MERHABALAR,
1998 Nobel Edebiyat Ödüllü Portekizli yazar José Saramago'nun okuduğum üçüncü kitabını paylaşmak istiyorum sizlerle... Daha önce okuduğum iki kitabına göre daha umutlu daha pozitif bir hava sergilese de yazarın klasik tarzının hakim olduğu kısa ama bir o kadar da ağır ve de güzel bir kitap bence.
“Kim olduğunu bilmiyorsan kendin olabilmen
mümkün değildir.” (Sayfa 26)
ARKA KAPAK
“Bir adam kralın kapısını çalmış ve ona demiş
ki, Bana bir tekne ver.”
Bilinmeyen adaların kalmadığına inanılan bir
dönemde bilinmeyen ada arama cesaretine sahip bir adamla böyle bir cesareti
görüp hayatını değiştirebileceğine inanan bir kadının büyük usta Saramago’nun
eşsiz anlatısında edebiyat tarihine geçen yolculukları böyle başlar. Emrah
İmre’nin Portekizceden çevirisi ve Birol Bayram’ın desenleriyle okurun minör
başyapıtlarından olacaktır Bilinmeyen Adanın Öyküsü.
“(...) ben bilinmeyen adayı bulmak istiyorum, o
adaya ayak bastığımda kim olduğumu öğrenmek istiyorum, Bilmiyor musun ki,
Kendinden dışarı çıkıp kendine bakmadıkça kim olduğunu asla bilemezsin, (...)”
“Saramago görünüşte sade bir öyküyü basit bir
dille ve masum karakterlerle aktarıyor; okurlar, hayalperestler ve âşıklar
psikolojik, romantik ve toplumsal altmetinleri fark edecektir.”
ÖZET
Tekne isteyen adam, kralın kapısını kalmış,
Krala isteğini iletmek için üç gün beklemiş. İsteği Kralı konuşmakmış. Kralın
evinin pek çok kapısı varmış. Kral daha çok armağanlar kapısında vakit
geçirmeyi severmiş. Ancak tekne isteyen adam ısrarlı ve kapıdan o ayrılmadan
başkası Kraldan istekte bulunamayacağından Kral adamla görüşmeye mecbur kalmış.
Adam Kraldan Bilinmeyen Adayı bulmak için bir tekne istemiş. Başlangıçta; bilinmeyen ada kalmadığını düşünene Kral bir süre sonra ikna olmuş ve adama bir karavela verilmesini emretmiş. Adam elinde Kraldan aldığı kart ile teknesini almak için limana gitmiş.
Bu sırada adama kapıyı açan ve adamın üç gün kapıda beklediği sırada adamı izleyen temizlikçi kadın da Kral evinin kararlar kapısından çıkmış, adamı takip etmekteymiş. Kadın artık sarayı değil, tekneyi temizleyecekmiş.
DEVAMI KİTABIMIZDA...
“…Saçma, bilinmeyen ada kalmadı artık,
Bilinmeyen ada kalmadığını nereden biliyorsun, kral efendi, Haritalarda bütün
adalar var, haritalarda sadece bilinen adalar var, Peki bulmak istediğin bu
bilinmeyen ada neyin nesi,Bunun cevabını bilseydim ada zaten bilinmeyen
olmaktan çıkardı, Bu adayı kimden duydun, diye sormuş kral biraz ciddileşerek,
Kimseden, Öyleyse niçin var diye tutturuyorsun, Çok basit bilinmeyen bir adanın
var olmaması imkansız olduğu için,…” (Sayfa 17)
“…Buraya benden bir tekne isteme geldin demek,
Evet, buraya senden bir tekne istemeye geldim, Sen kim oluyorsun ki sana bir
tekne vereyim, Sen kim oluyorsun ki bana tekne vermeyeceksin, Ben bu krallığın
kralıyım ve krallıktaki tüm tekneler bana aittir, Bu gidişle onlar sana değil,
sen onlara ait olacaksın, Ne demek istiyorsun, diye sormuş kral huzursuzca,
Tekneler olmasa sen bir hiçsin,oysa tekneler sen olmasan da rahatlıkla denize
açılabilirler,…” (Sayfa 17)
“Senin gibi bir deniz
adamının, bilinmeyen ada kalmadı, demesi çok tuhaf, ben bir kara
adamı olmama rağmen bilinen adalar dahil tüm adaların ayak basılmadıkları
sürece bilinmeyen ada sayıldıklarını biliyorum, Ama sen anladığım kadarıyla
şimdiye kadar kimsenin ayak basmadığı bir adayı aramaya çıkacaksın, Hangi ada
olduğunu varınca anlayacağım artık, Varırsan tabi,”(Sayfa 26)
“...rüya hünerli bir sihirbazdır, varlıkların
boyutlarını ve birbirlerine olan uzaklıklarını değiştirir, yan yana uyuyan
kişileri ayırır, birbirine uzaktaki kişileri kavuşturur, kadın birkaç metre
ötesinde uyuyor olsa da adam ona nasıl ulaşacağını bilemez, oysa ne kolaydır
iskele tarafından sancak tarafına geçmek.” (Sayfa 46)
KİTAPTAN NOTLAR
Daha önce “KÖRLÜK” ve “GÖRMEK” adlı kitaplarını okuduğum yazarın
okuduğum üçüncü kitabı oldu BİLİNMEYEN ADANIN ÖYKÜSÜ. Yazım tarzına, uzun
paragraflarına ve kullanmadığı noktalama işaretlerine alıştığımdan okumak
oldukça kolay geldi kitabı.
Kitabımız toplamda 58 sayfa ve içerisinde Birol
Bayram’a ait çizimler var. Bu konuda yayınevi ve çizeri kutlamak gerektiğini
düşünüyorum. Çizimler gerçekten çok güzel olmuşlar. Bu şekliyle kitaba “Küçük
Prens” havası katılmış.
Kitabın kısa olmasından da olsa gerek kitapta
karakter sayısı oldukça az tutulmuş, Tekne İsteyen Adam, Temizlikçi Kadın,
Kral, Liman Amiri dışında karakter yok. Yine karakterlere tarzına sadık kalarak
yazar karakterlere isim vermek yerine yazar yine sıfatlandırarak tanımlamış.
Tekne isteyen adamın rüyası bana Nuh’un gemisini
hatırlattı. Burada kullanılan mecazları da beğendim.
İstenildiğinde bir saat gibi kısa sürede
okunabilecek, altı çizilmesi gereken bolca cümle taşıyan beğendiğim bir kitap
oldu. Okumaya düşünenlere tavsiye ederim.









