MERHABALAR;
Kendimi ne zaman mutsuz hissetsem, şiirler yetişir imdadıma... Kendilerine has hüzünleriyle, mutluluklarıyla... Şiirle hüzünlendiğim bir gecenin sabahında huzurla uyanırım.. Beni huzura ulaştıran pek çok şairden en sevdiğimdir ORHAN VELİ (1914- 1950).
Kısacık ömrüne sığdırdığı, sade, yalın bir o kadar da içe işleyen şiirleriyle benim için çok kıymetlidir. Pek çok şiirini ezbere bilirim. Hayatıma henüz 15 yaşımdayken girdi, bir dönem ödevi vesilesiyle ve o gün bu gündür bana yarenlik eder durur... Zaten anlayacaksınız fotoğraflardan ne çok okuduğum bir kitap olduğunu, yıpranmışlığından... 1996 Aralık'tan beri baş ucumda..
Bir çoğunuzun da benim gibi ezbere bildiği, ezbere bilmese de aşina olduğu, en sevdiğim Orhan Veli Şiirlerini paylaşmak istiyorum sizlerle...
Benim de mi düşüncelerim olacaktı,
Ben de mi böyle uykusuz kalacaktım,
Sessiz, sedasız mı olacaktım böyle?
Çok sevdiğim salatayı bile
Ağlasam sesimi duyar mısınız, mısralarımda;
Dokunabilir misiniz, gözyaşlarıma, ellerinizle?
Bilmezdim şarkıların bu kadar güzel,
Kelimelerinse kifayetsiz olduğunu
Her şeyi söylemek mümkün;
Hiçbir şeyden çekmedi dünyada
Hatta çirkin yaratıldığından bile
O kadar müteessir değildi;
Kundurası vurmadığı zamanlarda
Anmazdı ama Allahın adını,
Yazık oldu Süleyman
Efendi’ye
Mesele falan değildi öyle,
To be or
not to be
kendisi için;
Yıkandı, namazı kılındı, gömüldü.
Duyarlarsa öldüğünü alacaklılar
Haklarını helal ederler elbet
Alacağı yoktu zaten rahmetlinin.
Tüfeğini depoya koydular,
Esvabını başkasına verdiler.
Artık torbasında ne ekmek kırıntısı,
Ne matrasında dudaklarının izi;
İsmi bile kalmadı yadigar.
Kahve ocağında, el yazısiyle:
DEĞİL
Bilmem ki nasıl anlatsam;
Nasıl, nasıl, size derdimi !
Bir dert ki yürekler acısı,
Bir dert ki düşman başına.
“İzmit sokakları yaprak içindeydi;
Başımda, unutamadığım şehrin havası;
Dilimde hep oraların şarkıları;
İzmit sokakları yaprak içindeydi.”
(1945, Yol
Türküleri şiirinden.)
Her gün bu kadar
güzel mi bu deniz?
Böyle mi görünür gökyüzü her zaman?
Her zaman güzel mi bu kadar,
Bu eşya, bu pencere?
Değil,
Vallahi değil;
Bir iş var bu işin içinde.

İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı;
Önce hafiften bir rüzgar esiyor;
Yavaş yavaş sallanıyor
Yapraklar, ağaçlarda;
Uzaklarda, çok uzaklarda,
Sucuların hiç durmayan çıngırakları;
İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı.
İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı;
Kuşlar geçiyor, derken;
Yükseklerden, sürü sürü, çığlık çığlık.
Ağlar çekiliyor dalyanlarda;
Bir kadının suya değiyor ayakları;
İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı.
İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı;
Serin serin Kapalı Çarşı;
Cıvıl cıvıl Mahmutpaşa;
Güvercin dolu avlular.
Çekiç sesleri geliyor doklardan,
Güzelim bahar rüzgarında ter kokuları;
İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı.
İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı;
Başımda eski âlemlerin sarhoşluğu,
Loş kayıkhaneleriyle bir yalı;
Dinmiş lodosların uğultusu içinde
İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı.
İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı;
Bir yosma geçiyor kaldırımdan;
Küfürler, şarkılar, türküler, laf atmalar.
Bir şey düşüyor elinden yere;
Bir gül olmalı;
İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı.
İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı;
Bir kuş çırpınıyor eteklerinde;
Alnın sıcak mı, değil mi, biliyorum;
Dudakların ıslak mı, değil mi, biliyorum;
Beyaz bir ay doğuyor fıstıkların arkasından
Kalbinin vuruşundan anlıyorum;
İstanbul'u dinliyorum.

SAĞLIĞINDA
YAYIMLANAN KİTAPLARINA GİRMEYEN SON ŞİİRLERİ
Uyuşamayız, yollarımız ayrı;
Sen ciğercinin kedisi, ben sokak kedisi;
Senin yiyeceğin, kalaylı kapta;
Benimki aslan ağzında;
Sen aşk rüyası görürsün, ben kemik.
Ama seninki de kolay değil, kardeşim;
Kolay değil hani,
Böyle kuyruk sallamak Tanrının günü.
KİTAPLARINA
GİRMEYEN SON ŞİİRLERİ (ÖLÜMÜNDEN SONRA YAYIMLANANLAR)
Biliyorum, kolay değil yaşamak,
Gönül verip türkü söylemek yar üstüne;
Yıldız ışığında dolaşıp geceleri,
Gündüzleri gün ışığında ısınmak;
Şöyle bir fırsat bulup yarım gün,
Yan gelebilmek Çamlıca tepesine…
- Bin türlü mavi akar Boğaz’dan-
Her şeyi unutabilmek maviler içinde.
Biliyorum, kolay değil yaşamak;
Bir ölünün hala yatağı sıcak,
Birinin saati işliyor kolunda.
Yaşamak kolay değil ya kardeşler,
Kolay değil bu dünyadan ayrılmak.
DERGİLEDE YAYIMLADIĞI AMA KİTAPLARINA ALMADIĞI ESKİ BİÇİMLİ ŞİİRLERİ
İHTİYARLIK (Franz Hellens’ten)
Benim, bardağın sürahinin
Önümüzdesin; rengin uçmuş.
Bu; eski, sevdiğim bir duruş.
İçelim! Madem ömrümüz hoş
Geçmiş, tatmamışız ayrılık;
Madem ne bardağımız kırık,
Madem ne de sürahimiz boş.
Bir gün ikimizden birimiz
İçmek veya doldurmak için
(Mehmet Ali Sel / Varlık (15.12.1937))
SAĞLIĞINDA
YAYIMLAMADIĞI ESKİ BİÇİMLİ ŞİİRLERİ
Dilimin ucunda eski bir arkadaş adı,
Unutulmuş şekilleri taşıyan bulutlar;
Bir gökyüzü genişliğiyle ruhuma dolar
Otların içine sırtüstü yatmanın tadı.
Avucumda sıcaklığını duyduğum ekmek;
Üstümde hatırası kadar güzel sonbahar;
O bembeyaz, o tertemiz bulutlara dalar
Düşünürüm bir çocuk türküsü söyleyerek.
SAĞLIĞINDA
YAYIMLAMADIĞI YENİ BİÇİMLİ ŞİİRLERİ
İçkiye benzer bir şey var bu havalarda.
Kötü ediyor insanı, kötü…
Hele bir de hasretlik oldu mu serde;
Dertli ediyor insanı, dertli.
İçkiye benzer bir şey var bu havalarda,
Sarhoş ediyor insanı, sarhoş.
Garip Akımı üyeleri Orhan Veli, Oktay Rifat ve Melih Cevdet'in birlikte fotoğrafı
DERGİLERDE
YAYIMLADIĞI AMA KİTAPLARINA ALMADIĞI YENİ BİÇİMLİ ŞİİRLERİ
"Yazık oldu
Süleyman Efendiye"
Mısra-i meşhurunun
mübdii..
Duydum ki merak
ediyormuşsunuz,
Sirk hayvanı falan
değilim.
Pek biçimli olmamakla
beraber.
Bir anne ile babadan
dünyaya geldim.
Ne başımda bulut
gezdiririm,
Ne sırtımda mühr-ü
nübüvvet.
Ahır uşağı gibi
aristokrat.
Malda mülkte gözüm
yoktur.
Mütenekkiren seyahat
ederim.
Oktay Rıfat'la Melih
Cevdet'tir
Bir de sevgilim
vardır, pek muteber;
Edebiyat tarihçisi
bulsun.
Ehemmiyetsiz şeylerle
de uğraşırım,
Meşgul olmadığım “ehemmiyetsiz”
Sadece üdeba
arasındadır.
Belki daha bin bir
huyum vardır…
(Nisan 1940/İnkılapçı
Gençlik, 15.8.1942)
Peki sevgili dostlar sizin en sevdiğiniz Orhan Veli Şiiri hangisi?
YEPYENİ PAYLAŞIMLARDA GÖRÜŞMEK DİLEĞİYLE...