumadığım bir kitaptı, elinize sağlık, sevgiler:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Okursanız okuma sonrası yorumunuzu da bekliyorum merakla...sevgiler...:)

      Sil
  7. Şafak fikirlerini çok ta tasvip edemediğim fakat üslubunu beğendiğim bir yazar , Aşk'ı okumuştum ama çoook zaman önce :D teşekkürler paylaşım için...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Şafak kitapları dışında; paylaşımlarıyla da son derece tartışmalı bir yazar... bazen bu denli tartışmanın içinde sırf PR çalışmaları için mi yapıyor diye merak etmiyor da değilim.

      Sil
  8. Aşk hakkında yapilan tartışmalara rağmen sevdiğim bir kitap oldu. Belki de kurgu olduğunu kabul ederek okursak tartismaya gerek olmaz. Sonucta isin içine kurgu girince yazarlar kurguyu ilgi çekici hale getirmek için olayları bazen doğru olmayan ayrıntılarla süslemeyi tercih ediyorlar. Hangi tarihi karakter ile ilgili yazilan roman tam olarak gerçeği yansıtabilir ki...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Her ne kadar "kurgu" olsa da yazarların topluma mal olmuş insanlar hakkında yazarken daha dikkatli olmaları gerektiğini düşünüyorum. tarihini dizilerden kurdu romanlardan öğrenen insan gürühunu yanlış yönlendirmek de sevimsiz sonuçlara neden olabilir bence.

      Sil
  9. hımmm bu yazara alışamadım. ilk üç kitabını okudum onlar çok iyiydi, sonra bozdu tarzını :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Edebiyatçıların da tanımlaması bu şekilde... Siyah Süt'ten sonraki kitapları maalesef çok iyi gelmiyor bana da. Mahrem ve Pinhan'ı tavsiye ederim.

      Sil
  10. Merhaba emine hanım takibe aldım saygılar

    YanıtlaSil
  11. En güzel aşk kitapları arayanlar için en güzel aşk romanları şeklinde bir liste hazırladım ve paylaştım. Tıklayın ve inceleyin >>> en güzel sürükleyici aşk kitapları

    YanıtlaSil
  12. En güzel aşk kitapları arayanlar için en güzel aşk romanları şeklinde bir liste hazırladım ve paylaştım. Tıklayın ve inceleyin >>> en güzel sürükleyici aşk kitapları

    YanıtlaSil
  13. En güzel aşk kitapları arayanlar için en güzel aşk romanları şeklinde bir liste hazırladım ve paylaştım. Tıklayın ve inceleyin >>> sürükleyici aşk kitapları

    YanıtlaSil
  14. En güzel aşk romanları mı arıyorsunuz? Tıklayın: en güzel aşk romanları

    YanıtlaSil

Yorum yazmak için zaman harcadığınız için Teşekkürler...

Blog sahibi olmayan ziyaretçiler Anonim'i işaretleyip, yorum bırakabilirler.

ARGO İÇEREN YORUMLAR YAYINLANMAZ.

Yorumunuz blog sahibininin onayından sonra görünecektir.

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...