14 Haziran 2019 Cuma

CENGİZ AYTMATOV – TOPRAK ANA


MERHABALAR, KİTAPLARIM OLMADAN ASLA BLOGU DEĞERLİ OKUYUCULARI;


Sizlerle Kırgız yazar Cengiz Aytmatov‘un 1963’te yayınlanan ve Lenin Ödülü‘ne layık görülen romanı Toprak Ana’yı paylaşmak istiyorum. Eser pek çok dile çevrilerek ödülü hak ettiğini de göstermiştir bence. 


KİTABA BAŞLARKEN;
Babam Törekul Aytmatov,
Bilmiyorum mezarın nerededir
Bunu sana sunuyorum.
Anam Nahima Aytmatova,
Biz dört kardeşi sen yetiştirdin,
Bunu sana sunuyorum.


ARKA KAPAK
Cengiz Aytmatov, Toprak Ana romanında Erkekleri askere alınan bozkırın ortasındaki bir Kırgız köyünde geride kalanların çektiği sıkıntıları anlatıyor. Eldeki yetersiz yiyeceğin muhtaç olandan başlanarak dağıtılması, dört gözle beklenen hasat zamanları, umutların hasat zamanına ertelenmesi, savaş yüzünden ürünün hemen hepsinin merkezden istenmesi, boşa çıkan umutlar, yine açlık, sefalet, bir yandan cepheden gelen ölüm haberleri, umutsuz bekleyişler, savaşın uzun sürmesi üzerine aşağı çekilen cepheye çağrılma yaşı, anaların evlatlarını bir bir askere göndermesi, ayrılıklar, gözyaşları... Yani tek kelimeyle ve bütün zulmetiyle; savaş. Cengiz Aytmatov, o her zamanki berrak ve akıcı üslubuyla bizleri, adeta insanları öğütür gibi harcayan savaş düzeneğinin yarattığı trajedilerle sarsıyor.


ÖZET
135 sayfalık kısa romanımızda olaylar toprağını ailesi kadar seven romanımızın başkahramanı Tolgonay'ın ağzından anlatılmaktadır. Roman boyunca Tolgonay, acı tatlı tüm yaşadıklarını Toprak Ana’ya anlatır. Tolgonay'ın toprakla yarenliği henüz küçücük bir çocukken başlamıştır. Tolgonay, tıpkı ailesi gibi ataları gibi geçimini topraktan sağlamaktadır. Büyüyüp serpildiğinde, kendisi gibi toprak işçisi olan Suvankul'a aşık olur ve çok geçmeden evlenirler. Üç oğulları olur. Tarlalarda çalışarak geçimlerini sağlarlar.

Oğullarının en büyükleri babasına benzeyen Kasım’dır. İkinci evlatları Maysalbek, de babasına benzeyen öğretmen olmak isteyen bir gençtir. Üçüncü oğulları Caynak ise annesine benzeyen bir gençtir. Suvankul, kendini geliştirir, okuma öğrenir. Köye ilk traktörü getiren ekip başıdır.  
Aradan yıllar geçer. Çocuklar büyür. Kasım babasının izinden giderek biçerdöver sürücüsü olur. Çok güzel bir dağ kızı olan Aliman’ı eve gelin getirir. Aliman eşine çok düşkündür. Tolgonay da gelinini sahip olamadığı kızı gibi sahiplenir ve çok sever. Maysalbek öğretmen olmak için, köy okulunu bitirince kente gider ve en küçükleri Caynak da Gençlik Kolu Kulübü'nün başkanı olur. Her şey yolundadır.

Köyde buğday hasatı zamanı geldiğinde ansızın köye gelen bir Rus askerinden savaş çıktığı haberini alırlar. Köydeki erkekler birer birer askere çağrılır. 

DEVAMI KİTABIMIZDA... 


KİTAPTAN NOTLAR

Nora yayınlarından okuduğum, yazarın Beyaz Gemi’si ve Ötüken Yayınlarından çıkan Cemile’nin ardından okumak üzere seçtiğim üçüncü Aytmatov kitabı yine Ötüken yayınlarından çıkan Refik Özdek tarafından çevrilen Toprak Ana oldu. Her ne kadar Cemile ve Toprak Ana’yı severek okusam da Beyaz Gemi’nin benim için bambaşka bir yere sahip olduğunu söylemeden geçemeyeceğim.
Biçimsel özelliklere gelecek olursak; kitap isminin ve editör bilgilerinin yer aldığı iki sayfadan sonra bölümler halinde yazılmış kitabımıza Aytmatov’un babasına ve annesine ithafen yazdığı şiir ile giriş yapılıyor. Kitap on sekiz bölümden oluşmakta.  


Toprak Ana ve Cemile aynı dönemleri konu alan II. Dünya Savaşı yıllarını, savaşın şiddetini, savaş yıllarında insanların yaşadığı sefalet, açlık, acı, ölümü anlatmakta. Bu nedenle ister istemez kitapları ve karakterleri kıyaslıyor okuyucu.
Cemile ve Aliman savaşın genç kadınları her ikisi de kocalarını cepheye göndermiş, kendileri de cephenin gerisinde, savaşa destek olan kadınlar. Tolgonay da evlatlarını kaybeden güçlü bir kadın. Her şeye rağmen  gelinine sahip çıkan güçlü bir kadın. Bu yüzden de eli öpülesi bir kadın.

Bu güne dek, “savaş” konulu pek çok kitap okudum. Filmler izledim. Toprak Ana’yı bunlardan ayıran en önemli özellik, tank, tüfek göstermeden olayları savaş tüm şiddeti ile devam ederken; geride kalanların üzerinden anlatması. Bunu yaparken de eski ve yeni nesli temsil eden iki güçlü kadını seçmesi. 


Acılarla savaşan Tolgonay, ile acılarına teslim olan Aliman.
Tüm bunları yaparken de duyguları okuyucuya geçirme bakımından yazarın başarısı tartışılmaz. Küçük bir Kırgız köyünün sahne olarak seçildiği bir savaş kesitinden yola çıkarak, açlığı, sefaleti, ölümü… tüm şiddeti hissediyorsunuz.
Hayattan aslında pek de büyük beklentileri olmayan Kırgız köylülerinin elindeki ufacık mutlulukları da kaybı ayrıca beni en çok etkileyen durum oldu. Suvankul’un cümleleri özetliyor olayı. Ancak bu ufacık mutluluk bile çok görülüyor romanımızdaki kahramanlara…

“Toprak ve su insanlar arasında eşit olarak paylaştırılınca, kendi tarlamız olunca, kendi tarlamızı sürüp eker, kendi ürünümüzü kaldırınca, biz de mutlu olacağız. İnsanın çok büyük mutluluğa ihtiyacı yoktur Tolgonay. Bir çiftçi için mutluluk, kendi tarlasını sürüp ekmek ve ürün almaktır.” (Sayfa 13)

Kitabın diline gelecek olursak. Yazarın kullandığı dil çok sade ve akıcı. Elinize almanızla bitirmeniz ve bitirirken de içinizde büyük bir burukluk hissetmeniz aynı anda oluyor neredeyse. Kitabı bu kadar hızlı okumaktan bahsetmişken aklınıza derinliği olmayan okuyup geçtiğiniz bir kitap olarak düşünmeyin. Kitap bittikten sonra etkisinden çıkması zor oluyor insanın. Bu anlamda kitabı okumanızı tavsiye ederim.


Okuduğum üç kitaptan da çıkardığım sonuç şu ki; yazarın kendi yaşantısından dolayı mıdır bilmem; kitaplarının mutlu sonla bitmemesi. Beyaz Gemi’nin boğazımda bıraktığı düğüm hala etkisini korurken; Toprak Ana ikinci düğüm etkisini yarattı.  Tek teselli Canbolat oldu. Ölümün içinden sıyrılan yaşam olarak…

YENİ KİTAPLARLA GÖRÜŞMEK ÜZERE…

17 yorum:

  1. Çok sevdiğim kitaplardan biridir Toprak Ana

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Benim de sevdiğim kitaplardan oldu... Sevgiler..

      Sil
  2. Kitabın ardından aynı hisleri paylaşmışız, her kitaba dair bir yazı gördüğümde o duygu yoğunluğunu en baştan yaşıyorum, yutkunma hissim hala geçmedi.
    Paylaşım için teşekkürler.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Keyifli bir okuma ve boğazımda düğüm bıraktı. Gün olur Asra Bedel'i okuyacağım. ama yeni bir düğüm olacak mı diye korkuyorum doğrusu... sevgiler..

      Sil
  3. Uzun sayılabilecek bir süre önce okumuştum bu kitabı. Çok hızlı okudum diye hatırlıyorum, çok da üstünde durmadan. Pek birşey hatırlamıyordum, teşekkürler

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. özellikle blog öncesi okumalarımı ben de net hatırlamıyorum. blogda paylaşacağım için son dönemlerde daha dikkatli okuyup daha geç unutuyorum.

      Sil
  4. harika bir yazar ve kitabı ...teşekkürler...

    YanıtlaSil
  5. Özellikle çocuk kitaplarını Ata'ya okutmuştum. Çok sevdiğim bir yazardır.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Beyaz Gemi'ti ben de bir kaç öğrencime okuttum. Çocukların, gençlerin tanışması gereken bir yazar bence.

      Sil
  6. BEN BU YAZARIN ESERLERİNDEKİ TOPLUMSAL MESAJLARI ÇOK SEVİYORUM. TOPRAK ANA ESERİ DE ÇOK ANLAMLI BENCE. BU GÜZEL TANITIM İÇİN ÇOK TEŞEKKÜRLER EMİNE HANIM.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Keyifle okuduğum bir yazar benim de.. Yazara dair paylaşımlarım devam edecek... :)

      Sil
    2. YAZARA DAİR PAYLAŞIMLARIN DEVAM ETMESİ ÇOK İSABETLİ BİR KARAR BENCE DE ÇÜNKÜ YAZARIN BİR BİRİNDEN GÜZEL ESERLERİ VAR. HEPSİNİ TANIMAK LAZIM.

      Sil
  7. Cengiz Aytmatov'un bir kitabı var ama kalanlarını da alacağım inşallah. Oğluma da mutlaka okutacağım. Teşekkürler canım :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben de ötüken'den çıkan diğer kitapları alıp tamamlamaya çalışıyorum. görüşmek üzere..

      Sil
  8. ilk önce bunu okuduydum ben de bu yazardan. ne güzel evet yaa :) senin en sevdiğin yazarlardan eveet :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet sevdiğim yazarlardan... Gün OLur Asra Bedel'de sıra...

      Sil

Yorum yazmak için zaman harcadığınız için Teşekkürler...

Blog sahibi olmayan ziyaretçiler Anonim'i işaretleyip, yorum bırakabilirler.

ARGO İÇEREN YORUMLAR YAYINLANMAZ.

Yorumunuz blog sahibininin onayından sonra görünecektir.

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...