25 Kasım 2014 Salı

YAŞAR KEMAL – İNCE MEMED – IV

MERHABALAR
Sevgili Kitap severler... Efsane erimizin dördüncü ve son kitabını paylaşmak istiyorum sizlerle... 


“Allah sana büyük bir hazinesini, tek kıymetli varlığını armağan etti, yüreğindeki umudu verdi sana… Başkaldırman için umuttan daha değerli bir şey, bir silah veremezdi sana. Onun verdiği umutla, sen eğer başkaldırmayı öğrenseydin, ölümü bile yenerdin.” (İnce Memed 4, Sayfa, 349)



ARKA KAPAK

Otuz iki yıllık bir zaman diliminde yazılan İnce Memed dörtlüsü düzene başkaldıran Memed'in ve insan ilişkileri, doğası ve renkleriyle Çukurova'nın öyküsüdür. Yaşar Kemal'in söyleyişiyle 'içinde başkaldırma kurduysa doğmuş' bir insanın, 'mecbur adam'ın romanı.


Eşkıyalığı bırakarak evlendiği Seyran ile bir Akdeniz kasabasına yerleşen Memed, burada milli mücadele kahramanlarından muallim Zeki Nejad'la dostluk kurar. Memed, köylüye zulmeden çeltikçilerle mücadele eden Zeki Nejad'ı öldürten Şakir Bey'i öldürerek yeniden dağa çıkar. Kendini yakalamak için köyleri boşaltarak köylüleri Çukurova'ya süren milletvekili Arif Saim Bey'i de öldürür. Bu olaydan sonra İnce Memed'in imi timi belirsiz olur. 



“Türk halkının 1950 yılında, çeyrek yüzyıllık bir siyasal iktidarı niçin değiştirdiğini anlamak için bence İnce Memed 4'ü, bu, resmi tarihin dışında yazılmış romanı okumak yeter.”  Fethi Naci, Bir Romancı: Yaşar Kemal 



“İnce Memed hem Homeros şiiri, hem ortaçağ türküleri, hem de bir proleter destanı ya da bir serüven romanı, hatta toplumsal bir belge niteliği taşıyor." Jacqueline Piatier, Le Monde, (Fransa)


“İnce Meeden serisinin 1987 tarihli dördüncü ve son kitabı, Robin Hoodvari bir serüven hikayesi olmakla kalmıyor, aynı zamanda müthiş bir şiirsellik taşıyor.” Regina Karachouli,Sacsishe Zeitung, (Almanya)

“Çağdaş Türkiye’de yaşayan bir efsaneye dönüşen asi gencin yabanıl, hüzünlü ve unutulmaz destanı.” The Bookseller, (İngiltere)


ÖZET

Geldik serinin dördüncü ve son cildine… Birinci ciltte Değirmenoluk köyünü Abdi Ağa’dan ve çakır dikenden, İkinci Ciltte Değirmenoluk Köyünü Abdi Ağa’nın kardeşi Hamza’dan, Vayvay Köyünü Ali Safa Bey’den ve karaçalılardan, üçüncü ciltte ise Çiçeklideresi Köyünü Mahmut Ağa’dan ve Keven dikenlerinden kurtaran İnce Memed Artık Çukurova’dan kötüler için korkulu rüya, köylüler için ise efsane olmuştur.

“Çukurovada her şey saydamdır. Kayalar, toprak, ağaçlar bile. Kuşlar,böcekler, yılanlar, insanlar bile… Gökyüzü ışıktan bir mavidir. Geceleri de ortalık silme yıldız döşelidir. Ve suların dibine Kuran düşse okunur.” (İnce Memed 4, Sayfa 12)

Memed Anavarza kayalıklarından devedikenlerinin arasındadır. Çeteden ayrılmıştır. Ferhat Hoca’nın kendisini gönderdiği Abdüsselam Hoca’ya gidecektir. Müslüm ile Akçasaz’da buluşacaklardır. Ancak yılanlarla dolu bu söğütlükte çevreleri sarılır. Jandarmalara köylüler de katılmıştır. Takip başlar. Jandarma takibinden yakalarını kurtaran Müslüm ve Memed yakınlarda bir köye gelip bir eve sığınırlar. Taktığı yüzükten Memed’i tanıyan kadın onu çok güzel ağarlar. Her ne hikmetse jandarmayla beraber Memed’in peşine düşen köylüler, Memed’i görünce bağırlarına basarlar. 


Bu sırada kasabada Murtaza Ağa’nın İnce Memed korkusuna bir de Topal Ali korkusu eklenmiştir. Memed’in Mahmut Ağa’yı öldürürken, Murtaza Ağa’ya “ Seni Topal Ali’ye havale ediyorum” sözü onu çok etkilemiştir. Korkudan ne yapacağını bilemez. Tek çare Topal Ali’nin gönlünü alıp, onu yanına çekmek gibi görünmektedir.

Kasabanın ileri gelenleri köylünün gözünde efsane olmuş, kurşun değmeyen atın öldürülmesi durumunda Memed’in de köylünün gözünden düşeceğini düşünürler. Çünkü köylüye göre Memed’in canı bu attadır. Atın üzerine önce 1500 lira ödül koyarlar. Sonra da bu ödülü 3000 liraya çıkarırlar. Haber tellal ile duyurulur. Parayı gözüne kestiren köylüler yılkıya bırakılmış ne kadar at varsa yularından tuttuğu gibi kasabaya getirirler. Jandarma komutanlığının önünde sıraya geçerler.  Yağız atın yakalanamayacağını anlayan kasaba ileri gelenleri herhangi bir atı Memed’in atı diye kurşuna dizip, onu Yağız at diye yutturmaya çalışsalar da atın ölüsünün yok olması atı köylünün gözünde tamamen efsaneye çevirir. Halk Memed’den sonra atını da efsaneye çevirir. 



“Ne yazık ki, ben ata yaklaştım, yaklaştım, elimi değdirdim, yaaa, ben şanlı Bu kefalosa elimi değdirdim, ben elimi ona değdirince o da bir mor bulut oluverdi ve hem de göğe çekildi. O göğe çekilen bulutun içinde ışıklar patladı, yıldızlar kaynadı. Az sonra da yıldız yakuta kesip kıpkırmızı, göğün ucuna yapıştı kaldı, sabaha kadar da bütün geceyi yakut kızılına boyadı koca Akdenizi bile….” (İnce Memed 4, Sayfa, 126)

 Memed ve Müslüm, Abdülselam Hoca’nın köyüne giderler. Abdülselam Hoca, Memed’i köylüye yeğeni olarak tanıtır. Memed bu sırada başındaki fesi çıkarmış, şapka takmıştır. Memed’in yanında öldürdükleri namlı eşkıya Kuzgun Veli’den kalan yüklüce miktarda altın da vardır. 


Memed Müslüm’ü Seyran ve Hürü Ana’yı getirmesi için gönderir. Bu sırada kendisi de portakal bahçesi ve ev alıp artık eşkıyalığı bırakacaktır. Dağlardaki namını da Ferhat Hoca yürütecektir. Memed bir portakal bahçesini içindeki ev ile birlikte alır. Eşyasını hazırlamaya koyulur. Abdülselam Hoca en büyük yardımcısıdır. Eşyasının büyük bölümünü Zeynullah’ın dükkânından alır. Zeynullah’ın dükkânı aynı zamanda kasabada ve civarında yaşanan tüm olayların, dedikoduların yayıldığı bir mekandır. Memed sık sık bu mekâna da gider. İnce Memed çetesinin yaptıklarını da yine burada öğrenir.

 “Evet beyler, İnce Memedi halk yüceltti, onu evliya, peygamber, seviyesine getirdi. Demek ki buna ihtiyacı var. Demek ki biz halkın ihtiyacını karşılayamadık. Ona zulmettik. Onu hala insandan saymıyor, onu aşağılıyoruz. O da başkaldıran birisini bulursa kendi adına, kendisinden birisini bulursa onu koruyor, evliya yapıyor, başına da taç ediyor. Adı Memedse, kendisi de yediden yetmişe adını değiştirip Memed oluyor…” (İnce Memed 4, Sayfa, 179)


 “İnce Memeden bir daha haber alınmadı, imi timi bellisiz oldu.” (İnce Memed 4, Sayfa, 638)

“O gün bugündür, Dikenlidüzü, Çiçeklideresi, Menekşe, Yanıkören köylüleri ve bitekmil öteki Toros köylükleri toprağa saban atmazdan önce giyinirler, kuşanırlar düzlüklere, koyaklara, ovalara çıkarlar, çakırdikenlerden, karaçalılardan, kevenlerden, devedikenlerinden büyük öbekler yığarlar, köyün en yakışıklı delikanlısıyla, en güzel kızı öbeklere ateş verirler. Büyük bir toy düğünü kurulur. Halaylar çekilir, görülmedik eski zaman, yeni zaman oyunları oynanır, sevinç türküleri dağları aşar, yolları, belleri, ovaları tutar, ülkeden ülkeye yayılır. Sevinç türküleriyle birlikte de, öbeklerden yalımlar düzlüklere, koyaklara, ovalara atlar. Yalımlar, bütün gece toprağı yalar, bir sel gibi akarak, her yanı sarar, bu ateşle birlikte de Alidağının, Düldül dağının, Yıldızdağın, Binboğanın doruklarında birer top ışık patlar, dağların doruğu üç gece ağarır, apaydınlık, gündüz gibi olur.” (İnce Memed 4, Sayfa, 638,639) 

KİTAPTAN NOTLAR

Dördüncü cilt serini son ve sayfa olarak en fazla olan kitabı. Bu ciltte daha önceki ciltlerde başlayan pek çok olay sonuca ulaşmakla beraber her kitabın sonunda imi timi bellisiz olmasına rağmen; Memed’in bir sonraki ciltte ortaya çıkmasına alıştığımdan mıdır sanki kitap bitmemiş de; bir sonraki cilt de varmış gibi geldi bana. Galiba yazarımız kıyamamış Memed'i öldürmeye...

Ancak cevaplanmayan sorular da bana kitabın bitmediği izlenimini arttırıyor elbette.  İlk ciltte Iraz’ın alıp götürdüğü Memed’in Hatçe’den olan bebeğinin akıbeti, Dördüncü ciltte Memed’i takip eden adamın kimliği ve her ne kadar Topal Ali ima etse de Murtaza’yı öldürüp öldürmediği,Ferhat Hoca’nın geçmişiyle ilgili birkaç ayrıntı verildiyse de tam olarak nereden gelip nereye gittiği, yanıtı verilmeyen sorulardan.

Memed bu ciltte devedikenlerinin içinden geçerek başlamakta maceraya. Kitabın sonunda da birinci ciltten beri Memed’in mücadele ettiği çakırdikenler, karaçalılar, keven dikenleri ve deve dikenleri halkın yaktığı ateşle temizlenmekte.

Her ne kadar romanlara gerçekçi bir anlatım hâkimse de bazı bölümler masalsı destansı özellikler taşımakta. Yağız at bu destansı özelliklerin en öne çıkanı elbette.

Roman boyunca Jandarmalarla çok fazla çatışma yaşansa da Memed’in hiç jandarma öldürmemesi, sadece yaralaması bence Memed’in öne çıkan özelliklerinden. Jandarma demişken; söylemeden geçemeyeceğim. Jandarmaların köylüye yaptıkları eziyetler inanılır gibi değil. Halkı koruma ile görevli askerler adeta güçlülerin sopası olup çıkıyorlar. Bir tek Asım Çavuş, halkı seven onurlu bir asker görüntüsü çizmekte. Roman boyunca öldürülen iki jandarmayı da yazar yine Memed’ e değil de Bünyamin’e öldürtmeyi tercih etmesi onları düşmanı gibi değil de emir kulu olarak görmesinden galiba.

 “Adam amma da Karafırtına gibi bir adammış. Köyde ayağının üstünde kalabilecek bir tek adam bırakmadı. Yediden yetmişe hepimizi, kadın erkek, kız kısrak demeden yataklık etti.” (İnce Memed 4, Sayfa, 568)

Bir de ağaların dağlarda yine halka karşı kullanmak için besledikleri eşkıyalar yok değil. Ancak Memed kimsenin maşası olmaması, kimsenin namusuna göz dikmemesi bakımından erdemli bir eşkıya portresi çizmekte ve gönülleri kazanmaktadır.

Sonuç olarak diyebilirim ki, dört ciltten oluşan 2163 sayfalık dev bir eseri okumak çok zor gibi görünse de su gibi akan, halk diliyle desteklenen bu eşsiz eseri okumak benim için son derece keyifli bir okuma oldu. Okumakta gecikenlere şiddetle tavsiye olunur.  


“Dünyada hiçbir şeyden, yılandan ejderhadan, beyden paşadan, aslandan, kaplandan, tek boynuzlu gergedandan korkmayacaksın, ille de köylü milletinden korkacaksın. Ne dostluğuna güveneceksin, ne de düşmanlığına. Bir bakmışsın dostken düşman, düşmanken dost olmuşsun.” (İnce Memed 4, Sayfa, 24)

“Yılanlar insanlar gibi değil,onlar dostluğu da düşmanlığı da unutmazlar.” (İnce Memed 4, Sayfa, 34)

“İnsan korktuğu için öldürür, kendini de başkalarını da. En çok korkan, korkunun son sınırına varana dek korkan, korkudan başka hiçbir şeysi kalmamış insan en yürekli insandır.” (İnce Memed 4, Sayfa, 472)

“ Bu dağlarda on kez ölmeden, bir kez dirilemezsin” (İnce Memed 4, Sayfa, 557)

YEPYENİ KİTAPLARLA GÖRÜŞMEK ÜZERE...

16 Kasım 2014 Pazar

YAŞAR KEMAL – İNCE MEMED – III

MERHABALAR, 

Geçtiğimiz haftalarda İNCE MEMED - I ve İNCE MEMED - II'yi paylaşmıştım. geldik serimizin üçüncü kitabına... 


ARKA KAPAK

Otuz iki yıllık bir zaman diliminde yazılan İnce Memed dörtlüsü düzene başkaldıran Memed'in ve insan ilişkileri, doğası ve renkleriyle Çukurova'nın öyküsüdür. Yaşar Kemal'in söyleyişiyle 'içinde başkaldırma kurduysa doğmuş' bir insanın, 'mecbur adam'ın romanı.


Çiçekli Mahmut Ağa, Çiçeklideresi köyündeki topraklarını işleyen köylüleri İnce Memed'i korudukları için topraklarından atar. Bunun üzerine Memed Çiçekli Mahmut Ağa'yı öldürür. Zulmedenlerin öldürmekle bitmeyeceği yönündeki kuşkuları, "bir İnce Memed gitse de, yerine bin Memed gelir" fikriyle umuda dönüşür. 



“Büyük bir yazar, büyük bir kitap... Demek ki hem çok okumuşlara hem az okumuşlara seslenen bir eser yazılabilirmiş. Bir eser ki hem destan hem de bireysel nitelikli; bir eser ki yürekle aklı birleştirmiş.” Anne Philippe, Liberation, (Fransa) 


“Yaşar Kemal yalnızca Türkiye'nin en büyük romancısı değil, dünya edebiyatının da bir devidir.”  Alain Bosquet, Magazine Litteraire, (Fransa)

“Büyük bir edebiyat olayı. Dünya çapında bir Türk romanı.” Liv Kooter Lauhn, Morgenavisen, (Norveç)

“Bu büyülü ve en doğal dünyaları dile getiren böylesine harika bir sevgi, ölüm ve isyan şarkısını görmezlikten gelebilir miyiz” Jacqueline Piatier, Le Monde, (Fransa) 


ÖZET
Ali Safa ve Kel Hamza’yı öldürdükten sonra imi timi belirsiz olan İnce Memed, üçüncü ciltte uzunca bir süre ortaya çıkmaz. Sonradan öğreniriz ki, Memed jandarmalarla çatışmada yaralanmış, Yörükler ona sahip çıkmış, yaralı Memed’e bakmaktadırlar. Memed’in yarası ağırdır.

Gelelim bir önceki ciltte ölen Ali Safa Bey’e. Ali Safa bey’in ölüsü hemen gömülmez. Tüm kasabayı koku sarar. Bütün ağalar ve kasaba eşrafı kasabada toplanır. Kasabanın ağalarını ve ileri gelenlerini öldürülme korkusu sarmıştır. Hele birisi vardır ki içlerinde evlere şenlik… Murtaza Ağa’yı, İnce Memed korkusu sarar. Ne yapacağını bilemez korkudan.

Mebus Arif Sami Bey’den habersiz, Ankara’ya bir sürü telgraf üzerine telgraf çeker. Hatta para ile tuttuğu adamlara da telgraf çektirir. Murtaza Ağa, Topal Ali’nin, İnce Memed’in adamı olduğundan şüphelenmesine rağmen onu yakınında tutmak ister. Topal Ali’yi konağına yerleştirir. Topal Ali’yi giydirir, kuşatır. Ölüsü, bütün kasabayı kokutan Ali Safa Bey nihayet gömülür.

Jandarmalar, İnce Memed’in peşindedirler. Başta Yüzbaşı Faruk olmak üzere; onun emriyle Kertiş Ali devlet eliyle köylülere eziyet ederler Memed’i bulmak için. Ama köylüleri konuşturamazlar. Çoban Müslüm de onların eziyetinden nasibini alır ve konuşur. Ama Müslüm’ün söyledikleri yanıltmadan başka bir şey değildir. 


Çatışma sonucunda ele geçen eşkıyalardan biri İnce Memed olarak teşhis edilir. Köylü kadınlar onun üzerine ağıtlar yakarlar. Memed’in ölüm haberi Murtaza Ağa’yı rahatlatır. Artık Topal Ali’ye ihtiyacı yoktur. Onu donuna kadar soyup, konaktan atar. Etmediği hakaret de kalmaz. Onuru kırılan Topal Ali değirmenciye sığınır. Memed’i öldürmeyi başardığı sanılan Yüzbaşı kasabaya büyük bir törenle girer. Çok geçmeden gerçek ortaya çıkar. Memed olarak teşhis edilen ceset Kara Osman’dır. Yüzbaşı çaresiz cesedi Kara Osman’ın kardeşlerine teslim eder. Kendisi de günlerce sokağa çıkamaz.

Murtaza Ağa’nın etekleri tutuşur. Ne yapsa, ne kadar yalvarsa Topal Ali’yi kendi konağına dönmeye ikna edemez. Topal Ali Molla Duran’ı konağında çalışmaya başlar. 


Köye giden Yağız Atı gören Hürü Ana, yanına köyden Kısacık Mahmut’u da alarak atı takip ederler. At onları Memed’e  götürür. Ağır yaralı Memed Yörükler tarafından saklanmaktadır. Öyle ki onun ağır yaralı saklandığı yere Hürü Ana’yi bile gözleri bağlı götürürler.

Memed’in yarasının tek çaresi Kırkgöz Ocağının Anacık Sultanı’dır. Hürü ana yollara düşer. Kırkgöz Ocağı’na gider. Anacık Sultanı Memed’i iyileştirmeye ikna eder.

Bu arada gerçekleşen birçok olay Memed’e mal edilir. Memed dağlarda bir efsanedir artık. Bu durum Murtaza’nın korkusunu depreştirir. Ankara’ya tel üstüne tel çeker. O da yetmez Arif SaimBey’in Kemal Paşa’ya bir suikast düzenleyeceği dedikodusunu yayar. Bu arada konuştuğu Çiçekdereli Mahmut Ağa ile konuşmak Murtaza Ağa’yı biraz rahatlatır. Mahmut Ağa, Memed’i küçümsemekte, istese kulağından tutup onu düze indireceğini söylemektedir. 

DEVAMI KİTABIMIZDA...


KİTAPTAN NOTLAR
Serimizin üçüncü kitabı diğer iki ciltte olduğu gibi birkaç sayfa süren Çukurova tasviriyle başlamakta. Güzelliklerin tasvirinden sonra , ağaçsız, kıraç yüksek yamaçların bitkisi olduğu kadar ucsuz bucaksız Anadolu bozkırlarının da bitkisi olan “keven dikeni”nden bahsedilmekte. İlk cildin “çakırdikeninin”, ikinci cildin “karaçalı”sının yerini keven dikeni almakta üçüncü ciltte. Her cildin sonunda dikenler yanmakta ama bir diğer cildin başında yeniden yeşermekte. Tıpkı ölen bir kötünün yerini yenisinin alması gibi.

Bence üçüncü cilt serinin en durağan kitabı oldu. Kitabın ilk bölümünde Memed yaralı bir biçimde bir Yörük obası tarafından saklanmakta. Memed’den kalan boşluğu Murtaza Ağa, Topal Ali ve Hürü Ana doldurmakta. Murtaza Ağa her ne kadar Memed’in karşısında bir karakter olsa da ölüm korkusunun ona yaptırdıklarına gülsem mi kızsam mı bilemedim. Bana çok sempatik geldi Murtaza Ağa. Kitabın sonunda Memed’in onu öldürmemesi, Topal Ali’ye bıraktığını söylemesi serinin dördüncü cildi için de bir beklenti oluşturmakta.

Söylemeden geçemeyeceğim. Bazı bölümlerde özellikle Yağız ata itafen Hürü Ana’nın bazı monologları var. Bu monologlar sık tekrarlar da içermekte. Zaten bana durağan gelen bu ciltte bu monologlar beni biraz sıktı doğrusu. Hele aynı monolog içindeki keskin duygu geçişleri. Romanın en ilginç karakterlerinden biri bence Hürü Ana. Seviyor mu dövüyor mu belli değil. Ama Memed’in üzerindeki etkisi inkar edilemez elbette.


Memed’in serinin ilk cildinden Iraz tarafından götürülen bebeğinden bu ciltte bahsedilecek mi diye okuduğum bölümler oldu, bir bölümde Iraz’ın adı geçer gibi olduysa da Memed’in oğlunun akıbeti bu ciltte yine cevaplanmayan sorulardandı.

Romanda beni en çok rahatsız eden kısımlar köylüye devlet eliyle yapılan işkenceler oldu. “Köylü milletin efendisidir” diyen Mustafa Kemal'in mebusları resmen köylüye devlet eliyle işkence etmekte, hatta Atatatürk’ün köylüye “efendi” demesiyle bile dalga geçmektedirler. Bu kısımlar yeni kurulan Cumhuriyet ile ilgili ilgi çekici kısımlarındandı kitabın.

Başka bir nokta da; bol bol doğa tasvirlerine yer vermesine rağmen yazarın kişilerin tasvirlerini daha az yapmış olması. Bazı karakterler biraz daha fazla tasvir edilse de yazar karakterleri okuyucunun hayal gücüne bırakmış gibi.

“İnce Memed mi? diyordu, ince memed dedikleri de bir sabi çocuk. Ama tepeden tırnağa yürek  (İnce Memed 1, Sayfa 344)

 Bir de Türk masallarında sıklıkla kullanılan 3 ve 7 rakamlarına yer verilmesi roman masalsı bir taraf katmış. Yedişerli gruplar halinde “Memed”lerin çeteye katılması, ateşin “üç” gün “üç” gece yanması vb.


“O gün bugündür, Çiçeklidüzü köylüleriyle öbür köylüler kevenli yamaçta, İnce Memed’in gittiği gün toplanırlar, büyük bir toy düğünle kevenlere ateş verirler. Yalımlar üç gün üç gece bir sel gibi yamaçta dolanır, bütün dağ tepeden tırnağa ateşe keser, yamaç bir yalım fırtınasında çalkanır, kevenlerden çığlıklar gelir. Bu ateşle birlikte de önce Yıldızlı, sonra Çakmaklı ardından da Boranlı dağın doruğunda birer top ışık patlar. Dağların doruğu üç gece ağarır, ortalık apaydınlık, gündü gibi olur.” (İnce Memed 3 , Sayfa 629)

 Serinin son kitabıyla görüşmek dileğiyle... 

Sevgiler...

10 Kasım 2014 Pazartesi

YAŞAR KEMAL – İNCE MEMED – II


MERHABALAR, Sevgili Kitap Dostları;

Ata'mızın aramızdan ayrılışının 76. yılında Atamızı Özlemle anarken, geçtiği tarihler bakımından Ata'mızın yaşadığı yılların Çukurovası'nı anlatan İnce Memed serisinin 2. kitabı ile karşınızdayım. 

'Yaşayan en büyük Türk yazarı Yaşar Kemal'


“ Demir olsam çürürdüm, toprak oldum dayandım… Toprak, toprak, toprak oldum da dayandım.” (İnce Memed 2 , Sayfa 155)
“ Eşkıyaya hiç benzemiyor. Cin gibi peri gibi melek gibi bir insan. Evliya olacağına eşkıya olmuş.” (İnce Memed 2 , Sayfa 197)


ARKA KAPAK

Otuz iki yıllık bir zaman diliminde yazılan İnce Memed dörtlüsü düzene başkaldıran Memed'in ve insan ilişkileri, doğası ve renkleriyle Çukurova'nın öyküsüdür. Yaşar Kemal'in söyleyişiyle “içinde başkaldırma kurduysa doğmuş” bir insanın, “mecbur adam”ın romanı.

Öldürülen Abdi Ağa'nın yerini kardeşi Hamza alır. Memed, topraklarını ele geçirmek için Vayvay köylülerine zulmeden Ali Safa Bey'i ve Hamza'yı öldürür. Ancak köylüler için tam bir efsaneye dönüşmesine rağmen zulmedenlerin öldürmekle bitmeyeceği konusunda kuşku duymaya başlar. Abdi Ağa gitmiş, yerine Hamza gelmiştir, onun yerini de bir başkası alacaktır. 

“Kalemi insanlığın hizmetinde bir yazar...” Henry Lundström, Sundvalls Tidning, (İsveç) 


“Yaşar Kemal, görkemli bir destan akıcılığı içinde, tüm ayrıntıları titizlikle yansıtarak dile getirmiş ülkesini.”  Paul Theroux, The New York Times, (A.B.D.) 


“Korkusuz bir toplum eleştiricisidir Yaşar Kemal. Ve eşsiz bir şair.” Dagens Nyheter, (İsveç)
“Bir gökkuşağı gibi, toprağa hiç dokunmadan bir ufuktan diğerine kayan büyük bir efsane geleneğine dayanıyor.” Sunday Times (İngiltere)
“Kemal’in Hardy ve Tolstoy ile karşılaştırmasına yol açan zengin üslup, konunun zenginliği ve çeşitliliği, sıradan insanların yaşamıyla insanlığın bağlantısı, insanın içine çeken bu romanda da aşikar.”  The Times (İngiltere)
“Baş döndürücü bir hızla ilerliyor.” The Guardian (İngiltere)


ÖZET
Dağları kendine mesken tutan İnce Memed dağlardadır. Jandarmalar peşindedir. Dağlarda olduğu esnada ona köyünden para toplayıp getiren, köyünden toprak vermeyi teklif eden Koca Osman ve Vayvay köyü gelir aklına. Karaçalı ormanlarının içinden kara çalı dikenlerini aşarak Vayvay’a gelir. Tıpkı ilk cildin başında Dikenlidüz’ün çakırdikenlerinin arasından Süleyman Emmi’ye sığındığı gibi. Koca Osman’a sığınır. Koca Osman kendine sığınan, “Şahinim” dediği Memed’i bağrına basar. Onun köyde olduğunu çok istemesine rağmen köylüye sezdirmez. Kasabaya yakın dağlara uzak olan Vayvay köyü bir eşkıya ile için pek de uygun değildir.
Vayvay köyü, Ali Safa Bey’in türlü hilelerle ele geçirdiği topraklarının ortasında, el konmamış verimli topraklardandır. Ali Safa Bey’in çiftliğinin sınırlarını genişletmek için buraya ihtiyacı vardır.  Vayvay Köyü’nün ağası Ali Safa Bey, köylülerin köyü terk etmelerini ister. Ancak köylüler atadan kalma topraklarını terk etmek istemezler. Ali Safa onları topraklarından sürmek için çeşitli hilelere başvurur. Önce Yobazoğlu’nun topraklarının tapusunu çok sevdiği değerli yağız atı karşılığında, üzerine geçirir. Bu tapu ile köyde hak iddia edecektir. Her ne kadar Yobazoğlu’na atını verdiyse de içten içe ona kin de bağlar. Bir de Yobazoğlu’nun Ali Safa Bey’i alaya alarak “Önce atını aldım, avradını da alacağım” sözleri üzerine Ali Safa Bey’in öfkesi iyice artar. 

Ağa, Yobazoğlu’nun evini yaktırır. At da yanmak üzereyken; Yobazoğlu yanmak pahasına yağız atı kurtarır. At kaçar gider. Jandarma, kendi evini yaktığı için Yobazoğlu’nu döver, Yobazoğlu köyü terk etmek zorunda kalır. Atı bulması için Ali Safa Bey en iyi nişancısı Adem’i görevlendirir. Ama atı vurmak mümkün değildir. Adem, çok hızlı ve atik olan atı vuramadıkça onun büyülü olduğuna inanmaya başlar.  
Ali Safa’nın zulmü gün geçtikçe artar. Hemen her gece adam tutarak köyü kurşunlatır. Hatta köyü kurşunlayanlar arasında devletin Jandarmaları da vardır. Birkaç aile köyü terk etse de köylü direnir. Bu esnada Memed hala Koca Osman’ın yanında kalmaktadır. Onun Koca Osman’ın evinde kaldığını Koca Osman’ın çocukları bile bilmez. Koca Osman sürekli insanları köyü terk etmekten vazgeçirmeye, gidenleri geri döndürmeye çalışır ama Memed’in varlığını açıklamadan bu çok zordur. Hatta Ferhat Hoca ile gittikleri yerlerden de eli boş dönerler. Ferhat Hoca nereden geldiği bilinmeyen, uzun boylu, otuzlarında, yiğit aynı zamanda da esrarengiz bir adamdır.  

Koca Osman’ın yerini açıklamamaya dayanamayacağını anlayan Memed Vayvay’ı terk edip kendi köyüne doğru yola çıkar. Sapa yollardan, kapalı arazilerden Sarı Ümmet’in evine varır,  bu esnada köy, askerlerle doludur. Her yerde onu aramaktadırlar. Memed, Hürü Ana’dan köyde olup biteni öğrenir.
Memed’in Abdi Ağa’yı öldürmesi, Çakırdikenliği yaktırması, toprakları ve hayvanları köylüye paylaştırması köylüyü ilk başta çok sevindirmiştir, ama sonra Abdi’nin yerine kardeşi silahlı, zalim Kel Hamza gelince köylü, Abdi Ağa’yı mumla aramaya başlamıştır. Bu nedenle köylü Memed’e çok kızgındır. Bu arada Hürü Ana’nın kocası Durmuş Ali de öldürülmüştür. Topal Ali de Hamza’nın adamı gibi görünür.
Vayvaylılara yapılan eziyetler artarak devam eder. Son olarak köydeki atların hepsi çalınıp bir kısmı öldürülür. Köylünün büyük kısmı göç etmeye karar verirler.
  

Bu esnada mebus Arif Saim Bey de İdris Bey’in topraklarına göz dikmiştir. Arif Saim Bey, Kurtuluş Savaşı’nda yer almıştır. Önce Fransızların yanında yer alsa da sonra Türklerin tarafına geçerek, savaş kazanıldığında mebusluğa kadar yükselmiştir. İdris Bey ise, büyük bir aşiretin beyidir. Mert bir adamdır. Arif Saim Bey İdris Bey’de önce toprakları satın almak ister ama ret cevabı üzerine türlü hilelere başvurmaya başlar. İşi üzerine suç atarak İdris Bey’i mahkûm ettirmeye kadar götürür.

“…Bir odaya bir kedi yavrusu koy, hem de durmadan üstüne git, sonunda kedi yavrusu senin gözünü oyar. Kedi yavrusu kedi yavrusu iken…İnsanoğlu kedi yavrusu değildir. Ne kadar korkaksa, o kadar da yiğittir.” (İnce Memed 2 , Sayfa 344) 
Asım Çavuş, Memed’i Dikenlidüzü Köyü çıkışında kıstırır, Topal Ali’nin de yardımıyla Memed kaçar ve Süleyman Emmi’ye sığınır, Abdi Ağa’dan kaçtığında sığındığı gibi. Süleyman Emmi’le sohbet ederken anlar ki Abdi ölse, Hamza gelir,o ölse yerine başka biri gelir yani bir ağa gider diğeri gelir. Bu durum Memed’i güzel günlerin geleceğine olan inancını tüketir. Bu sözleri sayıklar durur.

DAHASI ROMANIMIZDA.....


KİTAPTAN NOTLAR

Serimizin ikinci kitabı yine birkaç sayfa süren Çukurova tasviriyle başlamakta. Güzelliklerin tasvirinden sonra topraktan sökülmesi oldukça zor olan ve en verimli topraklarda kendiliğinden çıkan “karaçalı”dan bahsedilmekte. Çakırdikeninin yerini bu romanımızda “karaçalı” almakta. Bu tasvirleri okurken kulağıma bağlama sesi geldi sanki. Ancak yazarın tasvirleri tadında bıraktığını da söylemeliyim. Biraz daha uzatmış olsaydı, büyük ihtimalle atlayabilirdim.

Her ne kadar İnce Memed ve köy yaşantısı ataerkil bir yapıya sahip olsa da ilk kitapta Hürü Ana 2. Kitapta Kamer Ana yazarın çok iyi çizdiği kadın karakterler bence. Anadoluda erkek üzerindeki kadınının gücünü kanıtlar nitelikte.
Buna ek olarak, Bir de Ferhat Hoca karakteri var ki yazarın son derece güzel çizdiği. Sonunda Ferhat Hoca ile ilgili neler çıkacağını merak etmekteyim doğrusu…

Romanı okurken satır aralarında Çakırcalı Efe’den bahsedilmekte. Ben yazarın Çakırcalı Efe’sini daha önce okumuştum. Sanırım İnce Meded’ten sonra Çakırcalı Efe’yi yeniden okuyacağım. 

Kitabımızın büyük bölümü Memed’in Vayvay Köyü’nde kendi iç hesaplaşmalarıyla geçmekte. Memed “Kötülerin öldürmekle bitmeyeceği” duygusundan dolayı umutsuzdur ve çabasının boşunalığını düşünmektedir. Bu iç hesaplaşma kısımları romanı durağanlaştıran özelliklerden olmuş. İlk romana göre daha ağır ilerlemiş bu şekliyle. Ancak Memed'in içindeki başkaldırı kurdu yine harekete geçer ve bu defa tetiği Vayvay köyü için çeker, tabi ki kendi köyünü de unutmaz. 

Bu kısımda şunu söylemden geçemeyeceğim. İlk ciltte Abdi Ağa’nın, ikinci ciltte de Ali Safa Bey’in yaptıkları onca kötülüğe rağmen kolayca ölmeleri biraz adaletsiz olmuş bana göre. Onlar yaptıkları işkencelerin bedelini ödemeyi çoktan hak etmişlerdi ama keşke biraz daha sürünselerdi. 

İlk romanın sonunda olduğu gibi yine Memed’in imi timi belirsiz olmakta. Ta ki üçüncü ciltte ortaya çıkana dek.  


“O gün bugündür, Dikenlidüzü köylüleri her yıl toprağa saban atmazdan önce çakırdikenliğe gelir,büyük bir toy düğünle dikenlere ateş verirler. Yalımlar üç gün üç gece bir sel gibi düzde dolanır, akar durur. Ova bir yalım fırtınasında çalkalanır, yanan dikenlikten çığlıklar gelir. Bu ateşle birlikte de Alidağı’nın doruğunda bir top ışık patlar. Dağın doruğu üç gece ağarır, apaydınlık, gündüz gibi olur” (İnce Memed 2 , Sayfa 459)


YAŞAR KEMAL İNCE MEMED - I için tıklayın.. 

İnce Memed III, ile yakında görüşmek üzere...

4 Kasım 2014 Salı

YAŞAR KEMAL – İNCE MEMED – I

MERHABALAR,

 Yaşar Kemal’in YKY’den çıkmış, kitap kapakları pek çok önemli ressam tarafından tasarlanmış serisi benim 2004’te ilk göreve başladığımda ciddi bir meblağ vererek aldığım ilk setlerden biridir. Kitaplığımın da bence en değerli eserleridir. 2004’den sonraki eserlerini de alıp seti tamamlamak istiyorum ilk fırsatta. Seti uzun zaman önce almış olmama rağmen, hem okuduğumda notlar tutmadığımdan, hem de blog arşivimde olmasını istediğimden yeniden okudum 2163 sayfalık bu dev eseri. Hem güzel bir nostalji oldu hem de gözden kaçırdığım bölümleri tekrar yakalamak için fırsat oldu bu arada.

“Çakırdikeni en pis, en kıraç toprakta biter. Bir toprak ki bembeyaz, peynir gibidir. Ot bitmez, ağaç bitmez, eşek inciri bile bitmez, işte orada çakırdikeni keyifle serile serpile biter, büyür, gelişir.

En iyi toprakta bir tek çakırdikenine rast gelinmez. Bunun sebebi, bir kere iyi toprak boş kalmaz, her zaman sürülür ekilir. Bir de, öyle geliyor ki, çakırdikeni iyi toprağı sevmez.” (İnce Memed – 1, s.12)


ARKA KAPAK

Otuz iki yıllık bir zaman diliminde yazılan İnce Memed dörtlüsü düzene başkaldıran Memed'in ve insan ilişkileri, doğası ve renkleriyle Çukurova'nın öyküsüdür. Yaşar Kemal'in söyleyişiyle “içinde başkaldırma kurduysa doğmuş” bir insanın, “mecbur adam”ın romanı.

Abdi Ağa'nın zulmüyle köyünü terk etmek zorunda kalan Memed, Ağa'nın yeğeniyle evlendirilmek üzere olan Hatçe'yi kaçırır. Abdi Ağa'yı yaralayan, yeğenini de öldüren Memed eşkıya Deli Durdu'ya katılır, ancak kıyıcılığına katlanamadığı Deli Durdu'dan iki arkadaşıyla birlikte ayrılır. Memed, sıradan bir köy çocuğuyken, zulmedenler için eşkıyaya, köylüler içinse bir kurtarıcıya dönüşür. 

“Bir yaşam biçimini bir halkın portresi olarak böylesine veren bu romandan daha iyisi yazılamazdı.”  The New York Times Book Review, (A.B.D.) 

“Şaşırtıcı, orijinal bir kitap.”  Sunday Times, (İngiltere) 

“Epik boyutlara ulaşan ve muhteşem bir sona ulaşmak için hız kazanan öyküye kendinizi kaptırıyorsunuz.” Sunday Times, (İngiltere) 

“Yaşar Kemal, şaşılacak ölçüde yaratıcı” The Booksell, (İngiltere)

“Yaşar Kemal, karakterlerini unutulmaz, seçkin ve gerçek hayattan daha da gerçekçi kılan detay zenginliği ile Rus Edebiyatının kalitesine ulaşıyor.” Sunday Telegraph (İngiltere)


ÖZET

Romanımızın 436 sayfalık ilk cildi yazarın ayrıntılı bir biçimde yaptığı Çukurova tasviri ile başlamakta. Bataklığından, dağlarına, Anavarza’dan Toroslar’a, bitkilerden hayvanlarına kadar Çukurova tablosu canlanmakta karşınızda doğanın tüm renkleriyle.

On bir yaşındaki Memed; Dikenlidüzü’ne yerleşmiş beş köyün en büyüğü olan Değirmenoluk köyünde annesi Döne ile yaşamaktadır. Babası İbrahim ölmüştür. Değirmenoluk’un da dahil olduğu beş köyün topraklarının tamamı Abdi Ağa’ya aittir. Memed, Abdi Ağa’nın çiftini sürmekte, karın tokluğuna Abdi Ağa için çalışmaktadır. Abdi Ağa’nın eziyetlerine Dikenlidüzü’nün çakırdikenlerinin vücudunda açtığı yaralara dayanamayan Memed köyünden kaçar, tesadüfen Kesme köyüne Süleyman’ın evine gelir. Başından geçenleri anlatır. Süleyman bu küçük çocuğa sahip çıkar, evine kabul eder.

Abdi Ağa’nın adamlarınca da aranan Memed bulunamaz. Annesi Döne ondan umudu keser. Süleyman’ın evinde çok sevilen ve onun keçilerini güden ve Memed ekinleri biçme zamanı geldiğinde annesinin yalnız kalmasına dayanamayarak köye geri döner.

Abdi Ağa, köylülerin topraklarını kullanmaları karşılığında tarladan çıkan mahsulün üçte birini köylülere bırakmakta, üçte ikisini kendisine almaktadır. Memed’in kaçışına çok sinirlenen Abdi Ağa buğdayın sadece dörtte birini kış için Annesi ve Memed’e verince Memed ve Döne kışı çok zor geçirirler. Her ne kadar köylüler yardım etseler de onların durumu da pek farklı değildir. Ellerindeki mahsul biten köylüler elleri avuçlarındakini buğday karşılığında yok pahasına Abdi Ağa’ya satarlar. Döne ve Memed de tek ineklerini Abdi Ağa’ya satmak zorunda kalırlar.


Memed, türlü sıkıntılar, Abdi Ağa’nın zulmü altında büyür ve on sekiz yaşına gelir. İlk defa arkadaşı Mustafa ile kasabaya inmesi; onun köy dışında da bir dünyanın var olduğunu ve orada ağa olmadığını öğrenmesini sağlar.

Çocukluğundan beri aşık olduğu Hatçe ile Çukurova’ya gitmenin hayalini kurar. Hatçe ile Memed birbirlerini çocukluklarından bu yana severler. Memed, Hatçe’yi kaçırıp Çukurova’ya gitmeyi, bundan böyle orada yaşamayı düşünür. Ama çok geçmeden zor hayatının tek umudu Hatçe’yi Abdi Ağa’nın yeğeni Veli’ye isterler. Ailesi Hatçe’yi ağanın yeğenine verirler. Çok geçmeden Memed, Hatçe’yi kaçırır.



…“Bu gâvur Abdi’yi vuranın eli nurlanır… Cennete gider .(İnce Memed – 1,s.59).

Memed ile Hatçe’nin kaçtığını duyan Abdi Ağa adamlarını toplar. Çukurova’da Topal Ali adıyla nam salmış izci Ali’yi de yanına alarak Memed’le Hatçe’nin peşine düşerler. Her ne kadar Topal Ali kendisine istekte bulunan köylülerden Pancar Hösük’ü kırmak istemiyor, ağa ve adamlarını yanlış yollarda dolandırıyorsa da sonra dayanamaz ve doğru izi bulur ve Hatçe ile Memed’i eliyle koymuş gibi bulur. Ama iş işten geçmiş Hatçe kadın olmuştur.

Memed kendisini bulan Abdi Ağa ve  Veli’yi vurur. Veli ölmüş, Abdi Ağa yaralı kurtulmuştur. Memed çocukluğunda sığındığı Süleyman’ın evinde saklanır. Süleyman onu eşkıya Deli Durdu’ya götürür. Böylece Memed, Deli Durdu çetesine katılır. Deli Durdu insanları donuna kadar soyan zalim bir eşkıyadır.   


Bu sırada Abdi Ağa da yalancı şahitlerin ifadeleri ile Hatçe’yi hapse attırır. Onların izini sürüp, felaketlerine sebep olduğu için suçluluk duyan Topal Ali’yi de yalancı şahitlik yapmağı için köyden sürer. 

Bundan sonra İnce Memed’in eşkıyalık günleri başlar. 

“Ben İnce Memed’im… Anamın, nişanlımın intikamını almak için geldim… Köylülerimin intikamını almak için geldim. Fakir fukaranın intikamını almak için.” (İnce Memed – 1, s.264)

DAHASI ROMANIMIZDA…


KİTAPTAN NOTLAR

Şunu belirterek başlamak isterim ki, Yaşar Kemal gibi büyük bir usta ve eşsiz bir kalemin klasikleşmiş bir romanını yorumlama ve eleştirme işini yapmak kesinlikle benim haddime değil. Zaten İnce Memed hakkında tezler de yazılmış, defalarca incelenmiş bir efsane. Ben sadece naçizane duygu ve düşüncelerimi paylaşmak istiyorum sizlerle.

Öncelikle seriyi eylül ayının başında kendimden umduğumdan daha kısa sürede ve hızla okuduğumu belirtmek isterim. Tabi ki; bunda yazarın akıcı dili, bolca diyalogun olması ve diyalogların sanki bir tiyatro oyunuymuş gibi yazılması etkili oldu diyebilirim. 

Tabi ki bir de yazarın Çukurova coğrafyasına has sözcükler ve dili son derece ustaca kullanması da seriyi keyifle okumamı sağladı. Anlamını bilmediğim pek çok kelime olmasına rağmen duraksamadan okuyabildim. Çünkü kelimelerin pek çoğunun anlamı cümlenin gelişinden anlaşılacak kıvamdaydı. Yöreye ait pek çok kelimeyi dağarcığıma katmak benim adıma keyifli oldu diyebilirim.

Romanın ilk cildinde Memed’in çocukluğundan ve Eşkıya İnce Memed’e dönüşmeye mecbur Memed’in öyküsü anlatılmakta. İçerik ve olayların çeşitliliği bakımından benim en sevdiğim cilt oldu diyebilirim. 


Olaylar Cumhuriyet’in yeni ilan edildiği dönemlere rastlaması bakımından yeni devletin emekleme dönemleri de roman fon oluşturmakta. Henüz iç karışıklıklarından kurtulamamış, güçlünün zayıfı ezdiği, haksızlıkların kol gezdiği bir coğrafya. Halkı ezen, onlara zulüm eden ağalar ve eşrafla devlet görevlileri ve komutanlar da iş birliği içindedirler. Onlarda özellikle köylülere devlet eliyle zulüm ederler. Güçlülerin kazanmasına yardım ederler. Bu kısımlar dönemi gözler önüne seren romanın en dikkat çekici yanlarından.


Bir de roman karakter sayısı bakımından da oldukça zengin. Karakterler ve onların hikâyeleri romana ayrıca derinlik katmakta. Yazarın kadınlara verdiği güçlü roller de ilgi çekici. Hürü Ana, Iraz benim en çok dikkatimi çeken karakterler oldu. Yine daha sonraki ciltlerde farklı roller de üstlenecek olan Topal Ali, yazarın çizdiği en güzel karakterlerden.

Çakırdikenliğin tasviri ile başlayan romanımız; Abdi Ağa’nın Memed tarafından öldürülmesinden sonra; yine Çakırdikenliğin köylüler tarafından çift sürülmesinden önce yakılmasıyla sona ermekte. Tabi ki her şey bitmiş gibi görünmesine rağmen aslında yeni başlamakta. 

 “Çift koşma zamanıydı. Dikenlidüzünün beş köyü bir araya geldi. Genç kızlar en güzel giyitlerini giydiler. Yaşlı kadınlar sütbeyaz, sakız gibi beyaz başörtü bağladılar. Davullar çalındı… Büyük bir toy düğün oldu. Durmuş Ali bile hasta haline bakmadan oyun oynadı. Sonra bir sabah erkenden toptan çakırdikenliğe gidip ateş verdiler.

İnce Memedden bir daha haber alınmadı. İmi timi bellisiz oldu.

O gün bu gündür, Dikenlidüzü köylüleri her yıl çift koşmazdan önce, çakırdikenliğe büyük bir toy düğünle ateş verirler. Ateş, üç gün üç gece düzde, doludizgin yuvarlanır. Çakırdikenliği delicesine yalar. Yana dikenlikten çığlıklar gelir. Bu ateşle birlikte de Alidağın doruğunda bir top ışık patlar. Dağın başı üç gece ağarır, gündüz gibi olur.”  (İnce Memed – 1, s.436)



Kitapla ilgili tek yapacağım eleştiri romana değil de yayınevine. Memed’le ilgili en can alıcı noktalar kitabın arka kapağında yazılı zaten. Bu da şahsen benim “Şimdi Ne olacak ?” değil de, “Ne zaman olacak?, Hangi sayfada olaylar gerçekleşecek?” duygusuyla okumama neden oldu. Yapı Kredi Yayınları’nın pek çok kitabının arka kapağında uyguladığı  bu yanlış stratejiden bir an önce vazgeçmesi gerekir bence. Sabahattin Ali Kitaplarında da aynı durum olduğundan bahsetmiştim daha önce defalarca. Zaten kitap ilgili okumadan önce cevaplamak isteyenler için internette bolca malzeme bulunmakta; hele ki İnce Memed gibi efsane bir kitap söz konusu olduğunda… Yayınevine duyurulur. 




İNCE MEMED - 2 ile çok yakında görüşmek üzere...

SEVGİLER..

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...