10 Aralık 2018 Pazartesi

ZEKARE SMART GÖRSEL DİKKAT SETİ – EĞLENİYORUM ÖĞRENİYORUM

MERHABALAR; SEVGİLİ KİTAPLARIM OLMADAN ASLA TAKİPÇİLERİ....


Geçtiğimiz haftalarda Kontrol Yayıncılıktan Kaan Demirbay benimle bağlantı kurdu. Görsel ve İşitsel Dikkat setleri ile Hafıza Setleri ile ilgili çalışmalar yaptıklarını, ürünlerin ayrıntıları için sitelerini ziyaret edip etmeyeceğimi sordular. Siteyi incelediğimde; sınıfım içindeki sıkıntılarla ilgili çözüme ulaşma yolunda destek olabilecek setler olabileceğini düşündüm. 


Gelelim söz konusu sınıfıma...
3 yıl önce sınıfımı mezun edip, yeniden 1. Sınıf okutmaya başladığımda çok heyecanlıydım. Yaz boyu kendimce hazırlık yapmış, yeni sınıfıma hazırlanmıştım. Ancak yeni sınıfımı okutmaya başladığımda; bir önceki sınıfıma oranla öğrencilerimin daha hareketli daha dikkatsiz olduklarını fark ettim. Öncelikle; yaşları ve çalıştığım okulun profilinden dolayı (34 kişilik sınıfta, anasınıfına giden 8 kreşe giden 2 öğrencim var. Bunun yanında Türkçe bilmeyen çocuklar da var sınıfımda )okula hazır olmadıklarını düşündüm.

Öğrencilerimi tanıdıkça; özellikle 3 öğrencimin sorunun diğerlerinden daha fazla olduğunu, çözüm aşamasında ise yetersiz kaldığımı fark etim. Araştırdığımda, öğrencilerimde gözlemlediğim davranış biçimlerinin tıbbi olarak değerlendirilmesi gerektiğini fark ettim.


Odaklanma problemleri, sıra beklememe, dikkat süresinin yaş grubuna göre daha kısa olması, telaşlılık hali… gibi pek çok davranış biçimi beni “DİKKAT EKSİKLİĞİ VE HİPERAKTİVİTE”ye götürdü. Öğrencilerim Çocuk Psikiyatristi tarafından tıbbi olarak değerlendirildiğinde şüphelerim maalesef doğru çıktı. Her ailenin hareketli çocuğuna benim çocuğum “Hiperaktif” demesiyle, bu sıkıntı normalleştirilse de DİKKAT EKSİKLİĞİ VE HİPERAKTİVİTE’nin kendi haline bırakılıp, çözülmesinin tıbbi yardım olmadan beklenecek bir sıkıntı olmadığını öğrenmiş oldum.
  
DİKKAT EKSİKLİĞİ VE HİPERAKTİVİTE ile ilgili yazıları okumaya, çalışmaları takip etmeye başladım. Berard Yöntemi üzerinde başarılı sonuçlar alındığına dair yazılar olsa da pek çok uzman ilaç tedavisi dışında tedavi olmadığını belirtmiş.


Sınıfımda DİKKAT EKSİKLİĞİ VE HİPERAKTİVİTE ile teşhis edilen öğrenciler RAM tarafından da değerlendirildiğinde tabloya eşlik eden farklı sıkıntılar da fark edildi. Ve rapor verilerek, Kaynaştırma Eğitimi başladı. İlaç tedavisi ile birlikte eğitimin olumlu sonuçları alınmaya başlandı. Yapılan çalışmalar ile birlikte öğrencilerimin dikkat süresi de uzamaya başladı. Akademik sıkıntıları da olumlu yönde çözülmeye başladı.

Geçtiğimiz haftalarda Kontrol Yayıncılık’tan mail aldım. Yayınevinin Görsel, İşitsel dikkat arttırma setleri ve hafıza ile ilgili kitapları olduğuna dair bir maildi. Verdikleri linkleri, sitelerini ve kitapları inceleyince yakından da görmek istedim. Öğrencilerim 9 yaşında olduğu için 9-12 yaş setini istedim kendilerinden.


İlk setten bahsedecek olursak;
Set 11 adet kitapçıktan oluşmakta.
·        Görsel Algı
·        Uzamsal Düşünme
·        Eğlenceli Bulmacalar
·        Dikkat Egzersizleri – 1
·        Dikkat Egzersizleri – 2
·        Dikkat Zamanı
·        Dört İşlem
·        Kesirler
·        Zekâ Oyunları -1
·        Zekâ Oyunları -2
·        Ölçme Ve Değerlendirme
·        Ve kontrol paneli


Ürün Açıklaması 

9-12 yaş grubuna yönelik hazırlanmış bu set çocukların görsel algı yeteneklerini geliştiren çeşitli oyunlar içerir. Benzerlik ve farklılıkları ayırt edebilme, uzamsal düşünme ve problem çözme gelişen beceriler arasındadır. Sette ayrıca kesirler ve dört işlem konularını işleyen 2 adet matematik kitabı ve saat, ay ve mevsimler konularını işleyen 1 adet kitap bulunmaktadır. 

9-12 yaş grubu setinde bulunan oyunlar 24 taşlı eşleştirme paneli ile oynanmaktadır. Eşleştirme paneli içindeki taşların ön yüzeyinde 1’den 24’e kadar rakamlar; arka yüzeylerinde ise cevap anahtarlarını oluşturan renkli desenler yer almaktadır. 


Set içinde bulunan tüm oyunlar eşleştirme paneli ile oynanmaktadır. Eşleştirme paneli, çocuklara oyunları oynadıktan sonra kendi kendilerini kontrol edebilmelerine olanak sağlar. Bu da çocuklara bağımsız bir çalışma ortamı yaratmaktadır. 

Görsel Algı 
Bu kitapta çeşitli çalışmalarla çocukların görsel algı becerilerini geliştirmelerini sağlamak amaçlanmıştır. 


Uzamsal Düşünme 
Bu kitapta çeşitli oyunlarla çocukların uzamsal düşünme yeteneklerinin geliştirilmesi amaçlanmıştır. 



Eğlenceli Bulmacalar 
Bu kitabın amacı çocukların eğlenerek çözecekleri bulmacalarla görsel algı yeteneklerini geliştirmektir. 

Dikkat Egzersizleri 1 
Bu kitapta amaç çocukların farklı oyunlarla dikkat becerilerini geliştirmektir. 

Dikkat Egzersizleri 2 
Bu kitapta amaç çocukların farklı oyunlarla dikkat becerilerini geliştirmektir. 

Dikkat Zamanı 
Bu kitapta eğlenceli oyunlarla çocukların saatler, aylar ve mevsimleri öğrenmeleri amaçlanmıştır. 

Dört İşlem 
Bu kitapta amaç toplama, çıkarma, çarpma ve bölme oyunlarıyla çocukların temel matematik bilgilerini güçlendirmektir. 

Kesirler 
Bu kitapta çocukların kesirler konusunu eğlenerek öğrenmeleri amaçlanmıştır. 

Zekâ Oyunları 1 
Dikkat ve konsantrasyona yönelik bu kitapta amaç, çocukların siyah-beyaz ve benzer şekiller arasındaki farkları ayırt etme yeteneklerini geliştirmektir. 

Zekâ Oyunları 2 
Dikkat ve konsantrasyona yönelik bu kitapta amaç, çocukların siyah-beyaz ve benzer şekiller arasındaki farkları ayırt etme yeteneklerini geliştirmektir. 

Ölçme ve Değerlendirme 
Kitabın içinde bulunan başarı karneleriyle çocukları ödüllendirebilir, çizelgeler sayesinde ise oyunları oynama sürelerini takip edip, gelişimlerini gözlemleyebilirsiniz. 



KİTAPTAN NOTLAR

Öncelikle set ile ilgili yazı hazırlarken biraz tedirgin olduğumu söylemek istiyorum. Bu nedenle seti denemeden yorum yazmak istemedim. Set elime ulaşalı 20 gün kadar bir süre oldu. Bu süre içerisinde sınıfımda bulunan ve Dikkat Eksikliği Ve Hiperaktivite Bozukluğu  tedavisi gören çocuklarımla bireysel olarak çalışmaya başladım. Serbest Etkinlikler dersinde komutları verdikten sonra öğrencilerimi bireysel çalışmaları için zaman tanıdım. Görsel Algı ile başladık çalışmaya…


Setin içerisinde bulunan kontrol paneli yardımıyla çalışmaları kontrol ettik. Kontrol panelinde yer alan altıgen taşları yerine yerleştirmek ve sonucunda çıkan deseni görmek gerçekten çok keyifliydi. Kontrol panelindeki şekilleri görmek ayrıca çocukları keyiflendirdi. Elimde tek set olduğu için çocukları sırayla çalıştırdığımdan beklemeleri biraz  sıkıntılı oldu. Keşke ihtiyacı olan tüm öğrencilerime temin edebilsem setten.


Setin baskı kalitesi ve sayfa yapısını çok beğendim. Renkler çocukların dikkatini çekecek biçimde seçilmiş. Hem çalışmayı yapmak hem de sonucunda kontrol panelinden yararlanarak sağlamasını yapmak keyifli oldu bizim için. Dört işlem ve Kesirler kitapçığı özellikle benim daha çok beğendiğim kitaplar oldular.

Bir de ben öncelikle dikkat eksiliği olan öğrencilerimde çalışma yaptım ancak set yaş grubu içerisinde tüm öğrenciler için kullanılabilir. Ve öğrencinin mevcut yeteneklerini geliştirmek için çalışmalar yapılabilir. Bir eğitimci olarak setin içeriğini beğendiğimi söyleyebilir ve tavsiye edebilirim.

Ayrıca Zekâ Oyunları kitapçığından birkaç bölümü sınıf içinde anlatarak çözdüğümde öğrencilerin farklı bakış açıları geliştirmeleri bakımından uygun olduğunu gözlemledim. Kısacası keyif aldığım ve tavsiye edebileceğim bir çalışma oldu.


HAFIZA SETİ'ni de yeni yeni uyguluyorum sınıfımda.... en kısa sürede onunla ilgili görüşümü de paylaşacağım... 

1 Aralık 2018 Cumartesi

TESS GERRİTSEN – İKİZ BEDENLER



ARKA KAPAK
Dr. Maura Isles, deyim yerindeyse hayatının en tehlikeli olayına tanık olmak üzeredir. Yüzleşeceği seri katil beraberinde çok gizli sırları açığa çıkartacak. Cerrah ve Günahkar adlı romanların devamı olan bu muhteşem gerilim romanında Jane Rizzoli serisinin yeni hikayesine tanık olacağız.



Dr Maura Isles, geçimini kadavraları incelemekle sağlamaktadır. Metropolitan City'de patoloji uzmanı olarak çalışan Isles, normal bir insanın hayatında göremeyeceğinden çok daha fazla ceset görmüştür-bunların çoğu hunharca katledilmiş insanların cesetleridir. Fakat daha önce hiç kanının çekildiği, dona kaldığı, tansiyonunun düştüğü bir vakayla karşılaşmamış olan Maura'nın karşısındaki cesedin duruşu bile onu korkutmaya yetmiştir. Çünkü daha önce önünde uzanan cesetlerden hiç biri onun cesedi olmamıştır.



Her şey ortadadır. Gözleri önünde yatan cesetten daha gerçek bir delil yoktur. Jane Rizzoli'de cesedin Maura'nın evinin önünde ölü bulunduğunu söyler. Cesetteki tüm uzuvlar Maura'nın vucudundakilerle neredeyse örtüşmektedir. Daha da korkunç olanı, Maura'nın ve cesedin doğum tarihi ve kan grubu tıpatıp aynıdır. Şoktaki Maura için son seçenek, DNA testi olacaktır fakat testin sonucu daha da şoke edicidir: Ceset Maura'nın ikiz kardeşidir. Şimdiden karanlık, tehlikeli ve rahatsız edici bir cinayet davasına dönen olay arkasında bir çok karanlık sırrı da barındırmaktadır.



Cevapların peşine düşen Maura, bir sahil ilçesi olan Maine'e gider. Burada da onu korkunç süprizler beklemektedir. Herşeyden daha ürkütücü olanı ise, etrafta kol gezinen seri katilin, cinayetlerine de durmak bilmeden devam etmesidir. Katliamı durdumak ve geçmişi hakkındaki bu karanlık sayfaları aydınlatmaya çalışan Maura'nın ilk işi hiç kimsenin bilmediği, bu güne kadar görmediği gizli annesini bulmak olacaktır.


KİTAPTAN NOTLAR

Blogumu takip edenler fark etmilerdir ki; çoğunlukla aynı başlıklar altında paylaşıyorum okuduğum kitapları. Ancak bu defa kitabın “Arka Kapak” kısmı içeriği çok fazla paylaştığı için “Özet” kısmını atlayarak kitap ile ilgili izlenimlerimi anlatmak istiyorum.


İkiz Bedenler her ne kadar geç kalmış olsam da benim ilk Tess Gerritsen kitabım. Kitap başlangıcından itibaren merak öğelerini üst seviyede tutmakta ve okuyucuyu kolayca içine almakta. Kitabın başlarında Elijah diye bir erkek çocuktan ve onun zarar vermek istediği bir genç kızdan bahsedilmektedir.İlk başlarda konuyla alakasız bir hikaye gibi gelen bu olaylar bütünü eserin sonunda olaya müthiş bağlanmıştır.


Kitabın kurgusu, konu ele alış biçimi, ayrıntıları ustaca birbirine bağlamasını son derece başarılı buldum. Kitap içerisinde verilen otopsi sahnelerindeki ayrıntıları her ne kadar okurken insan içini ürpertse de yazarın mesleki olarak deneyimini de göz önüne sermekte. Sonuç olarak kurgusu, konusu ve sonuç kısmıyla son derece doyurucu bir polisiye, psikolojik ve tıbbi gerilim kitabı olmuş.



Kitap ve yazar ile ilgili biraz araştırma yapınca; İkiz Bedenler’in ,Tess Gerritsen’ın Rizzoli & Isles serisinin 4. Kitabı olduğunu öğrendim. Serinin önceki kitapları olan Cerrah, Çırak ve Günahkar’ı da en kısa sürede edinip okumam lazım.



23 Kasım 2018 Cuma

ELİF ŞAFAK – AŞK

BAŞLARKEN

AŞK'ın hiçbir sıfata ve tamlamaya ihtiyacı yoktur.
Başlı başına bir dünyadır aşk. 
Ya tam ortasındasındır, merkezinde, 
ya da dışındasındır, hasretinde...


ARKA KAPAK
 (Kitabın 35. sayfasından.)
Bundan uzun zaman önceydi. Bir roman düştü gönlüme. Aşk Şeriatı. Yazmaya cesaret edemedim. Dilim lal oldu, kalemimin ucu kör. Kırk fırın ekmek yemeye yolladım kendimi. Dünyayı dolaştım. İnsanlar tanıdım, hikâyeler topladım. Üzerinden çok bahar geçti. Fırınlarda ekmek kalmadı; ben hâlâ ham, hâlâ aşkta bir çocuk gibi toy...
"Hamuş" derdi Mevlâna kendine. Yani Suskun. Düşündün mü hiç, bir şairin, hem de nâmı dünyayı sarmış bir şairin, yani işi gücü, varlığı, kimliği ve hatta soluduğu hava bile kelimelerden müteşekkil olan ve elli binden fazla muhteşem dizeye imza atmış bir insanın, nasıl olup da kendine SUSKUN adını verdiğini?...
Kâinatın da tıpkı bizimki gibi nazenin bir kalbi ve düzenli bir kalp atışı var. Seneler var ki nereye gidersem gideyim o sesi dinledim. Her bir insanı Yaradan'ın emaneti saklı bir cevher addedip, anlattıklarına kulak verdim. Dinlemeyi sevdim. Cümleleri, kelimeleri ve harfleri... Oysa bana bu kitabı yazdıran şey som sessizlik oldu.
Mesnevi'yi şerh edenlerin çoğu bu ölümsüz eserin "b" harfiyle başladığına dikkat çeker. İlk kelimesi "Bişnev!"dir. Yani "Dinle!" Tesadüf mü dersin ismi "Suskun" olan bir şairin en kıymetli yapıtına "Dinle!" diye başlaması. Sahi, sessizlik dinlenebilir mi?
Bu romanda her bölüm aynı sessiz harfle başlar. "Neden?" diye sorma, ne olur. Cevabını sen bul. Ve kendine sakla.
Çünkü öyle hakikatler var ki bu yollarda, anlatırken bile sır kalmalı.
A. Z. Zahara
Amsterdam, 2007



ÖNSÖZ

“Bir taş nehre düşmeyegörsün, pek anlaşılmaz etkisi. Hafif.ten aralanır, dalgalanır suyun yüzeyi. Belli belirsiz bir tıp sesi çıkar; duyulmaz bile akıntının ortasında, kaybolur uğultu.da. Hepi topu budur olduğu olacağı.


Ama bir de göle düşsün aynı taş… Etkisi çok daha kalıcı ve sarsıcı otur, O taş var ya o taş, durgun sulan savurur. Taşın suya değdiği yerde evvela bir halka peyda olur; halka tomurcuklanır, ol tomurcuk çiçeklenir, açar da açar, katmerlenir. Göz açıp kapayıncaya kadar, ufacık bir taş ne işler açar başa. Tüm yüzeye yayılır aksi, bir bakmışsın ki her yeri kaplamış. Çemberler çemberleri doğurur, tâ ki en son çember de kıyıya vurup yok oluncaya dek.

Nehir alışkındır karmaşaya, deli dolu akışa. Zaten çağlamak için bahane arar ya, hızlı yaşar, çabuk taşar. Atılan taşı içine alır; benimser, sindirir ve sonra da unutur kolaylıkla. Karışıklık onun doğasında var, ne de olsa. Ha bir eksik ha bir fazla.

Gel gelelim göl hazır değildir böyle aniden dalgalanmaya. Tek bir taş bile yeter onu altüst etmeye, tâ dibinden sarsmaya. Göl taşla buluştuktan sonra bir daha asla eskisi gibi olmaz, olamaz.” (s. 11)



ÖZET

Romanımız 17 Mayıs 2008 tarihinde Boston’da başlamaktadır. Ella Rubinstein Yahudi bir aileye mensup, kırk yaşına basmak üzere olan bir ev kadınıdır. Kocası David ünlü bir dişçidir. Kızları Jeannetta üniversitededir. İkizleri Orly ve Avy ergenliğin başındadır. Ella’nın hayatı evliliği ve çocukları üzerine kuruludur. Viktorya tarzı, büyük, krem rengi bir evde, ailesi ve köpeği ile yaşayan Ella’nın hayatı görünürde sorunsuzdur.
Üniversite okuyan Ella üniversite okumuş, ancak evlendikten sonra hiç çalışmamıştır. Çocuklarının büyümesinin ardından eşi aracılığı ile bir yayınevinde editörlük işi bulmuştur. 

Ella’nın ilk işi Sufi bir yazar olan A.Z. Zahara’nın Aşk Şeriatı adlı kitabıdır. Yazarın kitabın 300 sayfalık nüshasını gönderirken yazmış olduğu satırlar Ella’yı derinden etkiler.Ella okuduğu “Zira her ne kadar bazıları aksini iddia etse de, aşk dediğin bugün var yarın yok cici bir histen ibaret değildir.”(s.31)  ve “…gün gelir “romantik” kelimesini bir suçlama gibi kullananları dahi kıskıvrak yakalar aşk.”(S.31) cümlelerinin tam tersini kısa süre önce kızına söylemiştir.

Ella, okuduğu kitapla birlikte 13.yy Anadolu’suna gider. Bitmek bilmez iktidar mücadeleleri ile dini çatışmaları içerisindeki Anadolu’ya… Mevlana’nın yaşadığı Konya’ya…  Aşk Şeriatı bir katilin maktulün arkasından yaptığı konuşmayı içeren bir “önsöz” ile başlar, tıpkı Aşk gibi…

“Bugün artık yaşamıyor.  Çoktandır ölü. Ama nereye gidersem gideyim, gözleri benimle; semada asılı iki meşum, kapkara yıldız taşı gibi parlak beni takip etmekte. …. Birini öldürdüğün zaman, muhakkak ki ondan bir şeyler bulaşır sana: bir resim, bir koku, bir nefes… bir ah, bir lanet, bir ses… “Maktulün bedduası” derim ben buna. Bedenine yapışır kalır. Başlar oymaya, tenini delip geçercesine. Ta ki yüreğinin derinliklerine sızana değin. ….
Her maktul katilinde yaşamaya devam eder. Kabil Habil’i öldürdükten kelli, hiçbir katil kurtulamamıştır kurbanının emanetini yüklenmekten…” (S.39)


Ardından Aşk Şeriatı’nın ilk bölümü “Toprak” başlar. Şems Semerkant yakınlarında bir kervansarayda öteki âlemlerin içine çekilip, Mevlana’nın hayalini gördüğünde yıl 1242’dir. Şems o dönemlerde gezgin bir derviştir.

Bu bölümden itibaren roman günümüz Boston’u ile 13.yy. Anadolu’su arasında gelir gider.

Ella bir taraftan Aşk Şeriatı’nı okuyup, A.Z. Zahara ile yazışırken; bir taraftan da hayatını sorgularken; Şems kendisini Mevlana’ya yürütecek yolda önce Efendi ile Bağdat’ta karşılaşır. Buradaki zaviyede kalmaya başlar. Şems bu tekkenin ruhdaşını bulmasında aracı olacağını bilmektedir.

Çok geçmeden Bağdat’a Kayseri’den Şeyh Seyyid Burhaneddin’den bir mektup gelir. Mektubunda ölümünün yaklaştığını bildirerek önce hocası, sonra mürşidi ve öğrencisi olduğu Mevlana’nın aradığı yoldaşın zaviyelerinde olduğunu düşündüğü yazmaktadır. Zira Mevlana burayı rüyasında görmüştür. Ancak bu iki yoldaşı buluşturmanın tehlikesi değişime uğrayacak Mevlana’nın muhalifleridir. Bu görev Konya’ya gidecek zatın dönememesi anlamına gelmektedir.

Baba Zaman, mektup üzerine zora düşer. Mektupta bahsedilen şahsın Şems olduğunu anlayan Baba Zaman çok sevdiği Şems’e kıyamaz, O’nu Mevlana’ya gönderme işini kıştan bahara, erteler. Ancak baharda Şems Mevlana’ya doğru yola çıkar..

Bu arada Ella ile Zahara yazışmaları hızla devam eder. Bu yazışmalardan zamanla “aşk” doğar.


“Bu hikayede benim payım ipekböceğininkine benzer. Rumi ipektir, ilmik ilmik örülecektir. Vakit tamam olunca ipeğin bekası için ipekböceğinin ölmesi gerekir”(s. 111)


KİTAPTAN NOTLAR

Elif Şafak’ın Aşk’ın 2013’de okumuştum. Üzerinde çok konuşulan, çok da eleştirilen kitaplardan olduğundan mıdır bilmem blogumda paylaşmaya çok da istekli olamadım.

Elif Şafak tüm eleştirilere rağmen benim kalemini sevdiğim yazarlardandır. Uzun cümlelerini kullandığı kelimeleri severim. Son dönem kitaplarını pek de başarılı bulamasam da Baba ve Piç, Araf, Bit Palas, Mahrem ve Pinhan sevdiğim kitaplarındandır. Ustam ve Ben için de bir tık...

Kitabın yazıldığı ve çok popüler olduğu dönemde Mevlana ve Şems ile ilgili kitapların da satışında büyük artış görülmesi kitabın pozitif taraflarından. Ancak tarihi ve önemli karakterler ile ilgili yazılan kitaplarda okuyan kişileri de yanlış ve yanlı yönlendirmesi riski bakımından doğru bilgi aktarımının çok önemli olduğunu düşünüyorum. Romanlar her ne kadar kurgu olsalar da bir üre sonra gerçek olma bile bizler o tarihi şahsiyeti öyle düşünme eğiliminde oluyoruz. Bu konuda acaba yeterince araştırma yapılmış mıdır diye düşünmeden edemiyorum. Ben Ahmet Ümit’in Bab –ı Esrar’ı ile Aşk’ı kısa aralıklar içerisinde okumuş iki farklı Şems ile tanışmış, acaba hangisi daha gerçek diye düşünmeden de edememiştim.

Bunun yanında kitabın akışlı bir dili olduğunu, kurgunun sürükleyici olduğunu söylemeden geçemeyeceğim. İnsan eline aldığında günümüze ve tarihe yolculuk yaparken sayfaların nasıl geçtiğini anlamıyor.

Sonuç olarak tartışmalara yol açsa da okunabilir bir kitap olduğunu düşünüyorum. 


18 Kasım 2018 Pazar

ALLAN PEASE – BEDEN DİLİ (BODY LANGUAGE)



ARKA KAPAK

1970' li yıllara kadar üstünde çok fazla düşünülmeyen ancak sezgiler olarak ifade edilen duyumsamaları fark eden davranış bilimciler vücut hareketlerinin insan ilişkilerindeki etkinliğini fark ettiler. Bir mesajın toplam etkisinin yaklaşık % 7 ' sini sözel (sadece sözcükler) % 38' ini de sözel olmayan öğelerden oluştuğu tespit edilmiştir. Bireyin davranışlarını çözümlerken sadece hareketi yorumlamanın sakıncalarına dikkat çeken Allan Pease farklı bir yaklaşımla birbiri ardına yapılan hareketleri gruplamış ve bu grupların toplu değerlendirmelerini de yapmış. Resimlerle canlandırılan yorumlar kitabın rahat okunabilir ve anlaşılır olmasını sağlamış. Beden Dili son dönemde iletişim konusunda yazılan en iyi kitaplardan biri.


KİTAPTAN NOTLAR

Rota yapım ve yayıncılığın 2002’de 5. Basımını yaptığı Siyah – Beyaz Seri’yi göreve başladığım ilk yıllarda set olarak almıştım. Seri 16 kitaptan oluşmakta. Beden Dili benim o dönemde ilk dikkatimi çeken ve ilk okuduğum kitabı olmuştu serinin. 


Kitap bedenimize ve yaşamımıza dair 18 bölümden oluşmakta.
Serinin içerisinde en iyi hazırlandığını düşündüğüm kitap olmasının sebebi anlatılanların bolca görsel ile anlatılması. Google’a Beden dili görsellerine girdiğinizde karşılaşacağız görsellerin pek çoğunun kitaptan alıntı olması çizimlerin de başarılı olduğunun bir kanıtı bence.


Her ne kadar Beden Dili kültürel farklılıklar gösterse de dünyanın artık büyük bir köy olduğunu göz önünde bulundurursak; yazarın ifadelerinin ve psikolojik çözümlemelerinin genel geçer olduğunu da kabul etmek gerektiğini düşünüyorum. Kişisel Gelişim kitaplarını okumayı seven kitap kurtlarına ya da benim gibi Kişisel Gelişim kitaplarını biraz sıkıcı bulanlara görsellerini de göz önünde bulundurarak tavsiye ediyorum.


Kitabı okuduktan sonra çevrenizde görsellere uygun beden dili hareketlerini aramaya başlayacağınızı da garanti ediyorum.

11 Kasım 2018 Pazar

NİKOLAY VASİLYEVİÇ GOGOL – ÖLÜ CANLAR

MERHABALAR,

KİTABA BAŞLARKEN;
"Hayat dediğimiz ne?Acıların yer aldığı bir vadi. Dünya dediğimiz? Duygusuz insanlar kalabalığı."
“Ah, Rus Milleti! Bir türlü eceliyle ölmeyi beceremez!” (Sayfa 170)

ARKA KAPAK
Zengin olmak için akıl almaz bir plan yapan Çiçikov, sahip oldukları köylü sayısı üzerinden vergi ödemek zorunda olan toprak sahipleriyle görüşür. Rusya’daki önemli bir kanuni boşluk sayesinde, sadece resmi kayıtlarda yaşıyor görünen köylüleri kâğıt üzerinde satın almak ister. Ölü canlar üzerinden yapılan pazarlıklar, karikatürize edilmiş karakterlerle daha da çarpıcı hale gelir ve okurun aklında tek bir soru oluşur: Artık yaşamayan birinin sahibi kimdir?


Gogol’ün, Puşkin’in önerisiyle İlahi Komedya’dan esinlenerek yazdığı ve zengin olma hayalinin peşinde karanlık yollara sapmanın kolay ve alışılagelmiş olduğunun gösterildiği bu eseri, Uğur Büke’nin özenli çevirisiyle sunuyoruz.


19 yy.’ daki Çarlık Rusya’sında Pavel Ivanovic Çiçikov, her ne kadar farklı tanıtsa da yaptığı dolandırıcılıklardan dolayı gümrük dairesinden kovulmuş, işsiz güçsüz, düzenbaz biridir. Serflik sistemi kaldırılmadan önce; toprak sahipleri sahip oldukları köylü sayısına göre devlete vergi ödemekteydiler. Köylü sayımları dört yılda bir yapılmakta ve nüfustan düşme işlemi de buna istinaden dört yılda bir yapılmaktaydı. Toprak sahipleri köylülerini teminat olarak göstererek devletten para alabilmekteydiler. Bu durumu bilen Çiçikov bir plan yapar. 
Kendisini de zengin, nüfuzlu bir devlet görevlisi gibi tanıtan Çiçikov, tanıştığı toprak sahiplerini cüzi bir para karşılığında sayımdan sonra ölmüş, diğer sayıma kadar vergisi ödenecek “ÖLÜ CANLAR” dan kurtarmak ister. Amacı hem zengin bir toprak sahibi gibi görünmek, iyi bir evlilik yapmak hem de ölü canları teminat göstererek devletten para almaktır.
Çiçikov N. adlı kasabaya gelir. Öncelikle  geldiği kasabada kaldığı handa o bölgenin ekonomik durumunu, toprak sahiplerinin adlarını, devlet memurlarının karakterlerini ve köylülerinin sayısını öğrenir. Yanındaki arabacısı Selifan ve Uşağı Petruşka da ona yardımcı olur.  

Kasabanın eşrafı Çiçikovun girişkenliğine, sevimli mizacına aldanır; onu çiftliğinde çalışacak işçi arayan bir toprak sahibi sanarak aralarına alırlar. Çiçikov farklı biçimlerde tanıtıp, sevimli göstererek kendisini ileri gelenlerin evlerine yaptıkları eğlencelere davet ettirmeyi de başarır. Çiçikov toprak sahiplerini ölü canların vergi yükünden kurtarma bahanesi ile pek çok ölü canı satın alır. Silik ve şahsiyetsiz, Manilov’dan Kumarbaz, yalancı ve sarhoş Nozdrov’dan, kaba saba Sobakeviç’den ve pek çok toprak sahibinden ölü canlar alır. 


Ancak sonraları satın aldığı ölü canların eski sahipleri yavaş yavaş da şüpheye düşmeye başlar. Vergi yükünden başka bir işe yaramayan ölü canları Çiçikov ne yapacaktır. Çiçikov’un kendisine az para ödediğinden şüphelenen yaşlı bir toprak sahibi olan merhum bakanlık kâtibinin karısı Korobaçka Çiçikov ile ilgili ileri geri konuşarak insanların şüphelerini Çiçikov üzerine çeker. 
Dedikodular üzerine kentin ileri gelenleri polis müdürünün evinde toplanırlar. Çiçikov’un gerçekte kim olduğu ile ilgili iddialar ortaya atılır. Nozdrov’un söyledikleri büsbüütn ortalığı karıştırır. Kimileri onun valinin güzeller güzeli kızıyla evlenmek istediği iddiasını ortaya atar. Hatta Çiçikov bazılarına göre Valinin kızını kaçıracaktır. Bazıları da onun bir casus, hatta kılık değiştirmiş Napolyon olduğunu söyler. Çiçikov alelacele hazırlanır, kasabadan ayrılır ve aynı senaryoyu oynayacağı bir diğer kasabaya doğru atlı arabasını sürer. 
2 ve 3. ciltleri de kitabımızda...


“Rus halkı lafı gediğine tam koyar! Eğer birisine lakap uydurulmuşsa, o lakap bütün sülalesine yayılır, nereye giderse gitsin, ister memur olsun, ister emekli, ister Petersburg’a isterse dünyanın bir ucuna gitsino lakap peşini bırakmaz. Sonrasında her türlü kurnazlığa başvursa da, her yolu deneyerek, hatta parayla yazıcı tutup eski knyaz kütüklerinden sildirmeye çalışarak kurtulmaya çalışsa da hiçbir şey fayda etmez. Ne de olsa karga olanca sesiyle bağırıp yerini belli eder. Yakıştırılan lakap aynı yazı gibidir. Ne kazınır ne de baltayla kesip atılır.” (Sayfa 135)


ALINTILAR
“Ne olursa olsun, gençliğin neden olduğu boş hayallere değil, sağlam bir temele dayanmadığı sürece insanın hedefi tam olarak belli olmaz.” (Sayfa 181)
“Kadınların karakter olarak erkeklere göre daha zayıf ve güçsüz oldukları olaylar vardır ama yeri geldi mi yalnızca erkeklerden değil, dünyadaki her şeyden daha sert oldukları da gerçektir.” (Sayfa 211)
“Aptalın sözü ne kadar aptalca olursa olsun bazen akıllı birinin kafasını karıştırmaya yeterlidir.” (Sayfa 214)
“Korku bulaşıcılıkta vebadan daha tehlikelidir, anında yayılır.” (Sayfa 238)
“Yol sözcüğü nasıl da tuhaf, insanı çeken, alıp götüren muhteşem bir sözcüktür!” (Sayfa 271)
“…para dünyadaki en güvenilir şeydir.”( (Sayfa 276)


KİTAPTAN NOTLAR
Koridor Yayınlarının bez ciltli hazırlamış olduğu klasikler serisinden pek çok kitap aldım. Daha önce Franz Kafka’nın “DAVA”sını da yorumlamıştım kendimce. Kitapların baskısı, kağıt kalitesi ve kapağı gerçekten güzel. Ancak daha önce İletişim Yayınlarından almış olduğum Savaş Ve Barış, Suç Ve Ceza, Anna Karenina, Oblomov… gibi klasiklerin önsöz ve sonsözlerinde kitap  ve yazar ile ilgili ayrıntılı bilgileri okumak kitabı, kitabın yazıldığı dönemi ve ayrıntıları anlamak son derece güzeldi. Her ne kadar bez cilt görüntü olarak bir adım önde olsa da sanırım klasikleri İletişim Yayınlarından almak kitabı özümsemek isteyen okuyucu için daha doğru olacak diye düşünüyorum. Ya da belki Koridor Yayınları yeni basımlara bu tarz bilgiler ekleyebilir.
Kitabın ilk cidinin yazımının ardından yazar 3 cilt olarak tasarladığı seriyi tam anlamı ile tamamlamamış. Kimi kaynaklar sağlık sorunlarından kimisi de gelen ağır eleştirilere bağlı olduğunu belirmekte. Yazarın sağlığında basılmamış, el yazmaları ile 2. Ve 3. Ciltler eklenmiş. Fakat 2. Ve 3. Ciltte eksik bölümler, eksik sözcükler bolca bulunmakta. Bu durum kitaptaki notlar ve eklemeler dışında olsa da maalesef bazı bölümlerin anlaşırlığını eksik kılmış.



Yazar zaman zaman romanı keserek okuyucuya seslenmiş, bazen oldukça uzun gelebilecek betimlemeler ile özellikle Rus halkı ile ilgili hiciv içeren yorumlarını yapmıştır. Bu kısımlar benim kitapta en çok sevdiğim kısımlar oldu. 
Yazar kitabında karakterler aracılığı ile dönemi, Rus halkını, Rus köylüsünü oldukça mizahi bir dil ile eleştirmiş. Edebiyat tarihçilerinin iddiasına göre yazar üç cilt olarak tasarladığı eserin ilk cildinde adeta bir kolay yoldan para kazanma hayali kuran dolandırıcılar geçidi tasarlamıştır. İkinci ciltte ise; Rus insanının olumlu taraflarını işleyerek insanına olan umudu işleyecektir. Ancak yazarın hastalığı da ömrü de yetmemiştir maalesef… Keşke okuma imkânımız olabilseydi. 

NOT: İLK GÖRSEL ALINTIDIR.
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...