4 Ocak 2012 Çarşamba

CHRİSTY BROWN - SOL AYAĞIM

Merhabalar, Sevgili Dostlar,


Bu kitabı bir öğrencim okul kütüphanesinden okumak için aldığında fark ettim. Okudukça da gerçekten bir duygu sömürüsü değil, başarı hikayesi ve gerçek bir yaşam öyküsü olduğunu anlayınca daha da severek okudum. Serebral Palsi (Doğumda oksijensiz kalarak beyin felci geçirme)'li bir erkek çocuğu, ona inanan bir anne... Dilerseniz kitabımızdan daha ayrıntılı bahsedelim...



Kitabın yazarı, Chrısty BROWN, yirmi üç kardeşli ailenin bir çocuğudur. Zor bir doğumdan sonra dünyaya gelmiştir. Vücudundaki anormallikler dört aylık olduktan sonra daha da belirgin hale gelmiştir. Yastık yığını olmaksızın oturmayı bile başaramayan Christy'den annesi hariç herkes umudu kesmiştr. Sorunlarla tek başına baş edemediğini gören aile aldığı doktor yardımından da başlangıçta pek fazla yarar göremez.  Doktorların zihinsel ve bedensel olduğunu söyledikleri Chrısty 5 yaşına kadar hep böyle yaşar...


Derken Chrısty bir akşam herkes evde otururken ders yapan kardeşi Mona'nın elinden sol ayağıyla kalemi aldı ve karalama yapmaya başlar. Ailesi ve kendisi de bu harekete şaşırmıştır. Annesi Chrısty'le ilgilenmekte ve ona alfabe öğretmektedir. Bir gün eve grip olan kardeşi Mona'yı tedaviye gelen mahalle doktoru Chrısty'i "SOL AYAĞI" ile yazı yazarken görür ve oldukça şaşırır.


Chrısty'nin tüm hareket ihtiyacı karşılayan arabası kırılınca Chrısty sürekli evde oturmaya başlar. Bu dönem onun hayatında bir dönüm noktası olur ve yazıdan sonra resim yeteneğini keşfeder. 15 yaşına geldiğinde mahallelerindeki Jenny'e aşık olur.  Jenny'den karşılık görememesini bedenine bağlar ve kendinden nefret eder ve her geçen gün daha da içine kapanır..Kardeşlerinin evlenip, evden ayrılamaları ve çocuk sahibi olmaları yani normal bie yaşam sürmeleri O'nu ailesinden uzaklaştırır ve daha da içe kapanmasına neden olur. Ayrıca resim yapmaktan da sıkılmıştır. 

O yüzden küçük hikayeler yazmaya başlar. Bu dönemde ailesi Chrısty'ni zar zor bulduğu parayla seyahate gönderir.Bu seyahatte Chrısty gibi özürlü çocuklarla vakit geçiren Chrısty burada kendisine yeniden güven duymaya başlar.

Bir haftalık seyahatten sonra eve geldiğinde yine eski Chrısty olur. Yine kendi halini düşünmekte iken Chrısty'nin ayağını kullanmasından çok etkilenen doktor Chrısty'ne yardım edebileceğini fakat tedaviye cevap verebileceğini anlamak için onu Londraya göndermek istediğini söyler.

Chrısty ve ailesi bu beklenmedik olay karşısında oldukça sevinir Londra Seyahatinden sonra Chrısty'nin tedaviye yanıt verebileceği anlaşılır. Chrısty geri döndüğünden fizik tedaviye başlar. Hergün düzenli fizik tedavi ve konuşma eğitimi alan Chrısty'nin homurdanmaları bir süre sonra konuşmaya çevrilir. Artık anlaşılır bir biçimde konuşmaya başlar.


Bu dönemde Chrısty kısa hikayelerini geliştirerek kendi hayat hikayesini yazmaya başlar.Kitabı yazarken en büyük yardımcısı doktorudur. Chrısty kitabının yarısını bitirdiğinde Doktoru beyinsel özürlüler semineri olacağını ve Chrısty'nin kitabını burada okuması teklifini yapar. Ve Chrısty seminerde yazdıklarını okur. O gece ailesi,doktorları ve izleyen seyirciler Chrısty'le gurur duyarlar.

Not: Etiketli resimler tarafımdan çekilmiştir. Diğer resimler ise kitapla aynı ismi taşıyan "SOL AYAĞIM" isimli filmin görsellerinden alıntıdır. 
Roman Sol Ayağım (My Left Foot: The Story of Christy Brown), 1989 yılında filme çekilmiştir. Filmde Christy Brown’u canlandıran Daniel Day-Lewis 1989 yılında, bu filmdeki performansıyla en iyi erkek oyuncu dalında Oscar kazanmıştır. Ayrıca film en iyi film, en iyi yönetmen ve en iyi senaryo dalında da Oscar'a aday gösterilmiştir.

10 yorum:

  1. kitabı çok oldu okuyalı ama filmini izlememiştim, ben de sol ayağım 2'yi okuyorum:)

    YanıtlaSil
  2. filmi izlememiştim ama izlemeliyim ama okurken hiç yabancı gelmedi bu hayat ve hikaye kuzenimde çocuğuyla aynı hikayeleri yaşamakda allah yardımcıları olsun ....paylaşım için çok teşekürler

    YanıtlaSil
  3. bana tekrar hatırlatın kitabı,satırlarını okurken acı bir tebesüm oluştu yüzümde...
    seneler önce antalyada okumuştum. sahilde güneşlenirken, ne tuhaf demi
    güneşlenirken okunacak bir kitep deyil belki ama çok meth etmişti arkadaş, elime geçince de dayanamayıp okumuştum,bir çırpı da da biti vermişti. o günlere gittim

    YanıtlaSil
  4. çok sıkıcı çok iğrenç

    YanıtlaSil
  5. sıkıcı ve iğrenç bulduğunuz kitaptaki hayat bir insanın gerçek yaşantısı.. belki yaşarken o da sizin gibi düşünmüş ve öyle yaşamıştır hayatı... hayatı boyunca başkalarına ve bir sandalyeye bağımlı olmak her halde çok eğlenceli olmasa gerek..

    YanıtlaSil
  6. Kitap o kadar etkileyici ki okurken ağladım

    YanıtlaSil
  7. ben de çok etkilendim sevgili adsız.. hele bir de benzer bir rahatsızlıktan muzdarip bir bebeğiniz varsa bıraktığı etkiler daha derin oluyor inanın..

    YanıtlaSil
  8. bence çok duygusal bir kitap
    :(

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. bence de çok duygusaldı. okunması gerekenlerden

      Sil

Yorum yazmak için vakit harcadığınız için Teşekkürler...

Yorumlarınız benim için değerlidir.ELLERİNİZ DERT GÖRMESİN..SEVGİLER...

Yorumunuz blog sahibininin onayından sonra görünecektir.